Mürit Kefer

Mürit Kefer’in Hatıra Defteri

Peygamber ise vahyin gecikmesi üzerine o sabah Ali bin Ebu Talib’i ve Üsame bin Zeyd’i yanına çağırıp dedikodular hakkında görüşmüş. Bu görüşmede Üsame, peygamberin sevdikleri için yapılan dedikoduların çirkinliğini dile getirip, - Ya Resûlullah! biz Ayşe hakkında hayırdan başka bir şey bilmeyiz, demiş. Ali ise, - Ey Allah’ın Resulü! Allah sana dünyayı dar etmemiştir. Senin için Ayşe’den başka kadın çoktur. İsterseniz bir de hizmetçisi Berire’ye sorunuz, belki o daha iyi bilir, demiş. Peygamber bunun üzerine Berire’yi çağırıp, - Ey Berire! Hanımında sana şüphe veren bir hal gördün mü? diye sormuş. Berire ise, - Hayır ya Resûlullah, görmedim. Sizi peygamberlikle gönderen Allah’a yemin ederim ki, Onun şundan daha büyük bir kusurunu görmedim. Ayşe gençtir, hamur yoğururken dalgınlığına gelir unuturdu da, evin koyunu gelip hamuru yerdi, demiş.
Böylece Peygamber o gün mescitte bir konuşma yapar ve bu dedikoduyu ilk ortaya çıkaranlar hakkında söyleyeceklerinden dolayı mazur görülmesini dileyerek, - Ailem hakkında bana üzüntü veren bu dedikoduya karşı bana kimler yardım eder de, bu kötü sözlere cevap verir? Yemin ederim ailem hakkında hayırdan başka bir şey bilmiyorum. İftira edenler, bir adamın da adını ortaya koydular ki, bu insan hakkında da hayırdan başka bir şey bilmiyorum. Bu temiz insan bugüne kadar bensiz evime girmiş değildir, demiş. Bunun üzerine Evs kabilesinden Sad bin Muaz ayağa kalkarak, - Ya resûlullah! Eğer bu kötü sözü ortaya çıkaran Evs’den ise biz onun boynunu vururuz. Eğer Hazreci ise ve ne yapmak gerekiyorsa, siz emredersiniz biz onu da yerine getiririz, demiş. Bu defa da Hazrecilerden Sad bin Ubade kabile gayreti ile ayağa kalkarak, - Vallahi yalan söylüyorsun! Senin bir Hazreciyi öldürmeye gücün yetmez, demiş. Derken, Evs’den Üseyd bin Hudayr fırlayıp, - Allah’a yemin ederim asıl sen yalan söylüyorsun! Elbette biz onu katlederiz. Sen muhakkak münâfık olmalısın ki, münâfıklar hesabına konuşuyorsun, diyerek mukabele etmiş. Derken sesler yükselmiş, her iki kabilenin mensupları ayaklanmışlar, hatta birbirlerine girecek olmuşlar. Peygamber bu sırada henüz minberde imiş. Hemen inmiş ve tarafları yatıştırmış. Sonra kendisi de susmuş ve bu konu hakkında başka bir şey söylememiş.
Ben ise iki gün boyunca ağlayıp durdum. Bir ara ensardan bir kadın ziyaretime gelmiş benimle birlikte ağlıyordu ki, Peygamber evimize geldi ve içeri girip yanıma oturdu. Bir aydır beklediği halde, kendisine bu mesele hakkında hiçbir şey vahiy olunmamıştı. Allah’ın birliğine şahadet getirdikten sonra bana, - Ya Ayşe! Bana senin hakkında, bildiğin kötü sözler ulaştı. Şayet sen bu iftiralardan uzak isen, Allah seni yakında temize çıkaracaktır. Yok, eğer böyle bir günaha yaklaşmış isen tövbe et ve Allah’tan af dile. Çünkü kul günahını itiraf edip pişman olunca, Allah da ona merhametle muamele eder, dedi. Bu sözleri işitince babama dönüp, - Söylenen sözlere benim adıma cevap ver, dedim. Babam, - Kızım, vallahi ne diyeceğimi bilemiyorum, dedi. Bu defa anneme dönüp benim adıma cevap vermesini istedim. Annem, - Vallahi ne diyeceğimi ben de bilmiyorum, dedi. Yaşım küçüktü ve Kuran’ı çok iyi bilmiyordum. Buna rağmen şöyle cevap verdim. – Vallahi çok iyi bilirim ki, siz bu dedikoduyu işitince nefsinizde büyüttünüz ve ona inandınız. Şimdi ben size, böyle bir günah işlemediğimi söylesem bana inanmazsınız. Eğer, işledim desem muhakkak hemen inanırsınız. Bu duruma uygun bir misal olarak, Yusuf’un babası Yakup’dan başka bir örnek bulamıyorum. Kardeşleri, Yusuf’un gömleğinde yalandan bir kan lekesi getirdiklerinde, - Hayır, nefisleriniz güzel göstererek sizi fitneye sevk etmiştir. Şimdi bana düşen büyük bir sabırdır. Yardımcım da Allah’tır, demişti. Bu sözleri söyledikten sonra yatağımda arkamı döndüm. Bu mesele hakkında vahiy indirilmesini beklemiyordum ama, Allah’ın hiç olmazsa Peygamberine bir rüya göstermek suretiyle beni temize çıkaracağını umuyordum. Derken, henüz hiç kimse yerinden kıpırdamamıştı ki, Peygamberi vahiy hâli sardı. O haldeyken soğuk kış günlerinde bile boncuk boncuk ter dökerdi. Vahiy hâlinden çıkınca, sevinçten yüzü gülüyordu. Bana ilk söylediği şu oldu, - Ya Ayşe, Allah’a hamd et. Allah seni iftiralardan uzak kıldı.

Sayfalar: 1 2 3 4 5

Bu Yazıyı Paylaşın | Bu yazıyı yazdırın | PDF olarak kaydedin

Kapat
E-posta ile paylaş