Mürit Kefer

Mürit Kefer’in Hatıra Defteri

Allah’a benzememekle birlikte, diğer varlıklarda da görülebilen diğer sekiz sıfatı ise şunlardır; 1-Hayat, 2-İlim, 3-İşitme, 4-Görme, 5-İrade, 6-Kudret, 7-İfade, 8-Yaratma.
Bu sıfatlarla ifade edilmeye çalışılan Allah insana çok yakındır ve onlarla kesintisiz birliktedir. Ne başı, ne de sonu yoktur. Olmadığı bir zaman da yoktur. Diridir ve her şey yok olmaya mahkum olduğu halde O hep vardır. Gizli açık her şeyi duyar ve bilir. Her şeyi görür. İnsanı en güzel biçimde yaratmış ve bütün evreni hizmetine vermiştir. Bir şeyin olmasını da, olmamasını da dileyen Odur ve hiçbir şey Ona engel olamaz. Varlığı ve insanı yaratmış, ama sonra kendi haline bırakmamıştır. Peygamberleriyle iyiyi güzeli göstermekte, kötülüklerden çekinmemizi bildirmektedir. Yarattığı her şeyi öldürmektedir ve kıyamet gününde tekrar diriltip hesap soracaktır.
Allah zatı itibarıyla gizlidir. Kavranamaz, tasarlanamaz ve düşünülemez. Ancak isimleri ve eylemleri açısından apaçıktır. Öyle açıktır ki, kanıtlamayı bile gerektirmez.” 5
Allah hakkında yukarıda verilen bu açıklamaların, Haz. Musa’nın anlatmaya çalıştığı Yahve’ye çok benzediğini düşünüyorum.
Şu halde bizim ona Allah dememizin sebebi nedir? Dil ve din olarak aynı kökten geldiğimiz halde, ne zaman neler olmuş da bizler Yahve demekten vazgeçip Allah der olmuşuzdur?
Allah kelimesinin ifade ettiği anlamı şimdilik sonraya bırakıyor, önce bu farklılığın nedenlerini arıyorum. İşte bir klasik daha!
“ El, Sami dilinde bütün tanrıların babası olan en yüce tanrıdır. Eski Ahitte El, hem Tanrı anlamında, hem de Yehova olarak kullanılırdı.” 6
Birdenbire çocukluğumda gittiğim Kuran kursundaki ihtiyar bir imamı hatırlıyorum. Allahüekber derdim de, hayır derdi;
- Al değil, al ile el arasında bir ses çıkacak. Bak şöyle, Ellahüekber!
Şimdi anlıyorum, galiba söz ettiği o Elif, işte o El’di.
***
Allah’ın Al’ını buldum. Ya devamındaki Lah?
Büyük usta Muhiddin-i Arabi anlatıyor;
“ Evrende değişimin sonu yoktur. Değişim sonsuz olunca, meydana gelen varlıklar da sonsuzdur. Varlıkların sonsuz olması demek, isimlerin de sonsuz olması demektir. Bundan dolayıdır ki, yarattığı varlıklarla birlikte beliren yüce yaratıcının zatının belli bir ismi yoktur. Yarattığı hiçbir varlık Ona isim olacak bir etki doğuramaz. İsimler bizden çıkmaktadır ve bizim içindir. İsimler, ancak ayırt etmek ve anlayışı aktarmak içindir.”
Kelimeler ve isimler hakkında yukarıda verdiği bu açıklamalar, büyük usta Muhiddin-i Arabi’nin ön hazırlıklarıdır ve aslında çok önemli bir kelimeyi açıklamak üzeredir, Allah!
Allah, Latince’de olduğu gibi Arap dilinde de üç harften oluşur. A dediğimiz Elif, L dediğimiz Lam ve H dediğimiz He. Arapça’nın yazılışı Latince’den farklıdır. Elif Latince bir sayısına benzer dik ve düz bir çizgi, Lam tıpkı bir olta iğnesi ve He’de küçük bir yuvarlaktır.
İbranice yazı karakterleri eskiden aynı zamanda matematik işlemler için kullanılan rakamlarmış. Hem bir kelimeyi, hem de bir sayıyı ifade eden bu sisteme Arap dilinde Ebced denirmiş. 7
Bu sisteme göre Elif’in sayısal değeri Bir’dir ve Muhiddin-i Arabi Allah ismini oluşturan bu A ve L harflerini şöyle açıklar;
“ Nokta çizginin esası olduğu gibi, çizgi de şekillerin esasıdır. Çizginin esası ise eliftir. Rakamlar ve harfler, elifin değişik anlamlar ifade eden görüntüleridir. Böylece elif hem rakam hem de harf olarak, bütün sayıların ve bütün isimlerin esasını oluşturur. Lam harfi, elif harfinin elbisesi ve cennetidir. Lamelif harfindeki lam ile birleşen elif ise, Rabb’iyle birleşen kulun sırrı olmuş olur.” 8
Nelerden söz ettiğimizi belki siz anlamıyorsunuzdur ama, eminim birileri anlıyor. Muhiddin-i Arabi bu üstü kapalı cümleleri ile Allah isminin anlamını anlatmaktadır.
Elif; çizgilerin, şekillerin, sayıların ve harflerin, kısacası bilginin başlangıcıdır. Harf olarak A veya E sesi verirken, sayı olarak biri ve birliği ifade eder.

Sayfalar: 1 2 3 4 5

Bu Yazıyı Paylaşın | Bu yazıyı yazdırın | PDF olarak kaydedin

Kapat
E-posta ile paylaş