Mürit Kefer

Mürit Kefer’in Hatıra Defteri

Soruların cevabı, Haz. Ayşe’nin anlattığı hatıranın satır aralarında saklıdır. Cümlelere göz gezdirmeye devam ediyoruz,
“ Peygamber ise vahyin gecikmesi üzerine o sabah Ali bin Ebu Talib’i ve Üsame bin Zeyd’i yanına çağırıp dedikodular hakkında görüşmüş.”
“ Peygamber bunun üzerine Berire’yi çağırıp, - Ey Berire! Hanımında sana şüphe veren bir hal gördün mü? diye sormuş.”
“ Peygamber, hakkımda yapılan bu dedikodular hakkında Zeynep bint-i Cahş’a da, -Zeynep, Ayşe hakkında ne bilirsin ve ne gördün? diye sormuştu.”
“ - Ya Ayşe, eğer böyle bir günaha yaklaşmış isen tövbe et ve Allah’tan af dile.”
Peygamber kırgın, hâttâ birazda kızgın bir halde şüphe içindedir. Onun bu durumunu Haz. Ayşe şu cümlelerle tespit ediyor.
“ Vallahi çok iyi bilirim ki, siz bu dedikoduyu işitince nefsinizde büyüttünüz ve ona inandınız. Şimdi ben size, böyle bir günah işlemediğimi söylesem bana inanmazsınız. Eğer, işledim desem muhakkak hemen inanırsınız.”
Sizi bilmem ama, bu hadisi yıllar önce ilk okuduğumda biraz şaşırdığımı itiraf ederim. Herkesin başına gelebilecek böyle bir sıkıntıda Haz. Ayşe’nin üzüntüsünü anlamak belki kolaydır ama, ya Peygamber? Peygamber değil mi, peygamberler her şeyi bilmez mi? Hadi bilemiyor, Allah niçin hemen bildirmiyor? Cebrail niçin bir ay beklesin?
Aradığımız cevap Kuran’dadır.
“ De ki ; - Allah’ı tenzih ederim! Ben peygamber olan bir insandan başka bir şey miyim? İsra 17/95”
Kuran peygamberlerin de sadece bir insan olduğunu bildirirken, Son Peygamber belki de nefsi ile baş başa kaldığı sayılı günlerden birini yaşamaktadır.
Ya Haz. Cebrail! Peygamberin bu zor anında nerede dersiniz?
Belki de uzakta değildi ve çoktan inmiş konuşmaktaydı. Fakat Peygamber de dinleyecek hal mi var? İşte konuşan Haz. Cebrail’in sözleri!
“ Üsame, peygamberin sevdikleri için yapılan dedikoduların çirkinliğini dile getirip, - Ya Resûlallah! biz Ayşe hakkında hayırdan başka bir şey bilmeyiz, demiş.”
“ Berire ise, - Hayır ya Resûlullah, görmedim. Sizi peygamberlikle gönderen Allah’a yemin ederim ki, onun büyük bir kusurunu görmedim.”
“ Zeynep, - Ya Resûlullah! Ben gözümü ve kulağımı, görüp işitmediğim şeyden muhafaza ederim. Vallahi Ayşe hakkında hayırdan başka bir şey bilmem, diyerek cevap vermişti.”
Haz. Ayşe bu hadisi anlatırken söylemeyi unutmuştur ama, konuşan ve hakkı gösteren Haz. Cebrail’in en etkili sözleri o günlerde Haz. Ömer’in dudaklarından dökülmektedir.
“ Haz. Ayşe hakkındaki iftiranın konuşulduğu günlerde, Peygamber yakın arkadaşları ile görüşüp dertleşirken Haz. Ömer, -Ya Resûlallah! Ayşe’yi sana nikahlayan kimdir? diye sordu. Allah! cevabını alınca da, - Peki Ayşe’yi verirken Allah’ın seni aldatmış olabileceğini aklına getirir misin? dedi ve bu sözler, Haz. Ayşe’yi temize çıkaran ayetlerin içinde bir ayet olarak indirildi.” 2
Nihayet Haz. Cebrail’in hakka davet eden son sözleri, bizzat ağlayan Haz. Ayşe’nin ağzından,
“ Şimdi ben size, böyle bir günah işlemediğimi söylesem bana inanmazsınız. Eğer, işledim desem muhakkak hemen inanırsınız. Şimdi bana düşen büyük bir sabırdır. Söz ettiğiniz iftiraya karşı da yardımcım Allah’tır.” şeklinde çıkmaktadır ki, Peygamber hak duygusu ile birdenbire nefsinden sıyrılmış ve konuşan Haz. Cebrail’in sözlerini tekrar duyabilmiştir.
Haz. Cebrail konusunu çalışırken söylediğim,
“ Cebrail ve kanatları, bizim kendi varlığımızın dışındaki her bir görüntü, her bir ses ve her bir nefesin ta kendisidir. Bu nedenle, kendi nefsinden vazgeçmeyenler ve kendinden başkasının kıymetini bilmeyenler için, Onun gösterdiğini görmek ve Onun söylediğini duymak imkanı yoktur.” cümleleri ile ifade etmeye çalıştığım mana işte buydu.

Sayfalar: 1 2 3 4 5

Bu Yazıyı Paylaşın | Bu yazıyı yazdırın | PDF olarak kaydedin

Kapat
E-posta ile paylaş