Zeynep’in mutlulukla ışıldayan gözlerine baktı. Allah ve Cebrail hakkındaki bilgisi, vereceği cevabı anlamaya yeter mi acaba?
- Bu nikahı Allah kıydı, Cebrail de şahidimdir!
Geri dönerken garip duygular içinde. Dalgın ve yavaş adımlarla yürürken içindeki Muhammet’e dönüyor,
- İki aydır beni bu gün için yiyip bitirdin. Nasıl, şimdi mutlu musun?
- !
- Neredesin, neden sesin çıkmıyor?
- !
- Yoksa hayal ettiğin kadar güzel değil miymiş? Yoksa yakınlaşınca hayal kırıklığına mı uğradın?
- !
- İstediğin kadar derinlere saklan, istediğin kadar sus, ne düşündüğünü biliyorum. Biliyor musun, aslında çok iğrençsin.
Sonra kendine dönüp soruyor,
- Yoksa haklı mı, yoksa sahiden aşk başlamadan bitmek üzere mi?
Yüreği korkuyla titriyor. Hayır, asla! Zeynep artık ilahi aşkın zahirdeki bir sembolü değil mi? Zeynep’ten vazgeçecek olsa ilahi aşktan da vazgeçmiş olmaz mı? Hayır hayır, bunu akla getirmek bile çok tehlikeli. Kayıp gitmesinden korkarmış gibi içindeki Zeynebin hayaline daha bir sıkı sarılıyor, sımsıkı.
Şeytanın işi yok, peygamber dinler mi? Ertesi gün bir kadın, mescitte oturmakta olan Peygamberin arkasında durup omuzlarına dokunuyor;
- Ben rüzgarlarla yarışan Hutaym’ın kızı Leyla’yım. Beni kendine eş olarak ister misin? 7
Peygamber yavaşça bakışlarını kaldırıp kadına bakıyor. Yazık, yoksa o da mı âşık?
- Peki, olur.
Sonra kendine geliyor. Hayır hayır, Zeynebin kara gözleri bakıp dururken bu nasıl mümkün olabilir? Tüm bedeni büyük bir ihanet korkusuyla sarsılırken bakışları önüne düşüyor.
“ Bundan sonra artık başka kadınlarla evlenmen, güzellikleri hoşuna gitse bile başka hanımlar alman sana helâl değildir. Allah her şeyi gören ve bilendir. Ahzap 33/52”
Öyle ya! Önemli olan aşkı bulmak ve ilahi aşka taşımaksa, bulduktan sonra kaybedip şehvete esir düşmek olur mu?
***
Bu noktada sayın Süleyman Ateş’i kutlamak ve bir açıklamasını vermek isterim. Ahzab suresinin 37. ayeti ile olmasa da, Hud suresindeki dikkati ile gerçeğe oldukça yaklaştığını hissediyorum. Şöyle diyor;
“Abdullah bin Abbas’tan rivayet edilen bir hadiste Peygamberin şöyle dediği rivayet olunur; Hud ve benzeri sureler beni ihtiyarlattı.
Bu surelerde kendisini ihtiyarlatan şeyin ne olduğu sorulunca da şöyle cevap verdi; Beni ihtiyarlatan şey, emredildiğin gibi dosdoğru ol, ayetidir.
Bu hadisi İbn-i Merdeveyh İmran bin Husayn’dan, Tirmizi ise İbn-i Abbas’tan rivayet ederler. Tirmizi, hadisin az bilinen hadislerden olmakla birlikte gerçek olduğunu söylemektedir. Sonuç olarak, sahabenin verdiği önem nedeniyle bu hadis mühimdir ve göz ardı edilmemelidir.” 8
Teşekkürler sayın Ateş! Hadis hem gerçek, hem de söylediğin gibi gerçekten önemli. Ve bana kalırsa, gizli bir aşk hikayesinin derin acılarını taşıyor.
Ve bir iki şey daha var;
Haz. Ayşe ve Enes bin Malik’in, Ahzap suresinin 37. ayetiyle ilgili olarak şöyle dedikleri bildiriliyor;
“ - Resulallah için Kuran’dan bir şey gizlemek imkanı olsaydı, muhakkak öncelikle bu ayeti gizlerdi.” 9
Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15
Bu Yazıyı Paylaşın | Bu yazıyı yazdırın | PDF olarak kaydedin