Mürit Kefer

Mürit Kefer’in Hatıra Defteri

Neydi binlerce yıl önce bu kadar önemsenen bu kelimenin anlamı?
Beş bin yıl önce Haz. Musa’nın anlatmaya çalıştığı Y.H.V.H’yi bugün başka birilerinin daha anlatmaya çalıştığını hiç duymuş muydunuz? Onlar Yehova Şahitleridir!
“Charles Taze Russell 1872 yılında Amerika’nın Pittsburgh şehrinde Kitabı Mukaddes öğrencileri adında bir dernek kurdu. Yehova Şahitleri bu derneğin uzantısıdır. Yehova şahitleri ismi, 1931 de derneğin başına geçen Joseph Franklin Rutherford tarafından verilmiştir. New York şehrinin Brooklyn semtindeki merkezinden idare edilen dernek, çeşitli yayınlarla gerçek Tanrının Yehova olduğunu anlatmaya çalışmaktadır. İsa’nın tanrı tarafından yeryüzünde bir Tanrı krallığı kurmakla görevlendirildiğine inanırlar ve amaçları bu din devletini kurmaktır.
Yehova şahitlerinin öteki mezheplerle hemen hiç ilişkisi yoktur ve günümüzde Türkiye dahil bir çok ülkede resmen ayrı bir din olarak kabul edilmektedir. Hükümetlerin ve siyasi partilerin bilmeden şeytanla işbirliği yaptığına inanır, hiçbir ulusal bayrağı selamlamaz ve askere gitmeyi reddederler. İnanışlarında papaz ve kilise gibi kavramlar da yoktur.” 2
Aşağıdaki satırlar, bizzat Yehova Şahitleri tarafından Amerika’da bastırılmış “Allah Hak olsun” isimli Türkçe bir kitaptan alınmıştır ve kendi ifadeleridir;
“ Hıristiyanlık tarihinden evvel kaleme alınmış olan mukaddes yazıların oldukça büyük bir kısmı İbranice, bir kısmı ise Arami dilinde yazılmışlardı. Yüce Yaratıcının ismini ifade eden Y.H.V.H, yani Yod, He, Vav, He harfleri bütün bu kitapların hepsinde açıkça bu şekliyle yazılmıştır. İbrani alfabesinin dört sessiz harfi ile ifade edilen bu kutsal isim, mukaddes kitaplarda 6823 defa tekrar edilmiştir.” 3
Eminim Kuran okuyabilen bütün Müslümanlar Yehova şahitlerinin söz ettiği bu harfleri hemen tanımışlar ve şaşırmışlardır. Çünkü aynı harfler, aynı anlamı taşıyan aynı kelimelerle bugün Kuran’da da görülmektedir.
He ve Vav harflerinden oluşan bu iki harf, Arapça’da yan yana geldiklerinde Hu diye okunur ve O demektir. Kuran’da Allah’ı ifade etmek üzere yirmi altı kez kullanılmıştır. Cümle içinde olmayıp müstakil olduğu zamansa Hüve diye okunur.
Enteresan değil mi? İsterseniz şimdi bu Hu’nun başına ya ekleyip bir daha bakın. Ya Hu!
Bir çok dergahın kapısında, bir çok caminin duvarlarında gördüğümüz bu süslü yazıyı siz de hatırladınız mı? Ya Hu! Yani, Ey Allah, ey O!
Yahve veya Ya Hu. Ya Hüve veya YeHoVa!
Artık bu kelimelerin aynı şey olduğunu ve aynı şeyi anlattığını anlayabiliyorum. Hâttâ dedikleri gibi bu kelimenin Haz. Musa’dan çok daha önceleri bilindiğine de inanıyorum.
Haz. Musa’dan önce nerede olduğunu hiç duymuş muydunuz? İşte çok klasik, ansiklopedik bir bilgi!
“ Hu eski bir Mısır tanrısıdır. Evrenin yaratılmasını ve sürekliliğini sağlayan temel güç, yaratıcı emir demektir.” 4
Yahudilerin Tanrısını anlamaya çalıştığım bu noktada görüyorum ki, onların inandığı Yahve bizim inandığımız Ya Hu’dur. Bizim inandığımız Ya Hu, eski Mısır’ın inandığı Hu’dur. İsimler birbirinden ilgisiz değildir.
Peki ya Allah?
Onu şu cümlelerle anlatıyorlar,
“ Allah, İslam dininde en yüce yaratıcının adıdır. İslam düşüncesine göre, başka sözcükler gibi herhangi bir kökten türememiştir. Başka bir dilde karşılığı olmadığı gibi, başka bir varlığa isim olarak ta kullanılamaz ve çoğulu olmaz.
İslam inancına göre Allah’ın altı zati, sekiz de görülen sıfatı vardır. Zati sıfatları; 1- Gerçekten var oluşu, 2- Bu var oluşta kendinden başka bir sebebe ihtiyacı olmayışı, 3- Ezeli oluşu, 4- Ebedi oluşu, 5- Tek oluşu ve 6- Hiçbir şeye benzememesidir.

Sayfalar: 1 2 3 4 5

Bu Yazıyı Paylaşın | Bu yazıyı yazdırın | PDF olarak kaydedin

Kapat
E-posta ile paylaş