Mürit Kefer

Mürit Kefer’in Hatıra Defteri

İslam tarihinde iman hadisi olarak bilinen bir hadis var ve Haz. Ömer’in oğlu Abdullah anlatıyor;
“ Babam Ömer şöyle anlattı,
Ben Peygamberin yanında oturuyordum. Derken elbisesi bembeyaz, saçları simsiyah bir adam yanımıza çıkageldi. Üzerinde, yolculuğa delalet eder hiçbir belirti yoktu. Üstelik içimizden kimse onu tanımıyordu da. Gelip Peygamberin önüne oturdu ve dizlerini dizlerine dayadı. Ellerini dizlerinin üstüne hürmetle koyduktan sonra sordu,
- Ey Muhammet iman nedir? Peygamber açıkladı,
- Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahret gününe inanmandır. Kadere, yani hayır ve şerrin Allah’tan olduğuna da inanmandır. Yabancı yine sordu,
- Ya İslam nedir?
- İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına şahadet etmek, namazı kılıp zekatı vermek ve Ramazan ayında oruç tutmaktır. Yabancı yine,
- Doğru söyledin! diye tasdik etti. Biz hem sorup hem de söyleneni tasdik etmesine hayret ettik. Sonra tekrar sordu,
- Ya ihsan nedir? Peygamber yine açıkladı,
- Allah’a sanki görüyormuşsun gibi inanmaktır. Sen Allah’ı göremesen bile şüphesiz O seni görür.
- Peki kıyamet ne zaman?
- Bu meselede, sorulan sorandan daha bilgili değil. Kıyamet Allah’tan başka kimsenin bilmediği beş şeyden biridir, dedi ve sonra Lokman suresinin 34. ayetini okudu.
Daha sonra yabancı çıktı gitti. Peygamber arkasından, Onu çevirin diye emrettiyse de izini bulamadılar. Bunun üzerine buyurdu ki,
- İşte bu Cebrail’di. Size dininizi öğretmeye gelmişti.” 1
Bu hadisi aslında imanı anlamak için okumuştum ama, itiraf etmeliyim ki pişman oldum. İman şurada dursun, içimde bir öfke!
Neye iman edeceksin şaşkın? Birdenbire görünüp birdenbire yok olan insanlara mı, saçmalama!
Gecenin bir yarısında çalışmayı bırakıp soğuyan çayın altını yaktım. İçimdeki ses kışkırtıyor, sakın peygamber denen bu adamlar halkı böyle garip hikayelerle kandırıyor olmasınlar?
Hayır! Artık ne bu gece, ne de başka bir gece imanı çalışamam. Anladım, şimdi benim en büyük düşmanım mucizelerdir.
***
İslam hadis tarihinin mucizelerle ilgili en önemli rivayetlerinden biri, Cabir bin Abdullah’ın aktardığı ve Tecrid-i Sarih’te değişik anlatımlarla beş defa tekrar edilen şu hadistir;
“ Babam Abdullah Uhud savaşında şehit olduğunda, arkasında otuz vesk (altı ton) hurma tutarı kadar bir borç bırakmıştı. Hurma zamanı olup borcun vadesi geldiğinde alacaklılar gelip alacaklarını istediler. Ancak o sene hurma mahsulü iyi olmamıştı ve borcumdan bir kısmını sonraya bırakmalarını teklif ettim. Razı olmadılar. Bunun üzerine Peygambere giderek, bana yardımcı olmasını rica ettim. Peygamber önce alacaklılardan kolaylık göstermelerini istedi ise de kabul etmediler. Bunun üzerine Peygamber bana,
- Ey Cabir! Haydi git, hurmanı toplayıp boy boy ayır. Sonra da bana haber gönder, dedi.
Ben Peygamberin emrini yerine getirip kendisine haber gönderdim. Peygamber gelip hurma harmanının başına oturdu ve,
- Haydi şunlara alacaklarını ölçerek ver, buyurdu.
Bende ölçerek borçlarımın tamamını ödedim. Kalan hurmadan sanki bir şey eksilmemiş gibiydi.” 2

Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13

Bu Yazıyı Paylaşın | Bu yazıyı yazdırın | PDF olarak kaydedin

Kapat
E-posta ile paylaş