Mürit Kefer

Mürit Kefer’in Hatıra Defteri

Müslümanlar! Lütfen maymunu çabucak geçiniz. Maymun artık çok gerilerde kaldı. Geçmişimizin maddi sebebi maymun, solucan, hâttâ bir bitki bile olsa biz artık insanız!
Sahi, insan ne demek kim biliyor? Doğrusu henüz ben bilmiyorum da!
***
Şimdi daha önce okuduğum bir alıntıya tekrar geri dönmek istiyorum.
“ Dildeki her söz, çalışmadaki her hareket, bilimdeki her kavram, kuşakların bir yere toplanmış tecrübesidir. Irmağın akan suları ırmakta kaybolmadığı gibi, eski kuşakların tecrübeleri de boşa gitmemiştir. Bir zamanlar yaşamış olan insanların emeği, insanlık tecrübesinin ırmağında, yaşamakta olan insanların emeği ile kaynaşmaktadır.
Irmağın kaynağına, her şeyin başlangıcına işte böyle vardık. Çalışan, konuşan ve düşünen bir varlık olan insan işte böyle doğdu. Maymun değişe değişe insan haline gelinceye kadar geçmiş olan binlerce yıla göz atarken, Frederich Engels’in, insanı emeğin yarattığı hakkındaki sözlerini hatırlamamak imkansız.”
Bir çok Müslüman için Engels’in insan ve emekle ilgili bu sözlerini anlamak imkanı yoktur. Çünkü onlar yaşamakta olduğumuz her gerçeğin bir ayet olduğunu unutmuşlardır. Çünkü onlar gözlerini Allah’ın yarattığı gerçeğe kapamışlar, zanlarını din edinmişlerdir. Bu nedenledir ki Allah’ın,
“ İnsan için kendi emeğinden başka bir şey yoktur. Necm 53/39” ayetini bile, hiç akıllarından çıkarmadıkları dünya malının üzerine taşıyamazlar.
***
Dede, Allah ve din hakkında söylenen her sözün Kuran’a ve hadislere dayalı bir senedi olması gerektiğini söylerdi.
Eğer konuştuklarım doğru ise bir senedi olmalıdır ve bana göre bu senet Âdemin boyudur. Niçin 50 veya 70 zirâ değil de 60 zirâ?
Cebrail’in altı yüz kanadı olduğunu anlayanlar, artık Âdemin boyunu da anlamışlardır. Yani, altı ve on!
Altı, yani âlemin altı günde yaratılışı Âdemin yaratılışının sırrıdır. İnsanın yaratılışı maymundan daha öncelerde, geçmişin derinliklerindedir. Ya on? Bakalım neymiş, Muhiddin-i Arabi anlatıyor;
“ Şunu bilin ki, tüm kainat dört âlem üzerinde dönmektedir. Yaşayan âlem, Değişen âlem, Gelecek âlem ve Neseb âlemi. Bu âlemlerin her birinin bir anlamı vardır ve her biri kainat dediğimiz büyük âlemin bazı özelliklerini taşırlar. Yaşayan âlemdeki bir şey kainatın 4 gerçeğini, Değişen âlem 25 gerçeğini, Gelecek âlemdeki bir şey ise kainatın 20 gerçeğini kapsar. Bu 49 ana gerçek her şeyde olduğu gibi insanda da mevcuttur. Neseb âlemi ise, büyük âlemden 10 gerçeği kapsar.” 3
Neseb Arapça bir kelimedir. Diğerlerini sadeleştirdiğim halde ona özellikle dokunmadım. Nedir biliyor musunuz?
Sözlük şöyle diyor; Geçmiş. Soy, kök, atalar zinciri.
Bu 49 gerçeği ve içindeki sayıların anlamını henüz ben de bilmiyorum ama, artık inanıyorum ki atamızın boyu gerçekten 60 zirâdır. Allah’ın altı günde yarattığı ve her günü on gerçekle kuşatılmış.
Nasıl, bu senedi kabul etmiyor musunuz?
Şu halde ben size bir çek vereyim. Gerçi biraz uzun vadeli, üç yüz yıllık ama olsun, sağlamdır.
Eski hikayeler, cennetten kovulan Âdem’in üç yüz yıl ağlayıp inledikten sonra affedildiğini anlatıyor. 4
Hadi şimdi söyleyin bakalım bu ne demek? Söyleyin, niçin iki yüz veya beş yüz değil de üç yüz yıl?

Sayfalar: 1 2 3 4 5

Bu Yazıyı Paylaşın | Bu yazıyı yazdırın | PDF olarak kaydedin

Kapat
E-posta ile paylaş