Mürit Kefer

Mürit Kefer’in Hatıra Defteri

Pek azı müstesna, insanların bir derviş gibi olamayacakları kesindir. Çünkü insan dünyayı sever ve vazgeçmesi zordur. Haz. İsa’nın bu konuda bir hatırası var ve İncil şöyle anlatıyor;
“ Bir adam İsa’ya gelip, - Muallim! Ebedi hayata kavuşmak için nasıl bir iyilik yapayım ? diye sordu. İsa dedi, - İyilikler bellidir, emirleri tut. Adam, - Hangilerini ? dedi. İsa da, - Katletme, zina etme, çalma, yalan söyleme, anana babana hürmet et ve komşunu sev! dedi. O yine, - Bunları yaparım, daha ne yapayım ? dedi. İsa, - Eğer kamil olmak istersen, git neyin varsa fakirlere dağıt ve benimle gel, dedi. Adam bunu duyunca üzülerek geri dönüp gitti, çünkü çok malı vardı. Matta 19/16”
Ve sakın bu soruyu Peygambere veya yakın dostlarına sormaya da niyetlenmeyin, kaldıramayabilirsiniz. Çünkü verecekleri cevap şudur;
“ Yarın için yiyecek bir şeyi olan zengindir.” 14
***
Peki, başka nedir o gece Allah için yapabileceğimiz ?
İlim olabilir mi, okumak, öğrenmek? Evet, ilim peygamberlerin bıraktıkları tek miras olması nedeniyle önemlidir. Bilenlerle bilmeyenler de bir değil, bu da doğru! Fakat yeter mi?
Peygamber şöyle dua edermiş;
“ - Allah’ım, huşu duymaz bir kalpten, dinlenmeyen bir duadan, doymak bilmeyen bir nefisten, faydası olmayan bir ilimden, bu dört şeyden sana sığınırım.” 15
Bu da başka bir sözü;
“ - Kim âlim geçinmek, tartışmak ve halkın dikkatini kendine çekmek gibi maksatlarla ilim öğrenirse Allah o kimseyi cehenneme atar.” 16
Esasen o gece lazım olan ilim olsaydı, âlimlerin hepsi cennette olurdu öyle değil mi? Fakat öyle değildir. Allah’ın bizim ilmimize ihtiyacı yoktur. Nitekim Hızır’ın Haz. Musa’ya sözünü hatırlarsınız,
“ Ey Musa! İşte, senin ilminle benim ilmim, Allah’ın ilmini bu serçenin denizden eksilttiği bir yudum su kadar bile eksiltmez.”
Anlaşıldı ki o gece için ilme çok ihtiyacımız yoktur! Peki ya ibadete, namaza, oruca?
Belki evet! Ancak oruç tutacak isek son Peygamberin şu uyarısını bilmeliyiz;
“ - Kim yalan söylemeyi ve yalanla iş yapmayı bırakmazsa, Allah o kimsenin yiyip içmeyi bırakmasına hiç kıymet vermez.” 17
Eğer o gece namaz kılacak isek yine bilmeliyiz ki;
“ Vay haline o namaz kılanların ki, namazlarından habersizdirler. Riyaya sapmışlardır ve iyiliğe engel olurlar. Maun 107/4”
Şu halde nedir o geceden beklenen, ne yapmalı, nasıl yapmalı?
Son Peygamber bu soruya İncil’de Haz. İsa’nın da anlattığı bir benzetme ile cevap veriyor;
“- Kıyamet günü aziz ve celil olan Allah şöyle buyuracak; Ey ademoğlu! Hasta oldum da ziyaret etmedin! Kul diyecek ki; - Ey Rabb’im, Sen alemlerin Rabb’i iken ben seni nasıl ziyaret ederim? Allah diyecek ki; - Hatırlamıyor musun, falan kulum hastalanmıştı da sen onu ziyaret etmedin. Eğer onu ziyaret etseydin, yanında beni bulacaktın!
Yine Allah diyecek ki; - Ey ademoğlu! Senden yiyecek istedim ama sen beni doyurmadın? Kul diyecek ki; - Ey Rabb’im ben seni nasıl doyururum, sen ki alemlerin Rabb’isin? Allah diyecek ki; - Benim falan kulum senden yiyecek istemişti de sen onu doyurmadın. Bilmez misin ki eğer ona yiyecek verseydin ben onu yanımda bulacaktım.
Yine Allah diyecektir ki; - Ey Ademoğlu! Senden su istedim bana su vermedin! Kul diyecek ki; - Ey Rabb’im, ben sana nasıl su içirebilirim, sen ki alemlerin Rabb’isin? Allah diyecek ki; - Kulum senden su istedi ve sen su vermedin. Bilmiyor musun ki eğer ona vermiş olsaydın, bana vermiş olacaktın! Matta 25/35 ” 18
***
Evet, öyle anlaşılıyor ki Allah yiyen kullarıyla doymakta, içen kullarıyla kanmakta ve sevilen kullarıyla mutlu olmaktadır. Eğer o gece bu noktadan yola çıkarsak, unutmamalı ki Allah’ın rızası çok uzakta görünmüyor. Bakın Peygamber ne diyor;

Sayfalar: 1 2 3 4 5 6

Bu Yazıyı Paylaşın | Bu yazıyı yazdırın | PDF olarak kaydedin

Kapat
E-posta ile paylaş