Mürit Kefer

Mürit Kefer’in Hatıra Defteri

“Görmüyorlar mı ki biz yeryüzüne geliyor, onu uçlarından azar azar eksiltiyoruz. Enbiya 21/44” ayetindeki azar azar eksilen şeyin yeryüzü ve yeryüzü azaldıkça çoğalan şeyin, nüfusu gittikçe artan insanlık olmadığını nasıl izah edersin? Gittikçe azalan şeyin görünmezdeki Rahmana iman, ve iman azaldıkça artan şeyin Rahimle beliren bilim olmadığını nasıl açıklarsın?
Allah’ı yarattıklarından ayırıp, ayrı bir varlık olarak uzağa atmakta ısrar edenlerin vebali kendi boyunlarınadır, haberin olsun.
Bilmediğimiz ve belki de hiç bilemeyeceğimiz şey, dinin ve bilimin gittikçe büyüdüğünü söyledikleri sonsuz âlem, gelecekte bileceğimiz halde şimdilik bilmediğimiz ise insan ve yaratılışıdır.
Eğer görünemezliğin ve bilinemezliğin bu kadarı sana yetmiyor, daha çok karanlık istiyorsan şunu bil ki,
“ Gerçeği görmeyenlerin hâli, engin bir denizdeki yoğun karanlıklar içinde kalan kimsenin hâli gibidir. Öyle bir deniz ki, onu dalga üstüne dalga kaplıyor, üstünde de karanlık bulutlar. Birbiri üstüne karanlıklar… İnsan, elini çıkarıp uzatsa, neredeyse onu dahi göremez. Bir kimseye Allah nûr vermemişse, artık o kimsenin aydınlıktan nasibi yoktur. Nur 24/40.”
Ve işte bir ayet daha!
“ Allah’ı bu dünyada göremeyenler, ahrette de göremezler. İsra 17/72”
Buna rağmen anlayamıyorsan haklısın. Çünkü dinde zor yoktur (2/256) ve Allah kimseye gücünün ötesinde sorumluluk yüklememiştir (2/286) Senin zannın senin anlayışındır ve saygı duyarım. Çünkü Kuran,
“ İnsanların akın edip döndüğü yerden siz de dönün. Bakara 2/199”
“ Kim Allah’ın kutsal saydığı şeyleri kutsal sayarsa, bu gönüllerin takvasındandır. Hac 22/32” buyurmuştur. Bu ayetlerle, insanlığı bilgili ve güçlü olmakla değil, saygılı ve iyi ahlaklı olmakla tanımlamıştır. (22/34)
Buna karşılık sen de benim anlayışımı bana bırakırsın değil mi? Eğer kendi karanlığına beni de çekmek için ısrar edecek olursan, bil ki Allah buna karşıdır;
“ Senin inancın senin, benim inancım benim dinimdir! Kafirun 109/6”
3. “ Din gününün sahibi Odur. Fatiha 1/3”
- Din günü ne demek ki?
Din günü, bilinen anlamıyla kıyamet dediğimiz diriliş günümüzdür. Az bilinen diğer anlamıyla da, insanın Âdem dediğimiz başlangıcıyla, bilinmeyen diriliş günü arasındaki zaman dilimi. Tüm insanlığın ölümlü yaşam süresi bize göre çok uzun görünse de, Allah’a göre bir gün gibidir. Ancak onlardan bize ne! Madem ki o gün karşılaşacağımız en büyük tehlike kendi kötülüklerimizdir, bu nedenle bizim için önemli olan kendi din günümüz olmalıdır. Bizim din günümüz ise kendi ömrümüzdür.
Âlemin içinde doğup var olan, görüp işittiğimiz veya varlığını bildiğimiz her gerçek şey Rahimdendir. Ömrünü tamamlayıp yok olduğu zaman Rahmana gider. Bilmediğimiz bir yerden gelmişti ve yine oraya geri döndü. Başka bir deyişle, sürekli olarak görünmeyen Rahman görünen Rahime, görünen Rahim görünmeyen Rahmana dönüşmekte, varlık kendi bütünlüğü içinde sürekli yeni oluşumlar göstermektedir. Her an bazı yeni şeyler doğarken, o anda bazı şeyler de yok olmaktadır. Hem Rahman ve hem de Rahim, ayrılmaz bir bütün olarak aynı anda ve sürekli olarak yan yana dırlar.
Allah dediğimiz mutlak varlık kendi kendine yaşamakta, bu büyük yaşam denizi kendiliğinden dalgalanmakta, varlık kendi gücünü sergilemektedir.
Bizler mi? Bir benzetmeye göre, dalgaların kendisini taşımak ya da batırmak için dalgalandığını zanneden bir çöpten başka bir şey değilmişiz.
Yaşadığımız şu ölümlü dünya hayatı belki de Allah’ın kendine bir bakışından, mutlak varlığın kendine bakarken mırıldandığı bir besmeleden başka bir şey değildir. Kıyamet günü, Rahmanla başlayan büyük maceranın Rahimle bittiği, Allah’ın besmelenin tam tefsirini

Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12

Bu Yazıyı Paylaşın | Bu yazıyı yazdırın | PDF olarak kaydedin

Kapat
E-posta ile paylaş