Mürit Kefer

Mürit Kefer’in Hatıra Defteri

Son Peygamberin yedinci gün konusunda Yahudi ve Hıristiyanlarla aynı fikirde olmadığını biliyorum. Galiba aynı fikirde olmadığı bir noktaya daha geldim ve sözün doksan dokuzdan açıldığı bu noktada Haz. Davut derinlerden sesleniyor,
- Beni ve davacılarımı unutma!
Hiç unutur muyum?
“ Haz. Davut İsrail’de Beytlehem’de doğdu. Boaz’la Rut’un torunu olan Yesse’nin en küçük oğludur. Gençliğinde, İsrail’in ilk kralı Saul’un sarayında yaverlik yaptı. Saul’un oğlu ve tek varisi Yonatan ile yakın dostluk kurdu ve Saul’un kızı Mikal ile evlendi. Filistinliler ile yapılan savaşlarda üstün yararlılık gösterince büyük bir ün kazandı. Bu durumu tehlikeli bulan Saul onu öldürmek isteyince Filistin’e gitti ve diğer kaçaklarla sığınmacıları örgütleyerek, yeni krallığın temellerini atmaya başladı. Kurduğu örgütle yöre halkını haydut ve çapulculardan koruduğu için halkın büyük sevgisini kazandı. Saul ve Yonatan Gilboa dağında Filistinlilerle savaşırken ölünce, önce Hebron’daki Yahuda kabilesine, sonra da bütün İsrail’e kral seçildi. İ.Ö. 1000 – 962 yılları arasında, 40 yıl boyunca İsrail’in kralı olarak kaldı. Önce Kudüs’ü ele geçirerek başkent yaptı, ardından Filistin’i ağır bir yenilgiye uğratarak tehlikesiz bir duruma getirdi. Sonra Edom, Moab ve Ammon gibi küçük krallıkları kendine bağlıyarak büyük bir imparatorluk kurmaya yöneldi. Krallığı oluşturan kabileleri kaynaştırmak amacı ile, her kabileden bir eş seçerek evlendi. Buna rağmen aile içi anlaşmazlıklar ve bu nedenle oluşan bazı ayaklanmalar başarılarını gölgeledi.
Haz. Davut, İsrail’in ilk başarılı kralı olarak İsrail tarihinde özel bir yer aldı. Kendisinden hemen sonra yazıldığı sanılan ve (Davut ailesinin tarihi) olarak da bilinen 2. Samuel bölümünün 9 – 20, ve 1. Krallar bölümünün 11 – 22 bapları, kendisini ve krallığını anlatan en temel kaynaktır.
Haz. Davud’un, kan bağına ve aile yapısına bağlı olarak kurduğu bu toplum yapısı, Sami geleneğinin en temel özelliğidir ve bugün bile Arabistan ve yakın doğu toplumlarında halen geçerlidir.
Eski toplumların çoğunda kral, hem Tanrısal hem de insani özellikler taşırdı. İsrail oğullarının dinsel geleneğinde ise, ne rahip krallar ne de surlarla çevrili dinsel kent merkezleri yoktu. Haz. Davut, Kudüs’ü ele geçirdikten sonra, Kudüs’ ün dinsel geleneklerini benimseyerek bunları İsrail toplumuna uyarladı. Yalnız halkı yönetmekle kalmayıp dinsel kurumların yönetimini de üstlendi ve bu nedenle İsrail oğulları tarihinde Tanrı ile ulus arasındaki ilişkinin en önemli simgesi oldu.
Haz. Davut, Kudüs Tanrısına, İsrail’in Tanrısı Yehova’nın adını verdi. Tapınmanın özü değişmemekle birlikte, Kudüs Tanrısına daha önce verilen bütün isimler, Yehova’nın sıfatları haline geldi. Haz. Davut, krallık dönemi öncesine ait bu din anlayışını benimsetebilmek için, daha önceleri halkla birlikte çölde dolaştırılan ve hac yolculuklarında birlikte taşınan Ahit sandığını da Kudüs’e getirtti ve bütün bu çabaların sonunda, Kudüs Yahudilerin kutsal kenti oldu.
Haz. Davut, kendinden sonra 400 yıl kadar süren monarşi dönemi boyunca, sadece bir kral, ya da bir rahip olarak değil, Tanrıyı temsil eden bir kişilik olarak İsrail oğullarının belleğine yerleşti. İsrail halkı, daha sonraki her zor gününde kurtarıcı bir Davut daha bekledi. Nitekim, kurtarıcı anlamına gelen Mesih sözcüğü, Davud’un soyundan gelen krallar için kullanılan (kutsanmış) anlamındaki Hamaşiah kelimesinden türetilmiştir.
Krallığı, Tanrının yeryüzündeki varlığının aracı olarak gören Sion kültünün Haz. Davut tarafından benimsenmesi, dünya din tarihi, özellikle de Batı dünyası açısından önemli sonuçlar doğurdu. Kudüs kutsal kent, Haz. Davut ise beklenen Mesih’in habercisi oldu. Bu düşünce, daha sonraları Haz. İsa’nın gelişinin ve Hıristiyanlığın temelini oluşturmuştur.” 1
Haz. Davut, Peygamberin kardeşlerim dediği büyük peygamberlerdendir ve Kuran kendisini şu cümlelerle hatırlar,

Sayfalar: 1 2 3 4

Bu Yazıyı Paylaşın | Bu yazıyı yazdırın | PDF olarak kaydedin

Kapat
E-posta ile paylaş