Mürit Kefer

Mürit Kefer’in Hatıra Defteri

Tevrat yorulduğunu söylüyor Kuran yorulmadığını, gariplik nerede?
Sakın bu yorgunluk İsrail oğullarının kendi yorgunluklarında saklı olmasın? Çünkü bu öylesine büyük bir yorgunluk, öylesine büyük bir acıydı ki, unutmak ve unutturmak istercesine kutsal istirahat günlerinde çalışmanın ve çalıştırmanın cezası bile ölüm olmuştu. (Sayılar 15/32)
***
Yahudi ve Hıristiyanların, yaratmaktan dolayı yorulup da istirahat ediyor zannettikleri Allah, o yedinci günde ne yapmaktadır acaba?
“ Peygamber bir gün Selman’a,
- Selman, cuma hakkında ne biliyorsun? diye sordu. Selman’ın,
- Allah ve Resulü bilir! diyerek cevap vermesi üzerine de, - İnsanoğlunun atası olan Âdem’in yaratılışı işte o gün, cuma günü akşama doğru en son mahluk olarak tamamlandı, dedi.” 2
Hıristiyanların pazar,Yahudilerin cumartesi günü kutladıkları bu yedinci gün, insanın yaratıldığı gündür ve İslam’da da bu nedenle kutsaldır. Ne var ki insan kıymetinin bilinmediği, insanın köle edilip ezildiği günleri gören peygamber, sanki bu unutkanlığı hatırlatmak istermiş gibi hem Cumartesiyi hem Pazarı reddetmiş ve insanlık için, Arapların önceden Arube dedikleri bir günü kutsal seçerek, adına da Cuma demiştir. Cuma, Arapça’da bir araya toplanmak, bütünleşmek anlamındadır.
Peygamber, bu günün önemini aslında Yahudi ve Hıristiyanların da çok iyi bildiklerini, ancak zamanla unuttuklarını anlatıyor,
“ Yeryüzüne en sonra gelen bizler, kıyamet gününde en başa geçecek olanlarız. Sebebi şu ki, Kitap bizden önce onlara verildiği halde, Allah’ın hürmeti emrettiği bu gün hakkında ihtilaf çıkardılar. Bize ise, o günün kıymetini bilmek hususunda yardım etti de, diğer insanlar böylece bizden geri kalmış oldular. Yahudilerin ibadet günü yarın, Hıristiyanların ise öbür gündür.” 3
Öyle anlaşılıyor ki bu kutsal yedinci günün anlamı her din için aynıdır. Değilse bile aynı olmalıdır. Çünkü ister cuma olsun, ister cumartesi, pazar! Allah’ın sevgiden başlamayan bir ibadete ihtiyacı var mıdır?
Altıyı arıyordum, yediyi buldum. Ancak Cebrail’in kanatlarından uzaklaşmış değilim.
Altı ve âlemin altı günde yaratılışı artık anlaşılmakta gibidir. Yani eskilerin tanımlaması ile; Su,Toprak, Hava ve Ateş, sonra da Bitkiler ve Hayvanlar!
İşte Altı! Yani varlığın ve yaratılışın ta kendisi!
***
Artık Altı hakkında bir fikrim var. Ancak hâlâ altı yüz sayısı ile anlatılmak istenen manayı yeterince anladığımı söyleyemem. Muhiddin-i Arabi insanın sırlarından söz ettiği bir eserinde şöyle der,
“ Bir, varlığın başlangıcı ve Allah’ın birliğinin ifadesidir. Her sayı onun kendi kendisine eklenmesiyle elde edilir. Yüz; Birin sürekli kendine eklenerek çoğalmasıyla elde edilen sayılar içinde en mükemmel halde olanıdır. Birden yüze kadar olan bütün sayılar ayrı ayrı ifade edildikleri halde, yüzden sonraki bütün çokluklar, yine yüz ve yüzün katları ile ifade edilen sayısal çokluklardır.
Bilmeli ki, bütün kainat dört âlem üzerinde ve 49 temel gerçek üzerinde dönmektedir. İnsan ise, bu temel gerçeklerin hepsini kendinde taşır. Böylece anlaşılır ki, kainat yaratılış yönünden 98 gerçekle kuşatılmıştır.
Bu noktada, insan kendi varlığında sakladığı ilahi gizlilik gerçeğiyle bu 98 gerçeğin bir üstüne çıkar. İşte bu bir fazlalık sebebi iledir ki insan Allah’ın halifesi olmayı hak etmiş ve diğer bütün varlığa baş eğdirmeyi başarabilmiştir. İnsanla birlikte gelen ilahi emir, böylelikle 99 gerçek olarak gelmiştir. Kim bunları kendinde toplarsa Cennete girmeyi hak etmiş olur.
Bu 99 gerçeğin bir fazla sahibi de yüce Zül Celaldir. Allah’ın azametli ismi, işte bu 100 gerçeğin sahibidir ve yüz, varlığın mükemmel bütünlüğünün ifadesidir.” 4
Yüz ve eksiksiz mükemmellik! Yüz sayısının ifade ettiği bu anlam için Muhiddin-i Arabi’ye güvenemiyor olabilirsiniz, Peygambere inanır mısınız? Allah’ın sonsuz rahmetini yüz sayısı ile ifade ediyor ve şöyle diyor,
“Allah, rahmetini yüz parça yaptı da, doksan dokuz parçasını kendi yanında tutup, bir parçasını yeryüzüne indirdi. İşte bu bir parça rahmet iledir ki, bütün mahluklar birbirlerine acırlar. Hatta yavrusunu emzirirken dokunur korkusu ile, kısrak bile ayak tırnağını yukarı kaldırır.” 5

Sayfalar: 1 2 3

Bu Yazıyı Paylaşın | Bu yazıyı yazdırın | PDF olarak kaydedin

Kapat
E-posta ile paylaş