Peygamber bir hadiste şöyle diyor,
“ Bir insan bir kardeşini bir şeyle ayıplarsa, ölmeden önce o ayıbı muhakkak kendisi de işler.” 1
Doğruymuş. Vazgeçtik Allah’ım diyen Ömer’in vazgeçemediğini söylemiştim ya, meğer vazgeçtim dediğim halde ben de vazgeçememişim. Meğer el fatiha demişim de henüz hiçbir şey bitmemiş. Meğer kimsenin şeytanı kolay Müslüman olmuyormuş. Cevapsız kalan bir soru hep varmış ya, şimdi yine var.
Fakat hayret? Ben bu sorunun varlığını yeni öğrenmiş değilim, çok zamandır bilirdim. Şimdiye kadar niye içimde saklamış, neden bilmiyor gibi davranmışım ki?
Söz ettiğim, Peygamberin Zeynep bint-i Cahş ile yaptığı evliliğinin perde arkasıdır. Peygamberin halasının kızı olan Zeynep bint-i Cahş, dört muvahhitlerden Ubeydullah bin Cahş’ın kız kardeşidir ve anlatılanlara bakarsanız Haz. Davud’un işlediği söylenen bir suçu Son Peygamber de işlemiş görünüyor. Üstelik bu defa şahit çok, deliller kuvvetli. Adeta suçüstü!
Konu çok hassas olduğu için yorum yapmıyor, İslam tarihini anlatan kalın ve ciddi bir kitaptan olduğu gibi aktarıyorum. Kelimesi kelimesine,
“ Zeynep’in babası Huzeyme kabilesinden Cahş, annesi ise Peygamberin halası Umeyme’dir. Asıl ismi Berre idi. Peygamber Zeynep olarak değiştirdi. Bir ara Peygamber Zeynep’i kendi kölesi Zeyd bin Harise ile evlendirmek istedi. Zeynep güzel olduğu kadar da onurlu bir hanımdı. Bunu duyunca Peygambere sitem etti, - Halanızın kızını bir köleye mi münasip görüyorsunuz? Ancak Peygamber ısrar edince düşünmek için mühlet istedi. Bu sırada şu ayet indi.
“Allah ve Resulü bir müminin işinde hüküm verdiklerinde, o kimse için seçme şansı yoktur. Ahzap 33/36”
Bunun üzerine Zeynep tövbe istiğfar etti ve razı oldu. Zeynep bir sene kadar Zeyd ile beraber hayatını devam ettirdikten sonra, bir gün Peygamber Zeyd’i görmek üzere evine gitti. Kapıyı açınca Zeynebi açık saçık bir halde gördü. Yüzünü çevirip Zeyd’in nerede olduğunu sordu. Zeynep dışarıda olduğunu söyledi. Hazreti Peygamber Zeynebi her vakit görürse de, o haldeki görünüşü pek makbul geldi. Tekrar bakmak istemişse de bakmayıp, - Ey kalpleri ve gözleri çeviren Allah’ım, senin şanın pek yücedir diyerek geri döndü.
Zeyd eve gelince Zeynep olanları anlattı. Zeyd, - Allah’ın resulü seni beğendi, dedi. Kalbinde Zeynebe karşı bir soğukluk düştü. Peygambere gelip Zeynebi boşamak istediğini söyledi. Peygamber sebebini sorduğunda ise, - Ya Resulallah bir fenalığını görmedim, lakin şerefli bir hanım olması itibariyle bana büyüklük taslıyor, dedi. Peygamberimiz, - Ey Zeyd, zevceni tut, boşama ve Allah’tan kork, diyerek engel olmağa çalıştı.
Peygamberimiz Zeynebin kendi zevcesi olacağını bilir ve Zeyd’in boşamasını isterdi. Lakin boşa diye emretmekten çekinirdi. Ayrıca, Peygamber evlatlığının boşadığı hanımı aldı, diye dil uzatılmasından çekinirdi. Çünkü cahiliyye zamanında evlatlığın hanımını almak haram sayılırdı. Boşanmalarına karşı çıkması da, kendi gönlünde Zeynebe karşı bir ilgi kalıp kalmadığını anlamak içindi. Nihayet bir gün Zeyd Peygamberin huzuruna gelip, - Ya Resulallah Zeynebi boşadım, dedi. Sonra ayet indi ve Kuran bu hadiseyi şöyle anlattı,
“ Hatırla o zamanı ki, Cenab-ı Hakk’ın İslam’la şereflendirdiği, seninde evlat edinerek ihsan ettiğin kimseye, hanımını boşama, Allah’tan kork diyordun. Halbuki kalbinde bir sır saklıyordun ve Allah onu açığa çıkaracaktı. Sen insanlardan çekiniyordun, oysa ki Allah çekinmeye daha layıktır. Ahzap 33/37”
Zeynep’ten şöyle rivayet edilir, - Resulallah’ın beni görüp beğenmesinden sonra Zeyd benimle evlilik münasebetinde bulunmadı.
Sahih-i Müslim’de Enes bin Malik’ten rivayet edildiğine göre, Zeynebin beklemesi gereken temizlik müddeti tamam olduktan sonra Peygamber Zeyd’e, - Haydi Zeynebe gidip bana dünürlük et, diye emretti. Maksadı, Zeyd’in bu işe istemeyerek razı olduğu gibi bir dedikodunun önüne geçmekti. Zeyd Peygamberin emrine uyarak eve vardı, Zeynep hamur yoğurmaktaydı. Zeyd, - Ey Zeynep, gözün aydın! Resulallah seninle evlenmek istiyor, dedi. Zeynep cevap vermedi.
Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15
Bu Yazıyı Paylaşın | Bu yazıyı yazdırın | PDF olarak kaydedin