Mürit Kefer

Mürit Kefer’in Hatıra Defteri

Hakkın bu güzel çehreye kendi güzelliğini aksettirmiş olması, suretten manaya yol arayanlar için bir geçiştir desek yalan olmaz. Ancak bu bakışın nefsi bir meyle bağlı olmaması, tıpkı Peygamberin bakışı gibi hak nazarla olması şarttır. Esasen tevhit noktasından bakarsak, gören de görünen de Hakkın kendisidir. Hak kendi güzelliğini güzellere işlemiş seyretmektedir. Nesimi’nin dediği gibi,
Yüzün elhamdülillah’tır, anınçündür yedi ayet.” 1
Durdum bir daha okudum, sonra bir daha! Hayır, anlamıyorum. Daha doğrusu anlıyorum da sevemiyorum. Ters gelen bir yer var. Birincisi, böyle bir hadis var mı bilmiyorum. İki kaş, dört kirpik, bir de zülüf öyle mi? Tarih, yazarın kendisinin de söylediği gibi bu benzetmenin doğurduğu cinsel sapmalarla dolu değil mi?
Hayır! Fatihanın insanı anlattığını kabul ederim ama, bu yanlış bir anlatım. Öyleyse bile böyle olmamalı. Peki nasıl olmalı?
Oturdum Fatihayı çalışıyorum,
1- (Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla başlarım.) Saç,
2- (Hamt âlemlerin Rabb’i olan Allah içindir.) Boş bir yüz,
3- (O Rahman ve Rahimdir.) Bakışın üzerinde iki kaş,
4- (Din gününün sahibidir.) Her şeyi gören iki göz,
5- (Yalnız sana ibadet eder, yalnız senden yardım isteriz.) Secde eden bir burun,
6- (Bizi doğru yola ilet.) Doğruları dile getiren bir ağız,
7- (Sevdiklerinin yoluna, sapanların değil.) Hakkı duyan, sapkınlığa kapanan iki kulak,
Ve işte Fatiha, oldu mu? Evet, işte şimdi güzel oldu. Fatiha ve bir insan. Baktım, fatiha hayalimde bir insan çiziyor.
***
Sonraki günlerde aklımda Gencî’nin iki cümlesi, hiç çıkmıyor.
“Güzelliğin yedi ayet olması, Fatiha suresinin yedi ayetine ve Peygamberin miraç gecesi Rabb’ini genç bir delikanlı suretinde gördüğüne işarettir.
Hakkın bu güzel çehreye kendi güzelliğini aksettirmiş olması, suretten manaya yol arayanlar için bir geçiştir.”
Sonra Peygamberin bir sözü geliyor aklıma,
“ Bana dünyanızdan üç şey sevdirildi. Kadın, güzel koku ve gözümün nuru namaz.” 2
Arife gecesi çalışmaya başladım, aklımda hâlâ aynı hadis. Kadın, güzel koku ve namaz! Namaz bir yana, kadın ve güzel koku konusunda Peygamberle hemfikirim. Güzel kokunun sevgiyle dolu bir iman duygusunu anlattığını biliyorum. Ya kadın?
Büyük usta Muhiddin-i Arabî’den dinliyoruz,
“ Peygamber bu sözünde kadına öncelik verdi. Sonra güzel kokuyu andı ve namazı en sonraya bıraktı. Nedendir?
Var olan her şey gibi, insan da Hakkın belirişinden bir parçadır. Hak ise insanın aslı ve ilk varlık nedenidir. Bundan dolayı insanın kendini bilmesi, Rabb’ini bilmesinin başlangıcıdır.
İnsanın görünen bedeni, ahlât denilen dört temel unsurdan meydana geldi. Toprak, su, hava ve ateş. İnsanın bedeni, biraz toprak ve çokça sudur. Bundan sonra Allah, insan için yine insan suretinde başka bir insan üretti ve ona kadın adını verdi. Ve kadın kendi gibi olunca, Âdem ona âşık oldu. Çünkü kadın kendi nefsindendi ve her varlık kendi nefsini sever. Kadının çocuğuna olan aşırı sevgisi de, kendi nefsinden olduğu için değil midir?
Diğer taraftan kadın da erkeği sevip âşık oldu ki, her varlık aslını sever ve ister. Böylece Âdem bir yandan kadını severken, diğer yandan kendi aslı olan Rabb’ini sevdi. Suretlerin varlık âlemine çıkışı, tek olan varlığı böylelikle ikileştirdi.
Böylece, Allah kendi sureti üzere olan Âdem’i severken ona da kadını sevdirmiş oldu. Bunun içindir ki Peygamber, bu sevgiyi kendine mal edip sevdim demedi, sevdirildi dedi. Bu nedenledir ki özel olarak belli bir kadını değil, genel olarak kadınları ifade etti. Peygamber söz ettiği bu kadın sevgisini Allah’ın kullarına duyduğu ilahi sevgiyle özdeşleştirdi ve kadınları, Allah’ı sevdiği için sevdi.” 3

Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10

Bu Yazıyı Paylaşın | Bu yazıyı yazdırın | PDF olarak kaydedin

Kapat
E-posta ile paylaş