Mürit Kefer

Mürit Kefer’in Hatıra Defteri

Son Peygamberin anlattığı Kıyamet alametlerinden bir diğeri Deccal’dir. Sözlük anlamıyla, gerçeği saptırıp aldatan, şaşırtan, karışıklık çıkaran demekmiş ve Peygamber onu şöyle anlatıyor;
“ Bu gece rüyamda, ıslak uzun saçlarını taramış, esmer ve yakışıklı bir kimse gördüm. İki kişinin arasında ve kollarını onların omuzlarına atmış Kabe’yi tavaf ediyordu. - Bu kimdir ? diye sordum. - Meryem’in oğlu Mesih İsa’dır, dediler. Sonra Onun hemen arkasında, kırmızı yüzlü, kıvırcık saçlı, sağ gözü sakat birini daha gördüm. O da her iki koluyla bir adamın omuzlarına abanmış öyle tavaf ediyordu. - Bu kimdir? diye sordum. - Mesih Deccal dediler.” 1
Peygamberin anlattığı bir Deccal hikayesi dinlediniz. Nasıl, onu tanıyabildiniz mi? Tanıdıysanız söylemeyin, bakalım ben de tanıyabilecek miyim? Çünkü Peygamber kıyametten hemen önce göreceğimiz Deccal hakkında biraz daha ip ucu veriyor;
“ - Gelecekte, Deccal’in girmediği hiçbir İslam ülkesi kalmaz. Deccal gelecektir, Medine’ye de gelecektir. O gün Medine halkının en değerli insanlarından biri Deccal’e karşı çıkar ve, - Eminim sen bize Peygamberin haber verdiği Deccal olmalısın! der. Bunun üzerine Deccal çevresinde bulunanlara ; - Şimdi ben bu adamı öldürsem, sonra da yeniden diriltsem, söylediklerimden şüphe eder misiniz? diye sorar. Çevresindekiler, - Hayır, şüphe etmeyiz! derler. Ve böylece Deccal adamı önce öldürür ve hemen arkasından diriltir. Ancak o kimse dirilir dirilmez, - Senin Deccal olduğuna şimdi iyice emin oldum, der. Deccal emrindekilere, - Bu adamı öldürünüz! der. Ne var ki bundan sonra Deccal ne o kimseyi, ne de bir başkasını öldürmeye muktedir olamaz.” 2
Galiba onu tanır gibi oldum. Yanılmıyorsam Peygamber Deccal hakkındaki bu sözleriyle bilimi anlatmaktadır. Öyle ya, gelecekte böyle işler yapabilecek bir güç bilimden başka ne olabilir ki?
Kırmızı yüzlüdür, çünkü yanağından kan damlıyor dedirtecek kadar güçlü kuvvetlidir.
Kıvırcık saçlıdır, çünkü kafası kimsenin akıl erdiremediği karışık problemleri çözmekle meşguldür.
Sağ gözü kördür ve tek yere yaslanmaktadır, çünkü hareket noktası ve dayanağı asla iman olmamıştır.
Şu halde Kabe’de ne işi var? İsa gibi Mesih olmuş, üstelik de tavaf ediyor! Hayret, sakın bir yanlışlık olmasın?
Deccal fitne çıkaran demektir ve fitne denilince dinler tarihinde tek bir isim akla gelir. İblis, ya da diğer adıyla şeytan! Şimdi onun âlemdeki en büyük fitnesini Peygamberin dilinden okuyacağım.
Son Peygamber bir konuşmasında doğuya, güneşin doğduğu yöne işaret ederek şöyle demiş;
“ Dinleyin, fitnenin doğduğu yer işte şurada, güneşin doğduğu yerdedir. Güneş, şeytanın iki boynuzu arasından doğar!” 3
Bazıları bu sözü şöyle yorumlamışlar;
“Peygamber bu sözleriyle Medine’nin doğu tarafında oturan ve kendisine düşman olan Mudar ve Kinane kabilelerini kastediyor!” 4
Hiç kimse hakkında kötü söz söylemeyen Peygamberin sözü bu kadar kolayca izah edilebilir mi? Bence hayır.
Şu halde ne demek istemiş olabilir?
Güneş gerçeği temsil ettiğine göre işin sırrı boynuzlarda olmalı?
İki boynuzun bir başta olduğunu hatırlayıncaya kadar çözememiştim. Sonra anladım ki, önce bu boynuzları taşıyan bir baş bulmam gerekiyor!
Meğer sonrası kolaymış. Güneş, gerçek, hayat, insan, şeytan ve işte şeytanın başı!
“ Allah bu meyveyi, sizin ölümsüz olmanızı istemediği için yasak etti. Araf 7/20”
Ve işte bir baştaki iki boynuz!

Sayfalar: 1 2 3

Bu Yazıyı Paylaşın | Bu yazıyı yazdırın | PDF olarak kaydedin

Kapat
E-posta ile paylaş