Mürit Kefer

Mürit Kefer’in Hatıra Defteri

Öyle hayal ederim ki, sözlerinin ardına sakladığı anlayışı ile Abdullah bin Mesut’u bile imrendiren Mikdat, arkadaşlarına hitap ettiği o sırada Zefiran vadisindeki bir ağaçlığın yanında ve yüksekçe bir kum tepeciğinin üzerindedir. Yalın kılıç bir yandan konuşmakta, diğer yandan da deprenen atının başını zaptetmeye çalışmaktadır.
***
Peygamber diyor ki; “ - Cebrail Rabb’imden haber getirmeden eşlerimden hiçbirisi ile evlenmediğim gibi, kızlarımdan hiçbirisini de evlendirmedim.” 16
İşte bu evliliklerden birinin hikayesini Enes bin Malik anlatıyor;
“ Hayberi çarpışarak ele geçirdikten sonra esirler toplandı. Derken, Dihye bin Halife gelip ; - Ey Allah’ın Resulü! Esirlerin içinden bana bir cariye ver, dedi. Peygamber de; - Git ve birini al, buyurdu. Dihye de gidip esir Yahudi kadınlarının en soylusu ve yenik Hayber kalesinin eşi olan Safiyye’yi aldı. Biri Peygambere gelip; - Dihye’ye Yahudilerin en soylu kadınını verdin. Halbuki o senden başkasına münasip olamaz, dedi. Bunun üzerine Peygamber; - Her ikisini de çağırınız, buyurdu. Ve Safiyye’yi gördükten sonra Dihye’ye , - Esirlerin içinden başka bir cariye al, diye emretti ve onunla kendisi evlendi.” 17
Hadisin ekinde şu açıklama verilir.
“ Safiyye’nin soyluluğu ve güzelliği, bu paylaşımda bazı anlaşmazlıklara yol açmış olup, Peygamber bu davranışı ile hem Safiyye’yi ödüllendirmiş hem de muhtemel bir anlaşmazlığın önünü kesmiştir. İtiraz eden yahut itirazı haber verip hal çaresi gösteren zatın kim olduğu bizce malum değildir.”
Evet! O suretin kim olduğu belki malumumuz değildir ama, kime suret olduğu artık malumumuzdur. Haz. Cebrail!
***
Şimdi Son Peygamberin başka arkadaşlarından, yani Cebrail’in başka suretlerinden bahsetmek istiyorum.
Arkadaşlarından Sad bin ebi Vakkas anlatıyor,
“ Uhud savaşında, Peygamberi iki kişi ile beraber gördüm. Bunlar Peygamberin yanında savaşıyorlardı ve üzerlerinde beyaz elbise vardı. Onlar o gün, insanı hayrete düşüren bir şiddetle çarpıştılar. Ben bu iki kişiyi ne Uhuddan önce, ne de sonra görmedim.” 18
Hadisi “n ekinde verilen açıklama şöyledir.
“ Müslim’in rivayetinde, Peygamberin yanında şiddetle çarpışan bu iki kişinin Cebrail ile Mikail oldukları bildirilmektedir. Bazı alimler, meleklerin yalnız Bedir savaşında çarpıştıklarını, diğer savaşlarda ise sadece yardım için hazır bulunduklarını kabul etseler de, yukarıdaki hadis bu iddiayı reddeder. İslam tarihi, müminlere yardım için çarpışan meleklerin hikayeleri ile doludur.”
Meleklerin Bedirde fiilen çarpıştıklarını kabul ettikleri halde, Uhud savaşında sadece yedek kuvvet olarak bulunduklarını ve çarpışmadıklarını ifade eden düşünce sahiplerini anlamak zor değildir. Çünkü böyle olmazsa Bedir kuyuları yanında meleklerin yardımı ile kesin bir galibiyet elde eden İslam ordusunun, yine meleklerin yardımına rağmen Uhud dağı eteklerinde niçin bozgundan zor kurtulduğunu açıklayabilmek kolay değildir.
Halbuki Sad bin ebi Vakkas’ın bildirdiği gibi, Uhud savaşında da en azından iki büyük melek çarpışmaktadır ve Cebrail ile Mikail’in o gün hangi surette olduklarını aynı savaşta bulunanlardan Talha bin Ubeydullah anlatıyor,
“ Uhud günü zaman zaman savaş öyle şiddetlendi ki, Peygamberin yanında benimle Sad bin ebi Vakkas’dan başka kimsenin kalmadığı anlar oldu.” 19
Savaşın şiddetine dayanamayıp da geçici bir süre geri çekilmek zorunda kalanlardan Haz. Ebu Bekir, hadisin ekinde onları şöyle doğruluyor.
“ Uhud harbinde Talha’nın yanına geldiğimizde , Onu yetmiş kadar yerinden yaralanmış bulduk. Şahadet parmağı da düşmüştü.”

Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 9

Bu Yazıyı Paylaşın | Bu yazıyı yazdırın | PDF olarak kaydedin

Kapat
E-posta ile paylaş