Mürit Kefer

Mürit Kefer’in Hatıra Defteri

Ancak, geldiğimiz bu noktada belki merak edersiniz. Madem ki Haz. Cebrail bizim ve bizim dışımızdaki aklın ta kendisidir, şu halde görüp işittiğimiz her şey ondan mıdır?
Az önce okuduğumuz gibi âmâ Ümmi Mektum’un haklılığı bir yana, Peygamberin rükua eğilirken gördüğü veya secdeye kapanırken kokladığı kötü bir koku bile Cebrail’in belirmesine ve uyarmasına neden olabilmektedir. Yeter ki hak olsun!
Hak mı? Hayır, hakkı henüz yeterince bilmiyorum.
***
Haz. Cebrail’i anlamaya çalıştığım bu çalışma 1996 yılı sonlarında bitmişti. Kolayca tahmin edebileceğiniz gibi, konuştuğum kimseleri o günden sonra daha dikkatle dinlemeye başladım. Ölümsüz olduğuna ve hâlâ var olduğuna göre, acaba Haz. Cebrail bana da görünür, bana da konuşur mu?
Çok sürmedi, 1997 yılı ortalarında onunla karşılaştım. Simsiyah uzun saçları ağarmış ve beyaz entari yerine koyu lacivert renkli bir takım elbise giymişti. Mavi gömleği ve bordo renkli kravatı da vardı.
Söz ettiğim kimse Cevdet ağabey, yeni tanıştığım biri. Tanıyanlardan öğrendim, Peygamber soyundanmış.
Seyyit olduğunu, peygamber soyundan olduğunu söyleyerek şu garip halkın üzerinde üstünlük taslayan kimselerden eskiden beri tiksinmişimdir. Bu anlayışta soya sopa yer olmadığına inananlardanım. Kimin ahlakı Peygambere benziyorsa o kimse onun soyundandır.
Buna rağmen ilgimi çekti, acaba gerçekten Peygamber ahlakından olanlardan mı? Acaba yanında atalarından taşıyıp getirdiği kayıp bir öğreti var mı?
Ara sıra dinden kitaptan söz açıp bir şeyler öğrenmeye çalışıyorum. Ancak suskun, ne dinden ne Peygamberden ne de soyundan hiç söz etmiyor. Tüm konuştukları iyi ahlak ve doğru davranışlar üzerine hepimizin bildiği şeyler. Halbuki hissediyorum, bu suskunluğun ardında önemli bir şey olmalı. Nihayet iki üç ay kadar sonra beklediğim an kendiliğinden geldi, başladı anlatmaya;
“ – Dedemden duymuştum, bizim oralarda eskiler şimdi artık unutulan eski bir hikaye anlatırlarmış.
Haz. Cebrail bir gün Allah’a şöyle demiş,
- Ya Rab! Yeryüzünde beni peygamberlerinden başka tanıyan bir kulun var mıdır? Allah,
- Evet vardır ama zorlamadıkça asla seni tanıdığını söylemez, demiş. Cebrail,
- Kimdir o gidip bulayım, sohbet edeyim, demiş. Allah,
- Onun adı Üveys’tir (Veysel Karani), ama dediğim gibi zorlamadıkça asla söyletemezsin, demiş.
Bunun üzerine Cebrail pala bıyıklı, yalın kılıç bir eşkıya suretine girerek Üveysin yanına yollanmış. O sırada Üveys üç beş koyunuyla kırlardan eve dönmekteymiş. Eşkıya kılığındaki Cebrail’i görünce korkup kenara çekilmiş ama Cebrail yolunu kesip sormuş,
- Hey sen! Cebrail’i arıyorum, ya bana kim olduğunu söylersin ya da kelleni uçururum. Üveys korkup yalvarmış,
- Aman ağam, ben yaşlı anasından başka kimsesi olmayan bir garibim. Söylediğin kimseyi tanımam. Var sen onu bir bilene sor.

Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 9

Bu Yazıyı Paylaşın | Bu yazıyı yazdırın | PDF olarak kaydedin

Kapat
E-posta ile paylaş