Bu konuda sayın Prof. Zekeriya Beyaz’a katılıyorum. Bana göre de mesaj açıktır. O günlerde başa örtülebilen ince nadide kumaşlar az bulunan pahalı şeylerdir ve ancak varlıklı soylular tarafından kullanılan bir ayrıcalıktır. Bu ayrıcalığın geçmişten gelen ikinci bir anlamı bilgeliktir. Rebeka örtünürken süslenmekte, müstakbel eşine onun dininden olduğunu Allah’ı bildiğini anlatmaktadır. Kim ne derse desin, o gün olduğu gibi bugün de örtünün sadece bir sembol olduğuna inanıyorum. Toplum ortalamasının dışında bir örtünme biçimi seçen kadınlarımızın, takva dediğimiz o derinliğe sahip olamadıklarını düşünüyorum. Biliyorum bunun suçlusu da onlar değil, onları eğitmeyen biz erkekleriz.
Örtünen genç kızlar ve sakal bırakan genç delikanlılar geliyor gözümün önüne. Bilseler farkında olmadan bilgelik iddiasında bulunduklarını, ne çok utanırlar kim bilir! Ya onları bilgisiz bırakan şeytanlara ne demeli? Bilgisiz bırakan ve kendi amaçları için kullanan şeytanlara! Tebessüm dudaklarımda donuyor. Evet, bu çok ciddi bir konu.
Sonra düşüncelerim yön değiştiriyor. Yoksa gerçekten bilgeler de ben mi farkında değilim! Öyle ya, bilginin başı takva, yani Allah’ı bilmek, Allah’tan korkmak değil mi?
Hayır, hayır! Değiller. Allah hakkında yeteri kadar bilgi sahibi olsalardı, bir o kadar da hoş görü sahibi olmaları gerekirdi. Hoşgörüleri olmadığına göre, demek ki bilgi sahibi de değiller.
Kuran’ın,
“ Size örtünecek elbiselikler verdik. Ama bilesiniz ki, takva örtüsü bunların hepsinden daha hayırlıdır. Araf 7/26” ayetindeki takva kelimesini doğru anlamak bu kadar mı zor, hiç anlamıyorum.
***
Arkamızdaki safta uzun saçlı bir genç var. Son yıllarda sıkça görüyorum, artık yadırganmıyorlar. Bizim gençliğimizde sapıklık, asilik veya komünistlik olarak kabul edilirdi. Zaman her şeyi nasıl da değiştiriyor. Peygamberimizin de zaman zaman saçlarını uzattığını babalarımız mı bilmezdi, yoksa zora gelince mi hatırlandı bilmiyorum. Ama büyüdükçe daha yakından anladım, büyükler kendi anlayışlarını din yapıyorlar. Belki de haklılar. Çünkü Allah ( Zaman benim varlığımın bir yüzüdür.) buyurdu ve onlar Allah’ı sürekli kendi zamanlarında görmek istiyorlar. Allah’ın Hayy olduğunu, yani sürekli bir yaşam olduğunu kabul edemiyorlar.
Sonra, depremde gördüğüm gençleri hatırlıyorum.Depremden sonraki üçüncü gün ancak gece geç vakit yola çıkabilmiştim. Sabaha karşı Gölcüğe vardığımda hava henüz karanlık ve gece olmasına rağmen çok sıcaktı. Sahile doğru iniyorum. Yol bomboş, etrafta kimseler yok. Arabanın camını açtım, sıcakla birlikte içeri ağır bir koku dolunca tekrar kapadım. Ana yolda gördüğüm manzaralar ve far ışığında gördüğüm yıkıntılar olmasa deprem olduğunu anlamak mümkün değil. Uzun süre sonra yol kenarında iki insan silueti görünce, biraz ileriye park edip arabadan çıktım. Felaket o zaman kendini gösterdi. Onlarca apartman gölgesi, hepsi bir kum yığını olmuş. Hiçbir ses duyulmuyor. Ama biliyorum, beton yığınlarının altında binlerce insan var. Kimi ölmüş, kimi şu anda ölmek üzere. Az önce gördüğüm iki kişinin yanlarına doğru yürüdüm. Ellerinde fener, boyunlarında maske, iki genç. Çok gençler. En fazla yirmi yaşlarında, öğrenci olmalılar.
Biri uzun saçlarını at kuyruğu toplamış. Kulağındaki metal küpenin ay ışığında parladığını görüyorum. Kapısı armadalı bir otomobile yaslanmışlar, hiç konuşmuyorlar. Kenara çekilip biraz seyrettim. Az sonra en yakın enkazın üzerinden iki gölge inmeye başladı. Gölgeler yaklaşırken, gençler enkaza yöneldiler. Bir kurtarma ekibi olmalı.
Türkiye’nin büyükleri şaşkın, sokaklarda uyuyorken, asker olsun sivil olsun gençleri uyanıktı ve sessizce çalışıyorlardı. Dağ gibi yıkıntıların üstünde sessiz birer karınca gibi! Onlarla övünürken, üç gündür henüz bir tuğla bile kaldırmadığım için kendimden utandığımı hatırlıyorum. Yanlarından hiçbir şey soramadan ayrıldım. Onları hiç unutmayacağım.
***
Hayallerimden sıyrıldım. Cemaat önümüzdeki duvarın öbür tarafında ve kimseyi görmüyorum ama, duvardaki hoparlörlerden imamın sevgi ve kardeşlikten söz ettiğini duyuyorum. Saate baktım, sekize beş var. Eh, az kalmış. Oda tamamen dolmuş mudur?
Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10
Bu Yazıyı Paylaşın | Bu yazıyı yazdırın | PDF olarak kaydedin