Mürit Kefer

Mürit Kefer’in Hatıra Defteri

Peygamber, düşüncelerde gizlenen niyetleri hatırlattı.
– Çünkü o da kardeşini öldürmek istiyordu! ” 8
***
İşler genellikle niyetlere göre belirmektedir ve kötü işlerin olmaması için, önce niyetlerin kötü olmaması gerekir. Ve kötü niyet, sadece adam öldürmeyi veya hırsızlık yapmayı düşünmekten ibaret değildir.
İnsanın insan olmakla kıymetli olduğu, Allah’ı bilmekle değer kazandığı bir anlayışta, sınıf farkına veya kuvvete dayalı bir ayrıcalık ve üstünlük duygusu da hakim olamazdı. Çünkü tevazuu unutan kulluğu, kulluğu unutan da Allah’ı unutmuş oluyordu. Allah’ı unutmaksa şirke düşmek demekti. İnsanlar bunun adına kibir diyordu ve Peygamber, Araplar arasında hâlâ pek yaygın olan bir moda görüntüyü sertçe eleştiriyordu.
“ Geçmişte kendini beğenen bir kişi, elbisesini kibirle büyüklenerek sürüdüğü sırada yere batırıldı. O, kıyamet gününe kadar yerin dibine girecektir. Kim eteklerini sürükleyerek kibirlenirse, kıyamet gününde Allah ona rahmet nazarıyla bakmaz.” 9
“En yakın dostu Haz. Ebu Bekir, yaratılışı gereği bir omuzu düşük yürürdü ve bu sözleri duyunca endişelenip sordu,
- Ey Allah’ın Resulü! Eğer ben toplamaz isem, benim eteğimin bir kenarı muhakkak yerde sürünür.
Son peygamber yakın dostunu iyi tanırdı ve şöyle cevap verdi,
- Senin elbisenin sürünmesi kibirden değildir!” 10
Kötü niyetlerle yapılan kötü işler günah, kötü niyetlerle yapılan iyi işler de kıymetsizdi ama, niyetler Allah için olunca basit gibi görünen bazı işler, kıymetli bilinen bazı işler kadar kıymetli olabiliyordu. Hâttâ bu kıymetli işler ibadet bile olsa! İşte bir hatıra daha,
“ Sıcak bir günde seferde idik. Konak yerine indik. Kimimiz oruçlu, kimimiz değildik. Oruçlu olanlar, elbiselerinin gölgesine bürünüp takatsiz çöktüler. Oruçsuzlar hayvanları suladılar, yemek hazırlığı yaptılar ve diğer hizmetleri gördüler. Bunun üzerine Peygamber,
- Bugün oruçsuzlar tam ücret alıp gittiler, buyurdu.” 11
Aynı manayı, başka bir konuşmasında şu cümlelerle dile getiriyordu,
“ - Kimsesizlerin, çaresizlerin ve yoksulların yardımına koşan bir Müslüman veya Allah yolunda çarpışan bir asker, bütün gece namaz kılan, yahut bütün gün oruç tutan kimse gibidir.” 12
Ve bazen, yaralanan veya hasta düşen kimileri bu savaşlara gelemiyordu. Kimileri de şehirde korumaya kalmak zorunda idiler. Peygamber Tebuk seferinden dönerken, niyetlerin önemini bir kez daha hatırlattı.
“- Arkada bıraktığımız bazı insanlar vardır ki, dereler tepeler aştığımız şu yorucu seferin sevabında bizimle ortaktırlar. Çünkü onları bizimle beraber olmaktan görevleri veya özürleri engelledi.” 13
Peki ama iyi niyetli olmakla iş bitiyor mu, hayır!
“ İkisi de mümin olsa bile, çalışanla oturan bir olur mu? Nisa 4/95 ”
***
Peygamberin gelişigüzel aptes alanları niçin uyardığını şimdi anlıyorum. Çünkü aptesin maksadı sadece uzuvları temizlemek değil, o uzuvlarla davranışa dönüşen niyetleri de temizlemektir. Elleri yıkamak ve harama el uzatmamak, gözleri yıkamak ve yasağa bakmamak, kulakları yıkamak ve kötüyü duymamak.
Bir insanın ayaklarını kötü yıkaması, kötü bir davranışa gitmemeyi unuttuğunun habercisi olabilir. Anladım, Peygamber amellerin kusurundan değil niyetlerin kusurundan korkmaktadır.
***
Artık Takkecinin hikayesine geri dönebilirim.

Sayfalar: 1 2 3 4 5

Bu Yazıyı Paylaşın | Bu yazıyı yazdırın | PDF olarak kaydedin

Kapat
E-posta ile paylaş