Mürit Kefer

Mürit Kefer’in Hatıra Defteri

1- Şeytanın sözü doğrudur. Çünkü Allah Adem ile Havva’nın cennette tek başlarına ölümsüz olmalarını istemedi. İsteseydi şeytan aldatabilir miydi?
2- Şeytanın sözü yalandır. Çünkü Allah onların biz insanoğlu ile ölümsüz olmalarını istedi.
Şeytanın iki boynuzu arasından doğan güneş ya da fitne, bu sözün iki anlamı arasından fışkıran yaşam ve insan gerçeğidir.
Dünyanın bir öküzün iki boynuzu üzerinde durduğunu söyleyen eski insanların ne demek istediklerini şimdi siz de anlayabiliyor musunuz?
***
Peygamberin yardımı ile geldiğimiz bu noktada, neredeyse bilimi bile zan altında bırakacak olan gerçek Deccal’i suçüstü yakalamış olduk. Gördük ki o şeytandır, en eski ve en güçlü hasmımız!
Peki kimdir o şeytan, nerededir, Peygamber bilir mi acaba?
Bilirmiş;
“ – Şeytan içimizdedir, damarlarımızda dolaşan kan gibidir.” 5
Peygambere göre şeytan bizim nefsimizdir ve kıyamete kadar hep bizimle birliktedir.
Özellikle kendim gibi materyalist arkadaşlarım için bilgi taşımaya çalıştığım bu çalışmada, inananları uyarmak isterim.
Biliyorsunuz Kabe’de gördüğümüz Deccal’in sakatlığı sağ gözündeydi, sakın o Deccal siz olmayasınız? Çünkü yine biliyorsunuz ki şeytan bizi en kolay kendi dinimizle aldatır.
Bakın Peygamberin sağlığında onu dinleyenlerden biri neler anlatıyor;
“ Biz bir gün Mesîh Deccal hakkında konuşuyorduk. Peygamber yanımıza gelip dedi ki,
- Size Mesih Deccal’den daha çok ürktüğüm bir tehlikeyi haber vereyim mi?
- Evet ey Allah’ın Resûlü, verin! dedik.
- O tehlike gizli şirktir. Mesela kişi kalkıp namaz kılar, halbuki bu namazı kendisine bakanlar görsün diye kılmıştır, buyurdular.” 6
***
Şimdi size Deccal konusundaki son alıntıları aktaracağım. Anlatan Peygamber sırrının sahibi Haz. Huzeyfe’dir ve anlattıkları gerçekten sır gibidir;
“ Peygamber buyurdular ki;
- Deccal’in beraberinde su ve ateş vardır. Halkın ateş olarak gördüğü tatlı su, tatlı su olarak gördüğü ise yakıcı bir ateştir. Kim böyle bir durumda kalırsa, ateşi tercih etsin. Çünkü o, tatlı sudur.” 7
Su ve ateş bir yana, insani değer yargılarının yara aldığı bu karışık ortamda bugünün Deccal’i kimdir?
Bilime göre din, dine göre bilimdir.
İnananlara göre materyalistler, materyalistlere göre inananlardır.
Fakirlere göre zenginler, zenginlere göre fakirlerdir.
Siyahlara göre beyazlar, beyazlara göre siyahlardır.
Gerçeği bilenler hariç herkes birbirinin Deccal’i olmuş, herkes ateş içinde kalmıştır. Materyalistlere göre bu ateş tanrı inancıdır. İnananlara sorarsanız inançsızlık! Peki ama kim haklı, en iyisi Peygambere sormak.
Peygamber soruya soruyla cevap veriyor;
- Ey Müslümanlar bu ateş nedir?
- Ey Allah’ın peygamberi! Bu materyalistler Allah yok diyor, dini inkar ediyorlar. Sizin hakkınızda, Kuran’ı uydurdu diyorlar. Cennetten cehennemden haberleri yok. Allah korkusu olmayınca da kötülükler artıyor, toplumun ahlak yapısı bozuluyor.
Peygamber bu defa materyalistlere soruyor;
- Ya siz, siz ne dersiniz?

Sayfalar: 1 2 3

Bu Yazıyı Paylaşın | Bu yazıyı yazdırın | PDF olarak kaydedin

Kapat
E-posta ile paylaş