Mürit Kefer

Mürit Kefer’in Hatıra Defteri

***
Peygamberin haber verdiği kıyamet alametlerinden biri güneşin batıdan doğmasıdır. Var olduğundan beri doğudan doğan güneş batıdan doğar mı? Kimilerimize göre doğar, çünkü Peygamber böyle söylemiştir.
Ancak kimilerimiz için peygamberler yeteri kadar güvenilir değildir. Bu nedenle onlar bilime sorarlar. Ne var ki hele bu günlerde kopyalama ve düşünceyi okuma gibi ciddi işlerle uğraşan bilimin böyle saçma sorularla kaybedecek zamanı yoktur, cevap bile vermez.
Güneş batıdan doğar mı?
Haz. İbrahim’in Nemrut’a, (Benim Rabb’im güneşi doğudan doğduruyor, elinden gelirse hadi sen batıdan doğdur. Bakara 2/258) dediğine bakarsanız doğmaz gibidir ama bundan emin olmalıyım.
Kuran’ı okuyorum ve güneş hakkında şöyle diyor;
“ Allah, gökleri ve yeri bir gerçek olarak yarattı. Geceyi gündüzün üzerine örtüyor, gündüzü de gecenin üzerine sarıyor. Güneşi ve ayı emri altına almıştır. Her biri belli bir süreye kadar akıp gider. Zümer 39/5”
“ Ne ay güneşe yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzerler. Hicr 36/40”
“ Düzenli seyreden güneşi ve ayı size faydalı kıldı; geceyi ve gündüzü de istifadenize verdi. Buruc 14/33”
“ Güneş ve ay bir hesaba göre hareket etmektedirler. Rahman 55/5”
Sonra da güneş hakkında başka bir bilgi verir;
“ Rabb’inin gölgeyi nasıl uzattığını görmüyor musun? Eğer dileseydi onu hareketsiz kılardı. Biz güneşi, ona yol gösterici kıldık. Furkan 25/45”
Güneşin ışıkları görüş ve bilgi, gölgenin karanlığı cehalettir. Güneş yaklaştıkça gölgenin kısalması, gerçeğin bilgisi arttıkça cehaletin azalması demektir. Güneş uzaklaştıkça da gölge uzar, yani bilgi azaldıkça cehaletin karanlığı çoğalır. Güneşin ışıkları ile gelen görüş ve bilgi, karanlıkta kalan cehaletin yol göstericisidir.
Kuran güneşle ifade ettiği bu gerçeğin yanına, sonra başka bir gerçeği daha getirir. Ay! Kendi ışığı olmayan ve ancak güneşten aldığını yansıtan ay. Güneş gerçeği, ay ise gerçeğin yansımasını anlatmaktadır.
Başka bir ifade ile Kuran’daki güneş sonsuz yaşamı, ay ise onun sınırlı bir yansıması olan ölümlü dünya yaşamını anlatmaktadır. Ölümlü zaman, sonsuz zamanın içindeki ölümsüzlüğe doğru yürümektedir.
Kuran aya benzettiği dünya yaşamının, güneşe benzettiği sonsuz yaşama gidişini şu ayetle anlatır.
“ Ant olsun Güneşi takip ettiğinde Ay’a. Şems 91/2”
Ve yine Kuran daha önce, “her biri kendi yörüngesinde gider” dediği ay ve güneşi, bu her iki yaşamın birleştikleri ânı anlatırken bir kere daha örnek getirir.
“ Güneşle ay bir araya getirildiği zaman! Kıyamet 75/9”
Bu güne kadar bu ayetten, bütün gezegenlerin birbirine girdiği ve var olan her şeyin paramparça dağılıp yok olduğu bir gün anlardım. Artık öyle anlamıyorum.
Benim gibi, her şeyin paramparça olacağını sanan kimseler meğer eskiden de varmış. Peygamberden hemen sonra, üstelik de Ebu Hüreyre’ye mal ederek şöyle diyorlarmış,
“ Kıyamet günü güneş ve ay ışıkları söndürülüp, birbiri içine dürülürler, sonra da cehenneme konulurlar.”
Gerçeği bilenlerden Abdullah bin Abbas bu temelsiz sözleri duyunca dayanamayıp atılır,
“ Bazı kimseler İslam dinine hurafe sokmak istiyorlar. Bunları söyleyenler, ( Allah güneşle ayı sürekli olarak sizin hizmetinize vermiştir. İbrahim 14/33) ayetini görmüyorlar mı? ” 1
Abdullah bin Abbas birbiri içine dürülmek deyimiyle, iki zamanın birbiri içinde kaybolur gibi birleştikleri bir halin anlatıldığını bilmektedir.

Sayfalar: 1 2 3 4 5

Bu Yazıyı Paylaşın | Bu yazıyı yazdırın | PDF olarak kaydedin

Kapat
E-posta ile paylaş