Mürit Kefer

Mürit Kefer’in Hatıra Defteri

Abdullah, yirmi iki yaşında çok genç öldü. Oğlu Muhammedi göremedi. Altı yaşında iken annesi Amine’yi de kaybeden Son Peygamber, dokuz yaşına kadar büyükbabası Abd’ül Muttalibin yanında, onun ölümünden sonra da büyük amcası Ebu Talibin yanında büyüdü.
Töreler mirası büyüğe bıraktığı ve babası da çok genç öldüğü için, Son Peygamber ne dedesinin malından, ne de Kabe’deki görevlerin getirdiği ayrıcalıklardan hiç yararlanamadı.” 3
Bu bilgilerden sonra, Son Peygamberin cehennemde gördüğü Amr bin Luhay’ı ve Mekke’nin cehaletini biraz daha yakından tanıyabiliriz.
Hadisin ekinde şunlar anlatılıyor;
“ Yemen, Saba melikesi Belkıs’ın güzel ülkesi. Güneşe taparlarken kraliçeleri Belkıs’la birlikte Haz. Süleyman’ın dinine girdiler. Belkıs, Sebe olarak da bilinen büyük yerleşim merkezi Merib’de iki dağın arasına taş, kum ve zift ile büyük bir baraj yaptırdı. Yağmur suları ve çevredeki dereler bu barajı doldurdu. Bu suyla sulanan Sebe bahçeleri cennet bahçeleri gibi oldu. Bir zaman sonra Sebe’liler nankörlük etmeye başladılar. Süleyman’dan sonra gelen Peygamberlerden yüz çevirdiler. Fakat baraj bir gün yıkıldı ve sel suları Sebe bahçelerini mahvetti. Susuz kalan Sebe bahçeleri kurudu. Sebeliler boy boy etrafa göç etmeye başladılar. Cefne kabilesi Şama, Lahm oğulları Irak’a, Evs ile Hazrec kabileleri Medine’ye, Huzai kabilesi ise Mekke’ye yerleşti.
Huzaa, bir şeyden ayrılan parça demektir. Ebu Hüreyre’nin naklettiğine göre, Kabe’de Haz. İbrahim’in bildirdiği tevhit inancını ilk bozan ve putları ilk diken Huzailerden Amr bin Luhay oldu. Amr bir ara Şama gitmişti. Yolu üzerindeki Maab şehrinde Amalikalıların bazı putlara taptıklarını gördü. Bu putlardan kuraklık zamanlarında yağmur, savaş zamanlarında yardım isteniyordu. Onlardan aldığı Hübel isimli bir putu getirip Kabe’ye dikti ve halkı bu puta ibadet etmeye çağırdı. Daha sonra Lat putunu da getiren ve Saibe, Bahire, Vasi, Ham gibi isimlerle bilinen hurafe adakları icat eden odur. Ancak Huzaa oğulları çok iyi idareci idiler. Amr’ın her hac mevsiminde on bin deve kestiği, on binlerle elbise dağıttığı söylenir. Bu nedenle, kurdukları hurafelerle dolu yönetim biçimi üç yüz yılı aşkın bir süre devam etti.”
Peki, yönetim Huzailerden son Peygamberin atası Kusay’a, yani Kureyş kabilesine geçtikten sonra işler düzelmiş mi?
Hayır! İbrahim’in inşa ettiği Kabe hâlâ duruyordu ama inşa ettiği anlayış kaybolmuştu, bulunamıyordu. Kabe her yıkıldığında tekrar yapılabiliyordu ama, toplumların anlayışını yapılandırmak kolay değildi. Doğru bilgi, taş gibi kolay bulunan bir nesne değildi. Bu nedenle düzen eskisi gibi devam etti. Hâttâ biraz daha bozularak.
“ Kureyşliler Yemen kralı Ebrehe’nin Mekke’yi kuşatmasından biraz önce ya da biraz sonra, tarihte Hums diye bilinen yeni bir adet ortaya koydular. Hums, Arapça hamaset, yani kahramanlık kökünden bir kelimedir. Bunlar;
- Biz İbrahim evladıyız, Mekkeliyiz ve Kabe’nin sahibiyiz. Diğer Arap kabileleri bizim sahip olduğumuz şeref ve haysiyete sahip değillerdir. Bu nedenle biz sahip olduğumuz bu şerefin itibarını korumalıyız. İbadet ve ziyaret yerlerine halk ile birlikte yan yana omuz omuza gidip gelmek bizim kıymetimizi düşürüyor, diyorlardı. Böylece Kureyşliler Haz. İbrahim tarafından konulduğunu bildikleri halde Arafatta vakfe etmeyi tereddüt etmeden terk ettiler. Halk topluca Arafatta dururken, onlar Müzdelifeye gider orada dururlardı. Kinane oğulları, Amr oğulları, Sakif ve Huzailer de bu konuda onlara iştirak ettiler.
Daha sonra bununla da kalmayıp, Mekke dışından ziyarete gelen hacılara yeni kurallar getirmeye başladılar. Dışarıdan gelen her hacı, Kabe’yi ancak asilzadelere mahsus yeni ve güzel bir elbise ile ziyaret etmeliydi. Kim günlük elbisesi ile ziyaret ederse, artık o elbise günahla kirlenmiş sayılır, atılırdı. Artık kimse giyemezdi. Niyetleri belki sadece ibadete hürmeti arttırmaktı ancak sonuçları iyi olmadı. Halk fakirdi. Bu kuralın bir sonucu olarak, ziyaret için yeni ve güzel bir elbise bulamayanlar çıplak ziyarete mecbur edildiler.

Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7

Bu Yazıyı Paylaşın | Bu yazıyı yazdırın | PDF olarak kaydedin

Kapat
E-posta ile paylaş