Mürit Kefer

Mürit Kefer’in Hatıra Defteri

” Felsefenin en önemli ve zor sorunu, dünyayı bir tanrının yaratıp yaratmadığı sorunudur. Ruh denilen şeyle dünya arasında nasıl bir ilgi var? Bütün felsefe tarihi bu soruların çevresinde döner durur.” 1
Yukarıdaki itiraf, 1804-1872 yılları arasında yaşamış ve materyalizmin babası olarak bilinen tanrıtanımaz Alman filozof Ludwig Feurbach’a aittir ve söylediği gibi aslında soru insanlığın sorusu, sorun insanlığın sorunudur!
Dünyayı bir tanrı mı yarattı ? Devamı »

1976, Ankara. Üniversite öğrencisiyim ve kendim gibi materyalist iki arkadaşımla birlikte bir apartmanın bodrum katında yaşıyorum.
Bir akşamüzeri evden telgraf geldi, babam hastaymış. Gittiğimde onu devlet hastanesindeki bir koğuşta yatar buldum. Sordum, kansermiş. Doktorlar Allah’tan ümit kesilmez diyorlardı. Ne demek istediklerini iki ay sonra daha iyi anladım. Geceler boyu başında durmam fayda etmedi ve bir gece sabaha karşı öldü.
Öldüğünde daha kırk iki yaşındaydı. Ağladım mı? Evet ağladım, materyalizm acı çekmeye ve ağlamaya engel değildir.
Kim demiş zaman her derdin çaresidir diye? Günler aylar geçti, acım geçmedi. Babam artık yok öyle mi? Peki ama neden herkes benim kadar üzgün değil? Devamı »

Dünyayı bir Tanrı mı yarattı?
Evet!
Tuhaf, peygamberler kendileri de görmedikleri halde bu soruya nasıl evet diyebiliyorlar?
Bence bazı insanların tanrıya inanmıyor olmasının nedeni bu tuhaflıktır ve kolay anlaşılır bir cevabı da yoktur. Dinler tarihinde bu tuhaflığın başka bir adı sırdır.
Bazılarımız bu sır duygusunu sever. Onlara göre bu durum din kavramının tabii bir gereğidir. Yine bu ezeli sır karşısında kimilerimiz çaresiz, kimilerimiz umursamazdır.
Peki ama ya bilim? Bilim insanlık onuru adına sırrın ezeli düşmanıdır ve hayır diyerek haykırır;
“ Maddi varlıklardan ibaret olan şu evrende bilinemeyecek tek bir şey bile olmadığı gibi, insanın bilme yeteneğinin de sınırı yoktur. Bu nedenle ilke olarak kabul edilebilir ki, mutlak gerçek tüm olarak bilinebilir. Bireylerin veya kuşakların bilgi seviyelerinin çeşitli koşullarla sınırlı olması bu gerçeği değiştiremez.” 1 Devamı »

Son Peygamberden aktardığı 5374 hadis ile en çok hadis rivayet eden yedi kişinin başında gelen Ebu Hüreyre şöyle diyor;
“ Peygamberden iki kap dolusu ilim belledim. Bunlardan birini açığa vurup söyledim. Diğerine gelince, onu söyleyecek olsaydım benim boynumu vururdunuz!” 1
Ebu Hüreyre Son Peygamberin ilminden haber vermektedir ve hadisin altında verilen açıklamada şöyle denir;
“ Ebu Hüreyre’nin açığa vurduğu ilmin ne olduğu aktardığı hadislerden bellidir. Acaba sakladığı neydi? Bazıları; İleride Müslümanların başına gelecek karışıklıklara ait Peygamberin haber verdiği bilgiler idi derler. Bazıları da; Peygambere duyulan sevgi ve yakınlığın bir sonucu olarak sadece ilim ve irfan ehlinin vakıf olduğu, yabancı olanların idrakinden saklı kalmış esrarlı bir ilimdir, derler. Doğrusunu Allah bilir.” Devamı »

“ Rabb’iniz Allah hakkındaki şu anlayışınız yok mu? İşte sizi o perişan etti. Bu yüzden hüsrâna düşenlerden oldunuz. Fussilet 41/22”
Kimdir o Allah hakkındaki anlayışı yüzünden perişan olanlar?
İnananlara sorarsanız, görmediğine inanmayan biz materyalistlerizdir.
İyi de bu büyük bir haksızlık değil mi? Normalde görmedikleri hiçbir şeye kendileri de inanmadıkları halde, söz konusu Allah olunca nasıl inanıyorlar? Hadi inanıyorlar, nasıl oluyor da bu gariplikten dolayı bir de anlayışlı ve cennetlik olmuş oluyorlar?
Hayır, bu hiç normal değil. Bu anlayış meselesinde bazı yanlışlıklar var ve tartışacağız. Nereden başlayalım? Örneğin, bin beş yüz yıldır cahil ve anlayışsız olmakla suçladığımız Mekke’nin cahilleri olabilir mi? Devamı »

İslam tarihinde iman hadisi olarak bilinen bir hadis var ve Haz. Ömer’in oğlu Abdullah anlatıyor;
“ Babam Ömer şöyle anlattı,
Ben Peygamberin yanında oturuyordum. Derken elbisesi bembeyaz, saçları simsiyah bir adam yanımıza çıkageldi. Üzerinde, yolculuğa delalet eder hiçbir belirti yoktu. Üstelik içimizden kimse onu tanımıyordu da. Gelip Peygamberin önüne oturdu ve dizlerini dizlerine dayadı. Ellerini dizlerinin üstüne hürmetle koyduktan sonra sordu,
- Ey Muhammet iman nedir? Peygamber açıkladı,
- Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahret gününe inanmandır. Kadere, yani hayır ve şerrin Allah’tan olduğuna da inanmandır. Yabancı yine sordu,
- Ya İslam nedir? Devamı »

Sayfalar:1234567

Kapat
E-posta ile paylaş