Mürit Kefer

Mürit Kefer’in Hatıra Defteri

İbn-i Sad’ın söylediğine göre, bu hadiseden bir süre sonra Peygamber bir mektup göndererek Necran Hıristiyanlarını Medine’ye davet etti. Başkanları Abdülmesih Âkib, âlimleri Ebu’l Haris Alkame ve seyyid Eyhem de yanında olduğu halde on dört kişilik bir heyetle Mekke’ye geldi. Üzerlerinde gayet şık ipekli elbiseler vardı. Mescide girdiklerinde doğuya dönerek namaz kıldılar. Peygamber bunu hoş görmeyen bazı kimselere, - Kendi hallerine bırakınız, buyurdu. Ertesi gün ruhban kıyafetleri giymiş olarak geldiler ve Peygamber bunlara Kuran okuyarak İslam’a davet etti. Kabul etmemeleri üzerine derin tartışmalar oldu. Tartışmaların sonuç vermemesi üzerine Peygamber, - Hep birlikte Allah’ı şahit tutalım. Kim yalancıysa Allah’ın laneti onun üzerine olsun, dedi. Ancak onlar bunu kabul etmeyerek şöyle dediler, - Hayır! Dinimizden dönmeyeceğiz ve haraç ödeyeceğiz. Bize güvenilir bir adamını gönder.
İbn-i Sad’ın anlattığına göre, bin tanesi recep, bin tanesi sefer ayında olmak üzere iki bin tane elbise ve ayrıca her elbise için kırk dirhem para vereceklerdi.” 6
Peygamberin Necran heyetiyle yaptığı derin tartışmaların bugünkü tartışmalardan daha farklı olduğunu sanmayın. Tartışma konusu hep aynıdır. Allah, İsa ve Cebrail! Peki bu tartışmada Peygamberin tavrı nedir biliyor musunuz?
İşte bu tartışmadan sonra inen ayetler,
“ Gerçek Rabb’indendir, şu halde kuşkulu bir bilginin yanında olma! Gerçeğin bilgisi sana geldikten sonra gerçek konusunda seninle tartışana de ki, - Gelin oğullarımız ve kadınlarımızla birlikte kendimizi de ortaya koyup şöyle yemin edelim, Allah’ın laneti yalancıların üstüne olsun!
İşte bu muhakkak ki gerçeğin hikayesidir. Allah’tan başka ilah yoktur, O her şeye galip ve hakimdir. Eğer yüz çevirirlerse, kuşku yok ki Allah gerçeğe yüz çevirerek insanları aldatanları çok iyi bilir.
De ki, - Ey kitap ehli! Gelin hepimizin bildiği bir gerçekte buluşalım. Allah’tan başkasına kulluk etmeyelim ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Allah’ı unutup da birbirimize Rablik etmeyelim. Eğer yine yüz çevirirlerse şöyle deyin, - İyi bilin ki biz Müslümanlarız. Âli İmran 3/60-64”
“ Onlar kendileri gibi sizi de şaşırtmak istediler. Oysa onlar bunu yapmakla yine kendilerini aldatmış olurlar ama, bunun farkında bile değiller. Ey Kitap sahipleri! Gerçeği bilip durduğunuz halde, Allah’ın şu ayetlerini nasıl inkar edebiliyorsunuz? Bilip durduğunuz halde gerçeği nasıl saptırabiliyor, yalan yanlış uydurmalarla nasıl kirletebiliyorsunuz? Âli İmran 3/69-71”
Sayın hakim! Hangi söz çıplak materyalist gerçeği bundan daha güzel savunabilir?
Gördüğünüz gibi Allah Haz. İsa’nın babası olmayı kabul etmediği gibi, gerçeğe uymayan abuk sabuk anlayışları da kabul etmiyor.
“ İstiyorlar ki ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürsünler. Ama Allah, küfre batanlar hoş görmeseler de nurunu tamamlayacaktır. Saff 61/8”
Sıkıcı olmasın diye kısa kesiyorum. Merak edip okursanız, göreceksiniz surenin devamı daha da serttir.
Sayın hakim! Savunmanın ortaya koyduğu deliller ışığında, bu güne kadar gizlenmek istenen gerçek aydınlanmıştır.
Haz. İsa da, annesi Meryem de sadece sizin gibi bir insandılar. İsa’nın babası ise elbette ki Meryem’in eşi Yusuf’tur. Cebrail, Haz. Meryem’in anlayışında beliren Yusuf’tan başkası değildir.
Gözlerinin önündeki melekleri kendi körlükleri nedeniyle göremeyen bu anlayışsız insanlar sebebiyle, masum insanları ve gerçeği nasıl mahkum edersiniz? Asıl suçlu, kendi gözünün körlüğü nedeniyle meleklere önce kanat takan, sonra da görünmez yapan bu anlayış değil midir?

Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7

Bu Yazıyı Paylaşın | Bu yazıyı yazdırın | PDF olarak kaydedin

Kapat
E-posta ile paylaş