Sadece inanan, ama bilmediğini bilen insaf sahibi Müslümanların bu tartışmada şimdilik tarafsız kalmalarını istirham ederim. Çünkü tartışmamız inananlarla değil, “Hayır, benim dediğim doğru!” diyen şeytanladır.
Bana göre Müslümanlar bilimle tartışmadan önce kendi dinleriyle tartışmalıdırlar. Hem Osmanlıyı savunacaksınız, hem de onun savunduğunu inkar edeceksiniz! Böyle anlamsız bir tutarsızlık olur mu? Ya Osmanlıyı ve şeyhülislamların bile özel fetva ile tasdik ettiği Muhiddin-i Arabi’yi inkar edeceksiniz, ya da oturup inançlarınızı yeniden gözden geçireceksiniz.
Bu özeleştiriyi yapmak zorundayız ve ben şimdi bunu yapacağım.
***
Âdem kimdir? Kutsal kitapların bildirdiğinin dışında hiç kimsenin bu konuda bilgisi olamaz, yok da!
Şu halde gelin şu kutsal kitapları dikkatlice bir daha okuyalım.
“Ve gökler, ve yer ve onların bütün orduları tamam olundu. Ve Allah, yaptığı bütün işi altı günde bitirip yedinci günde istirahat etti. Ve Allah, yedinci günü mübarek kıldı ve onu takdis etti. Çünkü Allah, yaratıp yaptığı bütün işten o günde istirahat etti. Tekvin 1/ 1-3”
Son Peygamber Tevrat’ın bu sıralamasına itiraz eder. Peygamberin itirazı neyedir? İnsanın hayvan kategorisine dahil ediliyor olmasına mı? Yoksa Allah’ın yorulmuş olmasına mı?
Bazı Müslümanlar, Peygamberin yedinci günde insanın yaratıldığını söylemesinden, insanın hayvandan bağımsız olarak yaratıldığı anlamını çıkarırlar.
Hangi hakla? Kuran’ın hangi ayetine veya Peygamberin hangi sözüne istinaden böyle düşünülüyor?
Yoksa Allah’ın âlemleri yarattığı altı günün ve sonra insanı yarattığı yedinci günün, bizim bildiğimiz günlerden olduğu mu sanılıyor? Hani bizim bir günümüz Allah için bin yıl gibiydi, elli bin yıl gibiydi?
Peygamber aynı hadiste, insanın yaratılışının o cuma gününün akşam saatlerinde tamamlandığını söyler. Yoksa, ol dediğinde olduruveren Allah insanı yaratırken zorlandı mı? Yoksa Hıristiyanların zannettiği gibi akşama kadar istirahatta mıydı?
Yeni Müslüman olduğu halde Haz. Cübeyr’i bile hayran bırakan,
“ Yoksa onlar nedensiz mi yaratıldılar Tur 52/35” ayetini hiç okumadığımız, anlamadığımız anlaşılıyor. Allah’ın her şeyi bir sebeple yarattığını, her şeyi sebeplerle birbirine bağladığını unutmuş görünüyoruz.
Bana göre Peygamber insanın maddi geçmişi ile değil, Allah anlayışımızdaki yanlışlıklar ile uğraşmaktadır.
***
Uzun yıllar önce, zannederim basında yada televizyonda izlediğim batı kaynaklı bir haberde, Âdem’in belirli bir insan olmayıp sadece bir kavram olduğunun iddia edildiği bildiriliyordu. Kaynağını tespit edemediğim bu yabancı görüşün sahibini tanımak, kendisini tebrik etmek isterdim. Çünkü tamamen katılıyorum. Nitekim bu anlayış daha sonra ülkemizde de dile getirilir oldu.
Arapça sözlüğe baktığınızda, Âdem kelimesinin hemen yanında başka bir Adem daha görürsünüz. Kolay fark edemezsiniz ama farklıdır. Âdem ilk insan, Adem yokluk demektir. Âdem ve Adem. Ne kadar da yakınlar! Neden bu kadar yakınlar acaba?
Bu isimleri tanımlayan eski atalarımız, birbirinden çok farklı bu iki anlamı, neden bu kadar yakın iki kelimeye yüklesinler? Sakın aralarında gizli bir ilgi olmasın!
Böyle bir ilgi vardır ve üstelik gizli de değildir. Çünkü Adem yokluk demektir ve bu yokluk, bana göre insanın belli bir bedensel atası olmadığının ifadesidir. İnsanın atası, maymunlardan balıklara, balıklardan yosunlara uzanan uzun, çok uzun bir evrimdir. İnsanın gerçek geçmişi, yaratılışın derinliklerindedir. Böyle olması, insanın topraktan ve sudan yaratıldığına ters düşüyor mu?
Bu Yazıyı Paylaşın | Bu yazıyı yazdırın | PDF olarak kaydedin