Mürit Kefer

Mürit Kefer’in Hatıra Defteri

Geri dönmek mi? Hayır! Çünkü ben artık bir Hanîfim ve Allah’ı görmek için nefsine düşkün bir peygambere ihtiyacım yok! Ne hâli varsa görsün, ben kendi peygamberliğimi kendim yaparım.
Çalışmanın disketlerini Muhammet hocaya bırakıp döndüm. Sessiz düşünürken hanım uyardı,
- Yarın yola çıkacağız, erken yat.
Ramazan bitti öyle mi, ne çabuk?
***
Bugün 26 Aralık 2000, Salı. Sabah geç kalkmış olmama rağmen kendimi çok yorgun hissediyorum. Ben tıraş olurken hanım akşamdan hazırladığı valizleri kapının yanına koydu. Evet yola çıkabiliriz. Sonra hatırladık, yola çıkmadan önce Dedeye uğrayıp Allahaısmarladık demeyecek miydik?
- Dede bayramlaşalım, biz bu bayram burada değiliz.
Dede mavi çizgili pijamaları içinde ve kanepenin üstünde iki büklüm. Çok halsiz görünüyor. Konuşmaya değil, sanki bakmaya bile mecali yok. Buna rağmen kendini topladı,
- Bayramdır, yollar kalabalık olur. Yavaş gidin.
Eve dönüp valizlerimizi aldık, çıkıyoruz. Ayakkabımı giyerken hanım dik bir sesle sordu,
- Sende bir tuhaflık var, sinirli misin? Yalan söylemek istemedim,
- Evet.
Keşke yalan söyleseymişim, tam çıkmak üzere olduğu kapıda durdu.
- Bu haldeyken seninle yola mı çıkılır? Yine fitil fitil burnumuzdan getirecek gibisin. Zaten her bayram böyle yaparsın. Merdivenden inmekte olan çocukları geri çağırdım,
- Vazgeçtik, gitmiyoruz.
Tahmin edeceğiniz gibi bundan sonrası eski defterlerin açıldığı, saçın süpürge olduğu bir aile klasiği. Biliyorum, ikimizde de konuşan kendi şeytanımız. Fakat ne de güzel konuşuyorlar, öfke baldan tatlı!
- Sen bir hastasın, hayattan zevk almayan bir ruh hastası! Yirmi yıldır bizi de hasta ettin. Ne hakkın var? Şu çocukların ne kabahati var?
Bir ara dayanamadım, son sözü benim şeytanım söylemeli.
- Farkında mısın, biz galiba geçinemiyoruz?
Saate baktım, öğleden sonra üç olmuş. Oruçluyum ve iftara iki saat var. Oruçlu muyum? Hayır, böyle oruç olmaz.
Haklısın, böyle oruç olmaz. Akşam için çantama sakladığım sigarayı çıkardım, aksi gibi canım da hiç istemiyor. Ama hayır, madem ki oruç yok bu sigara içilecek. Yaktım, Mevlana’nın dediği gibi bir gözüm Allah’a bakıyor.
- Nasıl, beğendin mi? Görüyorsun ya, aç kalınca çevresine saldıran bir hayvan olmamayı artık ben de öğreniyorum.
Oruç bozacağımı beklemiyor olmalı ki şeytanım birdenbire şaşırdı, henüz ona meydan okuduğumu bile anlamış değil. Herkes sessizce odasına çekilirken kendi şeytanım da sessizce uzaklaşıyor. Giderken hakkımda neler düşündüğünü biliyorum,
- Eskiden daha erkek gibi davranırdı, neler oluyor buna?
Gece yarısına doğru oğlum yanıma geldi, maksadı namaz kılmak değil ortamı yumuşatmak.
- Bayram namazı sabah kaçta?
Bayram mı, ne bayramı? Ortada sevinecek ne var ki bayram edeyim? Hanımla kavga ettiğim için mi, yoksa Bektaşi’nin dediği gibi oruç bitti diye mi? Hem benim orucum başlamamış ki bitsin.
- Ben gitmiyorum, dedim. Galiba o da aynı duyguları paylaşıyor,
- Ben de!
***

Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15

Bu Yazıyı Paylaşın | Bu yazıyı yazdırın | PDF olarak kaydedin

Kapat
E-posta ile paylaş