Peygamberi dinleyenlerden Abdullah bin Mesut elindeki ekmek parçasına bakarken düşünüyor, Allah görünür öyle mi? Lokmayı parmaklarının arasında evirip çevirdi, evet Allah değil ama demek ki Allah’tan da ayrı değil. Allah, güzel veya çirkin, yarattığı âlemle birlikte görünen eşsiz bir bütünlüktür. Ekmeği ağzına atarken mırıldanıyor;
- Süphanallah! Evet, Allah yarattığı hiçbir şeye benzemiyor.
Akşam namazından sonra kalkıp develerine bindiler. Yolcuların arasında titizliğiyle tanıdığımız Ebu Musa el Eşari ve mucizeler bahsinde tanıdığımız genç Cabir de var. Ay arkalarından yükselirken, develer de gecenin serinliğinde kum denizinin dalgalarını aşarak karşı tepenin üstüne doğru yükseliyor. Ara sıra dönüp aşağıda bıraktıkları vadiye bakıyorlar, amma da yükseldiler ha! Peki yükselen kim, kendileri mi?
Akıllarında görünen Allah düşüncesi ve sonra biri haykırıyor, Allahüekber! Sonra biri daha, biri daha. Peygamber endişeyle bağırıp çağıranları izliyor, niye bağırıyorlar? Yoksa yeterince iyi anlatamadı mı?
İşte Ebu Musa’nın ve Cabir’in o yolculukların ardından bize ulaşan hatıraları,
“ Biz Peygamberle birlikte sefere çıkardık da, tepelere doğru yükseldiğimizde var gücümüzle bağırırdık, Allahüekber! Sonra tepeden aşağı inerken yine bağırırdık, Süphanallah! Bunun üzerine Peygamber şöyle buyurdu,
- Arkadaşlar, canınıza olsun acıyın da boşuna bağırmayın. Şüphe yok ki ne karanlığa sesleniyor, ne de bir sağırı çağırıyorsunuz. Seslendiğiniz Allah, muhakkak ki size kendinizden daha yakındır.” 7
Yiyeceklerin Süphanallah dediklerini şimdi sen de duyuyor, görünen Rahimi görebiliyor musun?
***
Şimdi de görünmez Rahmana bakmaya çalış. Nereye bakacağını bilemiyorsun değil mi?
Haklısın, doğumla ölüm arasında gördüğümüz her gerçek şey Rahimin kolları arasında duruyor ve insanlıktan daha ötede başka bir şey yok. Şu halde ne yapmalı, nereye bakmalı?
Geleceğe mi? Hayır, gelecek zaman da sürekli görünen yeni şeyler doğurmaktadır ve o da Rahimdir. Şimdi ne yapacaksın?
Gidecek başka yer olmadığına göre haydi geri git. Âdem dahil önce insanlığı yok et. Nasıl, insanın yok olmasıyla her şey yok olmadı değil mi? Geride hayvanlar ve bitkiler kaldı. Onları da yok et. Korkma devam et, dağları, denizleri, yıldızları, hepsini yok et! Nasıl, edebildin mi?
Yok olmuyor değil mi! Şekil değiştiriyor, ama yok olmuyor. Hepsi de kendini doğuran başka bir nedene bağlı olarak ona dönüşüyor.
Gücün varsa biraz daha geri git, biraz daha yok etmeye çalış. Yorulursun ve ilk nedeni hiç göremezsin. Rahman, ezeli olan ve hiçbir yaratıcısı olmayan maddi âlemin işte bu bilinmezliği, işte bu görünmezliğidir.
İnanmadın değil mi?
Bana inanmayacağını biliyordum, ama şimdi Peygambere inanacaksın!
“ Peygamber bir konuşmasında şöyle buyurdu;
- İnsanlar soru sormaktan hiç vazgeçmeyecekler. Hâttâ, her şeyi yaratan Allah ise ya Allah’ı kim yarattı, diye bile soracaklar.” 8
Şimdi söyle, Peygamber hangi Allah’tan söz ediyor?
Gördüğü gerçek bir Allah’tan mı, yoksa uydurduğu bir hayalden mi?
Evet, şimdi ya sen sor, ya ben sorayım!
Ya Allah’ı kim yarattı?
Sormazsan, nasıl bir Allah’a inandığını bilmez karanlıklarda kalırsın. Daha da kötüsü, Peygamberi, anlamadığı ve anlatamadığı bir Allah uydurmakla itham etmiş olursun. Sorarsan, doğru söylediğimi görürsün. Çünkü Peygamber görünen evrenden, yani Rahimden söz etmektedir.
Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12
Bu Yazıyı Paylaşın | Bu yazıyı yazdırın | PDF olarak kaydedin