Mürit Kefer

Mürit Kefer’in Hatıra Defteri

1. “ Âlemlerin sahibi olan Allah’a hamt olsun. Fatiha 1/ 1”
- Olsun ama, sen bize önce Allah’ı anlat. Anlat bize, kimdir, nedir, nerededir? Ne yer ne içer, nasıl görür nasıl işitir? Ucu bucağı görünmeyen, sonsuzmuş gibi görünen şu âleme nasıl ve hangi güçle sahip çıkmak istiyor? Ey insan, yoksa kendi uydurduğun olmayan bir hayalle âleme sahip çıkmak isteyen sen kendin misin?
2. “ O Rahman ve Rahim olandır. Fatiha 1/ 2”
- Rahman ve Rahim mi, onlar da nedir?
O Rahmandır, görünmez. Rahimdir gözlerinin önünde durmaktadır. İstersen şimdilik Rahmanı bir tarafa bırak ta görebileceğin Rahime bak, çünkü sana daha yakındır. Nereye bakacağını biliyor musun? Söyle âlemden başka bakılacak bir şey var mı? Gökyüzü, yıldızlar, denizler, dağlar, ağaçlar ve hayvanlar. Söyle, benim ve başkalarının gördüğünden başka ne görüyorsun?
Hayır, ne kendini ne beni aldatma! Herkesin gördüğü âlemden başka bir şey göremezsin ve gördüğün Hayyam’ın gördüğü şu dünyadan başka bir şey değildir. Yoksa Hayyam’ı hiç okumadın mı?
“ Bu dünyadan başka dünya yok, arama
Senden benden başka düşünen yok, arama!
Vazgeç ötelerden, yorma kendini
O var sandığın şey yok mu, o yok arama!” 5
Kimilerimizin sadece dinsiz bir sarhoş olarak tanıdığı Hayyam, Rahmanın yoka benzeyen görünmezliğini ve Rahimin evrende görünen maddeselliğini anlatmaktadır. Görünen, insanda zirveye çıkan maddi bir bütünlüktür.
Şüphen olmasın, peygamberler de materyalist bilimin söylediklerini söylemektedir. Yoktan hiçbir şey var olamaz ve var olan bir şey de yok edilemez. Âlemde her şeyin bir sebebi vardır. Bir varlığın sebebi muhakkak başka bir varlıktır. Rahim, başta ana babamız olmak üzere bizi geçmişe bağlayan, ezeli ve ebedi olan sonsuz maddi âlemdir. Tıpkı Kuran’ın anlattığı gibi,
“ Ey insanlar! Sizi tek bir nefisten yaratan, sonra ondan eşini yaratan ve sonra da onlardan sayısız erkek ve dişiler üreten Rabb’inize karşı gelmekten sakının. Birbirinize adını kefil ettiğiniz Allah’tan korkun. Rahimin hakkına saygısızlıktan sakının. Nisa 4/1”
İşte Allah böylece Rahimdir, böylece görünürdür ve üzerimizde saygı duymamız gereken bir hakkı vardır.
Ama durun, sakın yanılıyor olmayayım? Çünkü Peygamber din adına yalan yanlış söz söylemenin insanlık suçu olduğunu söylemektedir ve bir de ona sormalıyım. Bütün bu düşündüklerim doğru mu?
Şimdi mucizeler bahsinde söz etmediğim, Peygamberin parmaklarından su fışkırdığını anlatan başka bir mucizeye gideceğim. Abdullah bin Mesut’un, ne söylediğini bilmeyen kimselerce çarpıtılan sözlerinden geriye tek bir doğru cümle kalmış,
“ Biz Peygamberin yanında yemek yerken, yiyeceklerin Süphanallah dediğini duyardık.” 6
Siz hiç Süphanallah diyen bir ekmek gördünüz mü? Görmediyseniz ve görmek istiyorsanız, gelin çöldeki bir vahada mola veren Peygamberin yanına gidelim, bakalım biz de duyabilecek miyiz?
Sıcak bir öğle vakti, dostlarıyla birlikte yolun kenarındaki ağaçlığın gölgesinde yemek yiyor. Önlerinde biraz kurumuş arpa ekmeği, biraz çökelek ve birkaç avuç hurma. Peygamber Allah’tan söz ediyor, Rahim olan Allah’ın görünürlüğünden.
Allah görünür mü? Evet görünmez ama, göz görüneni görmedikçe akıl görünmeyeni nasıl görebilsin? Gözün varlığının sebebi nedir ki? Görünen şeyleri yok saymaya başlarsanız sonunda gözü de, insanı da yok edersiniz. O zaman geriye ne kalır, kalsa bile ne önemi kalır?
Hayır, sadece görünmeyen bir Allah’tan söz etmek çok doğru değildir. Böyle birinin görebileceği tek şey, karanlık bir görünmezlik ve derin bir bilgisizliktir. Görünen hiçbir şey Allah değildir ama, görünen şeyler olmadan Allah’ı görmek de mümkün değildir.

Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12

Bu Yazıyı Paylaşın | Bu yazıyı yazdırın | PDF olarak kaydedin

Kapat
E-posta ile paylaş