Mürit Kefer

Mürit Kefer’in Hatıra Defteri

O gece bütün işim yedi ve yediyle ilgili notlar. Meğer ne bereketli bir sayıymış! Her yer yedi dolup taşıyor,
İnsan yedinci günde yaratıldı, gökyüzü yedi kat, hafta yedi gün, ışık yedi renk, ses yedi nota ve işte Kuran’dan iki ayet;
“Ant olsun biz sizin üstünüzde yedi yol yarattık. Biz yaratmaktan habersiz değiliz. Müminun 23/17”
“ Ant olsun ki biz sana ikişer anlamlı yedi ayeti ve şu büyük Kuran’ı verdik. Hicr 15/87”
Evet, bu yedide garip bir şeyler var. Antik Mısır’ın yedi yasası yaratılış gerçeğini anlatırken, Peygamber de yedi ayetli fatiha için Kuran’ın anasıdır diyor. Tekrar antik Mısırın yedi kanununa dönüyorum. Fatihayla bir ilgisi olduğuna eminim.
Yan yana koydum. Hayır, bir terslik var. Bizim yedi onların yedisine uymuyor. Onların yedisinde ilk üçü ilahi dördü beşeri, bizimkinde ilk dördü ilahi üçü beşeri. Bu kadar benzeşmeden sonra Fatihanın da üçü ilahi, dördü beşeri olmalı değil miydi?
İlk defa fark ettim, besmele Kuran’ın her suresinde ayrı olduğu halde, fatihada sureye dahil ve ilk ayet. Halbuki ben onu ayet olarak okuduğumu hiç hatırlamıyorum. Beni bir kenara bırakın, aslında namaz kıldıran imamlar da ayırıp gizliden okumuyorlar mı? Ve enteresandır, besmeleyi sureden ayırıp başa alır, son ayeti de iki ayet olarak okursanız iş düzeliyor. Bir kutsi hadiste Allah’ın;
“Ben Fatihayı kulumla aramda taksim ettim.” 3 dediği gibi, üçü Allah’ın dördü insanın oluyor ve Antik Mısırın yedilisine benziyor. Acaba yanlış mı yazıldı? Yoksa Kuran sonradan tahrif edildi diyenler haklı mı?
Savaştan, sertlikten ve saldırıdan söz eden Tövbe suresine neden koymadıklarını anlamak belki mümkün ama, Fatihaya neden dahil ettiler acaba? Yoksa besmelenin Kuran’ın ayrılmaz bir parçası, kendi başına bir ayet olduğunu mu anlatmak istiyorlardı? Yedilerin içinde allak bullak olan kafam hepten karıştı. Fatihayı bir kenara koyup bu defa besmelenin peşine düştüm.
İlk defa o günlerde fark ettim, yirmi yıldır çalışmama rağmen henüz Bismillahirrahmanirrahim’in ne demek olduğunu bile bilmiyormuşum. Allah’tan hemen yanımda Diyanetin güvenilir bir yayını var. 1961 baskısı bir Kuran meali, açar sorarım.
Bakalım ne demekmiş?
“ Bu çeviride özellikle Allah’ın isim ve sıfatları konusunda çok güçlük çektik. Elif, Lam, Mim ve Ha, Mim gibi huruf-ı mukatta’yı olduğu gibi bırakmak zorunda kaldık. Besmele konusunda da böyle hareket ettik. Rahman ve Rahim kelimelerinin kök manası merhamet edip acımaktır. Fakat yüzyıllar boyunca yapılan tercümeler incelendiğinde görülür ki, her defasında başka türlü yapılmış ve hiçbiri de tam başarıya ulaşamamıştır. Bu nedenle biz de acıyan, bağışlayan gibi bir tercümeye gitmektense, halkın alıştığı Arapça aslını aynen almayı tercih ettik.” 4
Allah Allah, görüyor musunuz Diyanet de bilmiyor. Peki kim bilir?
Bir ay boyunca önüme gelene soruyorum,
- Bismillahirrahmanirrahim ne demek?
Nihayet bir arkadaştan bir tavsiye,
- Elmalılı Hamdi yazır’ın tefsirine bak, oldukça geniş açıklıyor.
Okudum. Tam yirmi bir sayfa ve okuduklarımın özeti şu; Rahmetli hocamız Kuran’ın tefsirine bilmiyorum diyerek başlamak istememiş.
Belki inanmayacaksınız ama gerçek şu, besmeleyi bilen yok!
***
Besmele Fatihaya dahil mi değil mi bilmiyorum ama, o hafta sonunda anlamadığım tüm yedileri aklımdan silmeye karar verdim. Henüz besmeleyi bile bilmiyorken durup yedilerle mi uğraşacağım? Önümde anladığım bir gerçek varken, anlamadığım şeylerle zaman kaybetmemeliyim.
Firavunun rüyası ve yedi zayıf ineği yiyip bitiren yedi semiz inek, ancak yedileri aramaktan vazgeçtiğim o günlerde aklıma geldi. Öyle ya, aslında o kadar basit ki!
Tüm yediler, yedi günde yaratılan hayatın kendi gerçeğidir. Demek ki rüyaları çalışırken yeterince iyi anlamamışım.
Tekrar Fatihaya döndüm ama, Fatiha artık eski Fatiha değil, benimle konuşuyor. Ben soruyorum, o söylüyor.

Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12

Bu Yazıyı Paylaşın | Bu yazıyı yazdırın | PDF olarak kaydedin

Kapat
E-posta ile paylaş