Mürit Kefer

Mürit Kefer’in Hatıra Defteri

Antik Mısır’ı anlatan Teb isimli kitap Ramazan ayının ortalarına doğru elime geçmişti. Gündüzleri çekmecemin gözünde, akşam iş dönüşü cebimde. Kim bilir kaçıncı okuyuşum.
O gece son kez okudum. Artık yeter, neredeyse ezberleyeceğim. Gece yarısı bir gibi kitabı kapadım. Kitabın parlak kuşe kapağındaki genç firavun, dudaklarında esrarengiz bir tebessüm bana bakıyor.
Ey firavun, tüm Mısır halkının önünde secde ettiği insan sen misin? Ben de ona bakmaya başladım. Koltuğun üzerinde öylesine dalıp gitmişim. Bir ara boynumun ağrıdığını hissedip başımı kaldırdım, duvardaki saat ikiyi gösteriyor. Hayret, ben bir saattir kapaktaki firavuna mı bakıyorum? Peki ama neden?
Uykumun kaçtığını hissediyorum. Kuşkum yok, bu genç firavunun yüz ifadesi bir şeyler saklıyor. Sanki biliyor gibiyim de ama ne? Dikkatle tekrar bakmaya başladım. Ne var bu firavunun yüzünde?
Ertesi gün akşama kadar kitap çantamda dolaştı. Ara sıra çıkarıp bakıyorum, ne var bu firavunun yüzünde? Daha da önemlisi firavunun yüzü değil, yüze bu ifadeyi veren heykeltıraş. Kim bilir kaç ayda tamamladı bu heykeli! Bundan tam 3360 yıl önce, firavunun yüzündeki bu ifadeyi ölümsüzleştirirken ne anlatmak istiyordu acaba?
Akşam yemeği sonrası firavunu hanıma gösterdim,
- Lütfen şu yüze bir bakar mısın? İki gündür bu yüze bakıyorum. Sanki bir şeyler anlatmak istiyor gibi geldi bana. Sence de öyle mi?
Hanım kitabı alıp bir süre inceledi.
- Haklısın, çok gizemli bir ifade. Mutlu desem değil, mutsuz desem değil. Korku değil, sevinç değil. Güç değil, güçsüzlük değil. Gerçekten çok garip bir yüz ifadesi, ben de çözemiyorum.
Cuma akşamı seminere gittiğimde ilk işim firavunu sormak oldu.
- Kim bu kapaktaki firavun? Tutankhamon’a benzemiyor.
Onlar da bilmiyorlarmış. Bir ihtimale göre Akhenaton’un veziri Smenhkare olabilirmiş.
- Söz ettiğiniz bu Smenhkare, Akhenaton’un eşcinsel olduğu söylenen veziri değil mi?
- Evet O.
İşte günlerdir aradığım sır! Bu yüz, cinsiyetin belirsiz olduğu bir insan yüzü. Ne erkek ne kadın, sadece bir insan! Hafızamın arkalarında saklanan bir bilginin ipuçları ancak o zaman geliyor aklıma. Ben bu garip bakış açısını ilk kez bir kitabı okurken hissetmemiş miydim? Bektaşiliğin İçyüzü isimli kitap ve M. Tevfik Oytan Gencî’nin bir şiirini açıklıyor.
“ - Ey dilber! Kudret kalemi senin güzelliğini nakış gibi işlerken, ilahi hikmeti gösterecek ne güzel işaretler koymuş. O güzel renklerden Yaratıcının sırları okunuyor.
- Ey güzeller güzeli! İşte kudret, işte ihtişam! Allah ne büyük bir lütuf sahibidir ki, biz âşıkları okusunlar diye senin güzelliğine Taha suresini inşa etmiştir.
- Güzelliğinin yedi ayet oluşu bizler için tam bir lütuftur. Nitekim Allah seni anlatırken, ( Odur kurtuluşunuz!) diyerek övmüştür.
- Senin güzelliğinin nuru âşıkları ateş gibi yakıyor. Beni de ateşine yak, kendine kavuştur. Gencî’nin senden tek dileği budur ey güzel!
Gencî’nin bu şiirinde açıklanması gereken üstü kapalı manalar var. Mesela güzelliğin yedi ayet olması, Fatiha suresinin yedi ayetine ve Peygamberin miraç gecesi Rabb’ini genç bir delikanlı suretinde gördüğüne işarettir. Peygamber bir hadiste diyor ki,
- Ben miraç gecesi Rabb’imi yeni yetişen genç bir delikanlı suretinde gördüm.
Tüysüz genç bir insanın yüzünde ise, iki kaş dört kirpik bir de saçın zülfü vardır ki toplam yedi eder. Yani genç bir insanı olağanüstü güzel gösterecek hatlar.

Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10

Bu Yazıyı Paylaşın | Bu yazıyı yazdırın | PDF olarak kaydedin

Kapat
E-posta ile paylaş