Mürit Kefer

Mürit Kefer’in Hatıra Defteri

Bair, eğitimsiz genç deve demek olduğuna göre şimdi düşünün! Bair hadisi olarak bilinen bu hadis, ilim ehli arasında niçin meşhurdu? Bu eğitimsiz genç deve sıfatıyla anlatılmak istenen gerçekten bir deve miydi?
***
Bitti mi? Hayır, aksine henüz yeni başlıyorum.
Belki inanmayacaksınız ama, Peygamber az sonra bizim için başka bir mucize daha göstermek istiyor. Hem de Cabir’in bize anlattığından çok daha büyük bir mucize!
Ve şimdi o büyük mucizeyi daha yakından görebilmek için yavaş yavaş öne doğru sokuluyorum;
“ Peygamber Nadir oğullarını yurtlarından sürüp çıkardığı zaman, bunların ileri gelenleri Hayber Yahudilerinin yanına sığınmışlardı. Bunlardan yirmi kadar Yahudi, başlarında Huyey bin Ahtab olduğu halde Mekke’ye giderek dert yandılar ve onları hep birlikte Peygambere karşı harekete davet ettiler. Sonra da Gatafan , Süleym oğulları, Esed oğulları, Fizare, Mürre oğulları ve Eşca gibi kabileleri de dolaşarak, Hayberin bir senelik hurma mahsulünün yarısını kendilerine vermek vaadiyle bunları da ayaklandırdılar. Mekkeli Kureyş kabilesi bu katılımlarla on bin kişilik bir ordu toplayarak, Ebu Süfyan komutasında Medine üzerine yürüdü. Bu sırada Peygamberi seven Huzaa oğullarından bir adam, dört günde Medine’ye yetişip vaziyeti bildirdi. Bunun üzerine Peygamber arkadaşları ile bir toplantı yaptı. Selman Farisi’nin önerisi üzerine şehrin çevresine hendek kazılmasına ve savunma harbi yapılmasına karar verildi. Bu hendeğin kazılmasında Peygamber bizzat kendisi de çalıştı. Sehl bin Sad, arkadaşlarının açlık ve yorgunluktan dolayı ümitsizliğe düşmemeleri için, çalışırken eski kahramanlık şiirleri okuduğunu anlatır. Hendek savaşı, Buharinin Musa bin Ukbe’den bildirdiğine göre, Hicretin dördüncü yılında şevval ayında vuku buldu.” 18
Peygamberi o gün çalışırken görenlerden biri de Bera bin Azib’dir.
“ Hendek savaşında Peygamberi gördüm. Karnı toza bulanmış, toprak taşıyor ve şöyle diyordu, - Ya Rab! Sen bize merhamet edip doğru yolu göstermemiş olsaydın, biz ne yapacağımızı bilemezdik. Cehaleti ve kendi inandıkları yanlış bir inancı kabul ettirmek için saldıran bu kafirlere karşı bize sabır ver. Onlarla karşılaştığımızda ayaklarımızı sağlam tut.” 19
O tarihlerde Enes bin Malik on sekiz yaşındadır ve o günleri o da hatırlamaktadır.
“ Peygamber, soğuk bir sabah vakti aç açık bir halde hendek kazan arkadaşlarını görünce; -Ya Rab! Yaşamın gerçek anlamı ahirettedir, sen bunlara mağfiret et dedi de, orada bulunanlar; - Biz müminler, yaşadığımız sürece İslam’da direnmek üzere Muhammet’e söz verdik, dediler.” 20
Haz. Cabiri unutmayın. Bu savaşta o da vardır, yeni evlenmiştir ve artık on dokuz yaşındadır. Peygamberin akıllı olmasını tavsiye eden sözlerini yeterince anlayabilmiş midir dersiniz?
Kendisi anlatıyor,
“ Üç gündür doğru dürüst bir şey yememiştik ve Hendek kazarken bir ara çok sert bir taşa rast gelmiştik. Birkaç kişi Peygambere gidip, - Ya Resûlullah! Çok sert bir taşa geldik, geçemiyoruz! diye haber verdiler. Peygamber açlıktan karnına taş bağlamış olduğu halde gelip; -Bir de ben göreyim! buyurdu ve hendeğe inip balyozu eline aldı. Vurduğunda, o sert kaya kum gibi dağıldı.” 21
Hadisin devamı var ve okumaya devam edeceğim. Ancak sözün burasında hemen ifade etmeliyim ki ben kendi adıma bu mucizeye iman ettim. Bakın nasıl?
1988 yılında olmalı, Beyazıt meydanındaki eski taş döşemeyi onarıyor, büyük ağaçları çeviren taş bordürleri söküp yeniden döşüyorlardı. O gün kalfayı bir çınar ağacının dibinde gördüm. Kendisi gibi doğulu iki işçisi ile birlikte, bir buçuk metre boyunda kocaman bir taşı yerine oturtmaya uğraşıyordu. Boyu iyiydi, fakat enine sığmıyordu. Taşın oraya kesinlikle sığmayacağını anladığında, ilk yaptığı oraya sığabilecek başka bir taş aramak oldu. Bulamadı.

Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13

Bu Yazıyı Paylaşın | Bu yazıyı yazdırın | PDF olarak kaydedin

Kapat
E-posta ile paylaş