- Allah Musa’ya rahmet etsin. Ne olurdu sabredeydi de, aralarında geçen diğer maceralar bize hikaye edilseydi! buyurdu.” 2
Son Peygamber bu sohbetinde buraya kadar anlatmıştır ama, kıssanın devamı vardır ve Kuran anlatmaktadır.
“ Hızır; - İşte bu seninle ayrılışımızdır. Şimdi sana sabredemediğin şeylerin içyüzünü açıklayacağım, dedi. O gemi denizden geçinen yoksullarındı. Ben onu kusurlu yapmak istedim ki, peşlerinde her sağlam gemiye zorla el koyan bir zorba vardı. Çocuğa gelince, onun ana babası iyi insanlardı. Büyüdüğünde onlara kötü davranacak bu çocuğun onları üzmesini istemedik. Rablerinin, o çocuktan daha hayırlı ve onlara merhamet eden bir evlat vermesini diledik. Duvar ise, kasabadaki iki yetim çocuğa aitti. Babaları iyi bir insandı ve duvarın altında onlara ait bir hazine vardı. Rabb’in çocukların büyümesini ve onların bulmasını istedi. Ben ise, bütün bu işleri kendiliğimden yapmadım. İşte, dayanamadığın işlerin içyüzü budur. Kehf 18/60”
Masalların bile çocuklara bir şeyler öğretmek üzere anlatıldığı bir dünyada, kutsal kitabın anlattığı bu hikayenin de bir anlamı olmalı değil mi?
Ancak Haz. Musa’nın hikayesini anlayabilmek için önce Haz. Musa’yı tanımak gerekir. Musa’yı en iyi anlatan ise şüphesiz kendi kitabı olmalıdır, yani Tevrat.
Haz. Musa’nın yaşamı Mısırda başlar. Atası Haz. Yusuf’un önce esir, sonra vezir olduğu firavunlar diyarı Mısırda. Yani 5000 yıl kadar önce.
“ Ve Yusuf kendisi ve babasının evi, Mısır’da oturdular ve Yusuf yüz on yıl yaşadı. Ve Yusuf, Efraim’in üçüncü göbek oğullarını gördü ve Manesse’nin oğlu Makir’in çocukları Yusuf’un dizleri üstünde doğdular. Ve Yusuf kardeşlerine dedi ; - Ben ölüyorum, fakat Allah sizi mutlaka arayacaktır ve kemiklerimi buradan çıkaracaksınız, diyerek İsrail oğullarına yemin ettirdi. Ve Yusuf yüz on yaşında öldü ve onu mumya edip Mısır’da bir tabuta koydular. Tekvin 50/22”
“ Ve İsrail oğulları Mısır’da semereli oldular ve türeyip çoğaldılar, ve ziyadesiyle kuvvetlendiler ve memleket onlarla doldu. Ve Mısır üzerine Yusuf’u bilmeyen yeni bir kral çıktı. Ve kavmine dedi ; - İşte, İsrail oğullarının kavmi bizden çok ve kuvvetlidir. Gelin onlara karşı akıllıca davranalım. Yoksa çoğalacaklar ve olur ki savaş çıkarsa, onlar da düşmanlarımızla birleşirler ve bize karşı savaşıp memleketten çıkarlar. Ve onlara ağır işlerle eziyet etsinler diye üzerlerine angarya memurları koydular. Ve firavun için Pitom ve Raamses ambar şehirlerini yaptırdılar. Fakat onlara ne kadar eziyet ettilerse o kadar çoğaldılar ve o kadar yayıldılar ve İsrail oğulları yüzünden korkuya düştüler. Ve Mısırlılar İsrail oğullarını şiddetle işlettiler. Ve bütün ağır işlerinde, tarlada, harçta ve kerpiçte ağır işle hayatlarını acı ettiler. Ve Mısır kralı İbrani ebelere söyledi ve dedi ; - İbrani kadınları bir erkek çocuk doğurduğunda onu öldüreceksiniz, fakat kız ise yaşayacaktır. Fakat ebeler Allah’tan korkarlardı ve Mısır kralının kendilerine emrettiğine göre yapmadılar ve erkek çocukları sağ bıraktılar. Ve Mısır kralı ebeleri çağırıp onlara dedi ; - Niçin bu şeyi yaptınız ve erkek çocukları sağ bıraktınız? Ve ebeler firavuna dediler ; - Çünkü İbrani kadınları Mısırlı kadınlar gibi değildirler, çünkü onlar canlıdırlar ve ebe onların yanına gelmeden evvel doğuruyorlar. Ve Allah ebelere iyilik etti ve kavim çoğaldı ve ziyadesiyle kuvvetlendiler. Ve vaki oldu ki, ebeler Allah’tan korktuklarından onları ev bark sahibi yaptı. Ve firavun bu defa bütün kavmine emredip dedi ; - Her doğan erkek çocuğu ırmağa atacaksınız, ve her kızı sağ bırakacaksınız!
Bu Yazıyı Paylaşın | Bu yazıyı yazdırın | PDF olarak kaydedin