Mürit Kefer

Mürit Kefer’in Hatıra Defteri

Haberin özeti şudur! Haz. İbrahim’in torunları, Sara ile Hacer arasında paylaşılamayan büyük mirası binlerce yıldır hâlâ paylaşamamış, Makpela tarlasının üzerinde hâlâ birbirini öldürmektedir.
Peki nedir bu dört bin yıldır paylaşılamayan büyük miras?
Doğrusu şimdi benim de bilmek istediğim budur. Bulursak belki paylaşabiliriz.
***
Tevrat’ın Haz. İbrahim’i anlattığı bu hayat hikayesine biz Müslümanlar da inanırız, ama bir nokta hariç! İbrahim’in Hacer’le İsmail’i bıraktığı yer Beer Şeba çölü değil, Mekke’dir. Yalnız bir kadın ve küçük bir bebek için biraz uzak bir mesafe ama olsun, biz öyle inanıyoruz. Son Peygamberin Haz. İbrahim’in bedenini mi yoksa fikirlerini mi kastettiği bizim için şimdilik önemli değildir!
Bu hazırlıklardan sonra artık Kabe’ye geçebilir miyim?
“ Kabe, Mekke’de bulunan ve bütün Müslümanların namaz kılarken yöneldikleri kutsal yapının adıdır. Kuran’a göre Kabe, insanlar için kurulan ilk evdir. Hadislerde bildirildiğine göre, Âdem dünyaya indirildikten ve tövbesi kabul edildikten sonra ibadet etmek üzere Tanrıdan bir yer ister. Kendisine meleklerinki gibi bir mescit yaparak orada ibadet etmesi istenir. Âdem meleklerin de yardımıyla Kabe’yi inşa eder ve Cennetten getirdiği bir taşı da Kabe’nin bir köşesine yerleştirir. Başlangıçta bembeyaz olan bu taş, daha sonraları günahkarların elleri ve kesilen kurban kanları ile simsiyah kesilen Hacer-i Esved’tir. Yine rivayetlere göre, Âdemin ölümünden ve Nuh tufanından sonra göğe çekilip yeri belirsiz hâle gelmiş, sonra Haz. İbrahim’e yeniden yapması emredilmiştir. Haz. İbrahim ve oğlu İsmail tarafından eski ölçülerine uygun olarak yapılan Kabe’nin duvarları biraz yükselince, Nuh tufanından beri Ebu Kubeys dağında durmakta olan Hacer-i Esved tekrar eski yerine konmuştur.
Kabe, yöresel taşlardan yapılmış, planı 12 m./ 10 m. boyutlarında ve 15 m. yüksekliğinde dikdörtgen bir yapıdır. Köşeleri dört ana yöne bakar. Kuzeybatı duvarında, yerden 2 m. yükseklikte bir kapısı vardır. Kapı kullanılacağı zaman, tahta tekerlekli bir merdiven dayanır. Hacer-i Esved, doğu köşesinde, yerden 1,5 m. yüksekte duvara gömülüdür.
Kuzey yönünde, tavaf yapılan taş döşemenin biraz dışında ise, makam-ı İbrahim olarak bilinen ve Haz. İbrahim’in duvar inşaatı sırasında iskele olarak kullandığına inanılan bir taş bulunur. Kabe tarih boyunca birçok kez yıkılmış ve yeniden yapılmıştır. Son olarak 1635 yılında sel suları nedeniyle yıkılmış ve Osmanlı sultanı 4. Murat tarafından mimar Rıdvan ağaya yaptırılmıştır.
Tanrı bu kutsal evi insanlar için güvenli bir toplanma yeri yapmış, yerini Haz. İbrahim’e açıklamış ve gücü yeten her insanın bu evi ziyaret etmesini farz etmiştir.” 4
***
Son peygamber Haz. Muhammet, ilk defa Haz. Hacer ve İsmail’in yerleştikleri söylenen işte bu Mekke şehrinde 571 yılında doğdu. Binlerce yıl önce Haz. İbrahim tarafından inşa edildiği bildirilen Kabe ise, Son Peygamberin anlattığı İslam dininin beş temel esasından biri olarak Müslümanlarca hâlâ ziyaret edilmektedir ve İslam dininde bu ziyaretin adı hacdır.
Milyonlarca insan, binlerce yıldır orada ne yapıyor, ne arıyorlar?
İslam’a yabancı olan pek çok kimsenin bu konuda yeterli bilgisi olmadığını, bu nedenle Müslümanları taşa tapınan bir ilkel gibi gördüklerini biliyorum. İşin asıl garip tarafı, Müslümanlardan bazılarının da bu yönde düşünmüş ve düşünüyor olmasıdır. Bu düşüncenin günümüzdeki örnekleri bir yana, geçmişte yaşanan ve İslam tarihine de geçen kanlı bir örneği daha vardır ve olanları sayın Yaşar Nuri Öztürk anlatıyor,
“ Zenc ve Karmati isyanları, Abbasi hilafetinin uygarlığın zirvesine çıkıp dağılmaya döndüğü, şehvet ve nimetle, sefalet ve ıstırabın kucaklaştığı bir ortamda zuhur etti.

Sayfalar: 1 2 3 4 5 6

Bu Yazıyı Paylaşın | Bu yazıyı yazdırın | PDF olarak kaydedin

Kapat
E-posta ile paylaş