Mürit Kefer

Mürit Kefer’in Hatıra Defteri

Allah hakkında söylediğimiz yeşil yalanları hatırladınız mı? Uzun yıllar sonra fark ettim, meğer söylediğimiz yalanlar hep yeşil değilmiş, bazen kırmızı da olabiliyormuş. Hem de oldukça kırmızı, kan kırmızısı!
Söz ettiğim İslam’da şiddet kavramıdır ve Tecrid-i Sarih’i okuyorum. Abdullah bin Mesut Peygamberin Mekke’de eziyet çektiği günleri anlatıyor;
“ Peygamber bir gün Kabe’nin yanında namaz kılıyordu. Ebu cehil, Ümeyye, Ukbe ve bazı arkadaşları da yakında oturuyorlardı. Derken biri diğerlerine şöyle dedi,
- Hanginiz yan komşuda kesilen devenin bağırsaklarını Muhammet’in üstüne atar?
Oradakilerin en haini Ukbe bin Muayt koşup getirdi. Sonra biraz bekleyip, Peygamber secdeye varınca yaklaşıp omuzlarına bıraktı. Elimden gelen bir şey yoktu ve sadece seyrediyordum. Derken gülmeğe ve birbirlerine suç atarak eğlenmeğe başladılar. Peygamber başını secdeden kaldırmıyordu. Nihayet kızı Fatma koşup geldi ve o pisliği babasının omuzlarından alıp attı. Peygamber başını secdeden kaldırdıktan sonra şöyle dedi,
- İlahi! Onları sana havale ederim.
Peygamberin lanet ettiği bu kimselerin çoğunu sonradan Bedirde öldürülmüş olarak gördüm.” 1
Sonra hadisin altında verilen açıklamada Bedir savaşında neler olduğu anlatılıyor,
“ Bedir savaşında Utbe bin Rabia ile kardeşi Şeybe’yi Haz. Hamza, Ümeyye bin Halef ile oğlunu Bilal ve arkadaşları, Utbe’nin oğlu Velid’i ise Haz. Ali öldürdü.
Ebu Cehil’i ilk vuranlar, Medineli Afra kadının Avf ve Muavviz adındaki iki oğludur. Abdullah bin Mesut kendisini gördüğünde can çekişiyordu. Hemen göğsüne çıkıp başını kesti ve işte Allah düşmanının başı diyerek peygambere getirdi. Peygamber hemen şükür secdesine kapanıp,
- Ey Allah düşmanı! Seni rezil rüsva eden Allah’a hamt olsun, dedi.
Ukbe bin Muayt melunu ise diri diri ele geçirilenler arasında idi. Peygamberin emriyle önce elleri bağlanmış ve sonra boynu vurulmuştur. Boynunu vuran bir rivayete göre Asım bin Sabit, bir rivayete göre Ali’dir. Kuvvetli bir kanaate göre de, pis ruhu bizzat Peygamberin eliyle cehenneme gönderilmiştir.
Öldürüleceği sırada Peygamber efendimize şöyle dedi,
- Bütün esirler içinde öldürecek yalnız beni mi buldun?
Efendimiz, evet buyurdular ve sonra şöyle devam ettiler,
- Bu herif bir defasında benim sırtıma bağırsak atmış idi!”
“ Ukbe öldürüleceği sırada yalvarır gibi Peygambere şöyle dedi,
- Ya Muhammet! Ya geride kalan küçük çocuklarıma kim bakacak?
Resulallah da şöyle cevap verdi,
- Ateş!
Bu nedenle daha sonraları Ukbe’nin çocukları ateş çocukları olarak bilinir oldu.”
Biliyorum bitsin diye can atıyorsunuz ama bitmiyor, olayın devamı da var.
Medine’ye döndükten sonra esirlere ne yapılacağı tartışılmaya başlanır. Eski şeriatlar öldürmeyi emretmektedir ve Haz. Ömer de öldürmekten yanadır. Sad bin Muaz da Ömer gibi düşünüyor. Ne var ki Ebu Bekir yumuşak bir insan, gönlü elvermez.
- Ey Peygamber bunlar bizim kardeşlerimiz, akrabalarımızdır. Öldürmeyelim, fidye karşılığı canlarını bağışlayalım.
Peygamber ve diğerleri de Ebu Bekir gibi düşünmektedir. Oy çokluğuyla öldürmemeyi, fidye alıp serbest bırakmayı kararlaştırırlar. Ertesi günü bir vahiy, bir ayet.

Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8

Bu Yazıyı Paylaşın | Bu yazıyı yazdırın | PDF olarak kaydedin

Kapat
E-posta ile paylaş