temizlememiş, kötü huylarından vazgeçmemiştir. Görür ki, nefsin gururuna aldanmakta, köpeklik sıfatı ile halkın gönlünü yıkmakta, tilkilik sıfatı ile de insanlara hilekarlık yapmaktadır. Meğer buldum sandığı gerçek bir serap, mehdî sandığı anlayışı bir deccal’miş. İşte o zaman ah ederek erenlerden yardım istemeye başlar. Allah dostları, bu talep üzerine kendilerini gizlemezler. Ona inancın gerçeğini gösterip Hak yoluna koyarlar. Bu suretle o kimsenin halka olan muhabbeti gittikçe artar. Eksikliği kendinde, mükemmelliği halkta görmeye başlar. Halk tarafından sevildiği içindir ki, Hak tarafından da sevilir ve Allah dostlarından olur.
İşte böylece o kimsede gerçek mehdî zuhur etmiş ve Muhammedî anlayışa tabi olmuş olur. Ruhun kutsallığa ulaşıp hidayete erdiği bu anda, anlayışın gökyüzü kadar uzaklarına çekilen Haz. İsa kalbe iner ve deccal’i mızrak ile vurup öldürür. Öldürür çünkü, insanı kendi nefsi aldatmıştı. Burada deccal ile anlatılan nefis, mızraktan murat nefsi muhasebedir.” 2
Bu nefis çeviriden sonra Ebu Hüreyre’nin anlattığı ve yıllardır hiç anlamadığım bir hadisi hatırlamamak mümkün mü?
“ Peygamber buyurdu ki, - Vallahi, Meryem oğlunun hac yapmak için geldiği Kabe yolunda, geldim ya Rabbî! diye seslendiğini duyar gibiyim. Bakalım gökten inip de, O da sizin imamınıza tabi olduğu zamanda hangi halde olursunuz?” 3
Allah Ahmet amcadan ve İsmet amcadan razı olsun. Ancak Selim Divaneyi okuduktan sonra anlayabildim ki, Peygamber Meryem oğlu tabiri ile gökyüzünden inecek mucizevi bir şahsı değil, herkesin imamı insanlık değerlerine yönelecek olan evrensel din anlayışını kast etmektedir.
Bu yorumu beğenmeyenlere sormak isterim,
Siz de kafirlerin istediği gibi, mutlaka gökyüzünden bir mucize indirilmesini mi istiyorsunuz? Yoksa Allah’ın bu hidayeti sadece Haz. İsa ile sınırlı tutmayıp tüm insanlığa dağıtacak olması sizi sevindirmedi mi?
Öyle zannediyorum ki bütün bunları bilen bazıları Muhammedî şeriat denilen bu kutsal anlayışa yapışmış, İsa’nın ruhunun insanlıkta dirileceği bir vakti beklemektedirler.
Haz. İsa’nın Haz. Muhammet’le aynı inancı dile getirdiğinin anlaşıldığı ve dinler arasındaki farklılığın yok olduğu bir vakti!
***
Gariptir ama, bunu bekleyenlerin arasında bir de Hıristiyan olduğunu biliyor muydunuz?
Söz ettiğim ünlü Fransız kahin Nostradamus’dur ve beklenen bu gelişmeyi şu mısralarla anlatır;
“ Eski Romalı yöntemiyle kutsanmış kiliseleri
Reddedecekler ta temellerinden,
Pek çok eski aziz hikayesinin aksine
Temel ilkelerini bayrak yapacaklar.” 4
Bu sözler 1550 yıllarında söylenmişti. Bana öyle geliyor ki, bu reddediş ve gerçeğe dönüş çoktan başlamıştır bile!
Hayır hayır, sakın yanlış anlaşılmasın! Anlatmak istediğim bazı tanınmış Hıristiyanların yaptığı ve Müslümanların da büyük bir bencillikle alkışladıkları gibi sakala, sarığa ve cüppeye dönüş değildi. Ben gerçeğe dönüşten söz ediyorum. Sakın gıpta ile seyrettiğimiz ileri uygarlıklardaki başarının sırrı bu gerçeğe dönüş olmasın?
Nostradamus’u yorumlamaya çalışanlar, İslam’ın Avrupa’yı işgalini hiç anlamamış görünüyorlar.
***
Sahi, az kaldı unutuyordum. Bir çok kimse tarafından yanlış anlaşılan,
“ Biz İsa’yı öldürdük dediler. Oysaki onu öldürmediler, kesinlikle öldürmediler. Tam aksine Allah onu kendisine yükseltti. Nisa 4/157” ayetini, Kuran yine kendisi tefsir eder,
“Allah yolunda öldürülmüş olanları öldüler zannetmeyin. Hayır, onlar diridirler ve Rablerinin katında yaşarlar. Al-i İmran 3/169”
Bu Yazıyı Paylaşın | Bu yazıyı yazdırın | PDF olarak kaydedin