Mürit Kefer

Mürit Kefer’in Hatıra Defteri

Hadisin devamında Son Peygamberin gökyüzünde diğer büyük peygamberlerle karşılaşması ve onlarla olan konuşmaları anlatılıyor. Ama ben durdum, durdum çünkü şu ana kadar okuduklarım beni oldukça yordu. Biraz da diğerine göz atsam;
Malik bin Sasaa anlatıyor;
“ Peygamber, Aksa mescidine götürüldüğü gecenin esrarından söz ederken buyurdu ki; - Bir gün Kabe’nin yanı başındaki Hicir’de yatıyordum ki, Cebrail geldi ve göğsümü yarıp kalbimi çıkardı. Sonra içi iman ve hikmet dolu bir tas getirildi. Kalbim zemzem suyu ile yıkandıktan sonra içine hikmet ve iman doldurularak tekrar eski yerine konuldu. Daha sonra, katırdan küçük ve merkepten büyük beyaz bir binit getirildi. ( Ravi Katade, Enes bin Malik’in; - Bunun adı Burak’tır ki, bir adımda gözün görebildiği yerlerin ötesine ulaşırdı, dediğini bildirir.) Ben bunun üzerine bindirildim. Cebrail de benimle birlikte geldi. Sonra Cebrail ile birlikte Beyt-i Makdis’e geldim. Namaz kıldım. Bütün peygamberler de benimle kıldılar. Sonra, âli makamlara çıkılacak bir merdiven (miraç) kuruldu. Cebrail ile birlikte ona bindirildim ve Onunla beraber yükseldim…” 3
Bu hadisin de devamı var ve ilk hadistekine benziyor. Ancak ben yine durdum. Durdum çünkü, bu yorgunluğun geri dönmeme neden olmasından korkuyorum.
Nitekim rahmetli Turan Dursun yorulup geri dönenlerimizden biridir. Hem de Kuran ve Hadis konularında uzman bir din adamı olmasına rağmen. “Din bu” isimli eserinde, bütün bunların akıl ve bilime aykırı birer saçmalık olduğunu söyler. Sanki haksız da değilmiş gibi görünüyor öyle değil mi?
Çalışmaya birkaç gün ara verip dinlendikten sonra, dönüp Peygamberin evinin çatısına doğru yeniden tırmanmaya başladım. Cebrail’in deldiği yerden ben de giremez miyim?
Peygamber evimin çatısı diyor ama, yine kendi ifadesine dayanan bazı kayıtlarda bu evin kendi evi değil de, amcasının kızı Ümmü Hani’nin evi olduğu bildiriliyormuş. Sayın Kamil Miras hadisin hemen altında bu çelişkiyi açıklamak ihtiyacını duyar.
“ Bu sadece dilde kullanılan bir benzetmedir. İçinde bulunduğum evin, şeklinde anlaşılmalıdır.”
Bazı insanların ne kadar saf ve temiz oldukları sizin de dikkatinizi çekiyor mu? Cebrail’in kim olduğu, bir evin çatısını nasıl deldiği merak edilmiyor da, o evin hangi ev olduğu merak ediliyor.
Cebrail, bazen insan suretinde olmak üzere sonraki yıllarda bir çok kez daha gelmişti. Her gelişinde damdan mı gelirdi? Her gelişinde çatı yarılır mıydı? Bu evlerin delinen çatılarını hangi ustalar tamir ederdi? Miracı inkar eden Mekkeliler delinen bu çatıyı gidip görmüşler miydi? Bu yarıklar küçük müydü yoksa büyük mü, sorular bitmez.
Peygamberi dinlemeye, gerçekten bir evin delinen çatısını düşünerek başlarsanız muhakkak çok yorulur ve hiçbir şey anlayamazsınız. Çünkü sözün anlamı evin çatısında değil çatının anlamında saklıdır ve insanın çatısı başındaki aklıdır.
Öyle sanırım ki, halkın yeterli bir anlayışa sahip olduğuna inansaydı Son Peygamber belki de Haz. Davut gibi sözlerine şöyle başlayacaktı;
- Gecelerin sessizliği, dinleyip öğrenmek isteyene çok şey anlatır!
Peki niçin dosdoğru söylemiyor?

Sayfalar: 1 2 3 4 5 6

Bu Yazıyı Paylaşın | Bu yazıyı yazdırın | PDF olarak kaydedin

Kapat
E-posta ile paylaş