Mürit Kefer

Mürit Kefer’in Hatıra Defteri

Bazı hadisler bu ani geri dönüşün nedeni olarak, Nadir oğulları tarafından düzenlenen bir suikast teşebbüsünü gösterir. Rivayete göre Peygamber o anda bir evin saçağının gölgesinde oturmakta ve öyle konuşmaktadır. O sırada Amr bin Hicaş isimli birisi de damın üstünde, düz toprak damları sıkıştırmakta kullanılan ağır ve yuvarlak bir taşı Peygamberin başına bırakmak üzeredir. Ancak Cebrail bu suikastı haber verir ve Peygamber derhal kalkıp geri döner.
Şayet, dokuzu Müslüman en az on, on beş kişilik böyle ciddi bir toplantının saçak altında yapıldığını, katılanların saçağın o andaki gölge uzunluğuna sığabildiklerini, Peygamberin saçağın altında duracağı noktanın önceden tespit edilebildiğini veya önceden planlanmamış ise hemen o anda planlanabileceğini anlayabilirseniz, böyle olduğuna da inanabilirsiniz.
Mamafih olaylar nasıl gelişmiş olursa olsun sonuç gerçekten suikasttır. Çünkü Müslümanlar henüz beş ay önceki Uhud savaşında yenilgiden zor kurtulmuş, ağır kayıp vermiş, yorgun ve belki de biraz moralsizdir. Anlaşmayı bozan Nadir oğulları ise, bu davranışları ile Müslümanların dört bir taraftan kuşatılmalarına ve yok edilmelerine yol açmak üzeredir. Durum gerçekten tehlikelidir.
Süratle Medine’ye dönen Peygamber, hemen karşı tedbirleri almaya başlar. Muhammed bin Mesleme ile Nadir oğullarına gönderdiği ihtarda, bu hareketi savaş sebebi saydığını ve on gün içinde bölgeyi boşaltmaları gerektiğini bildirir. Ancak Mekke’den, diğer Yahudi kabilelerinden, hatta bizzat Müslümanların arasındaki muhalif guruplardan destek alan Nadir oğullarının cevabı da aynı sertliktedir,
- Hiçbir yere gidecek değiliz, elinden geleni yap!
Bunun üzerine Peygamber, Allah büyüktür buyurur ve Nadir oğulları üzerine yürür. Nadir oğulları on beş veya yirmi gün kadar süren kuşatma boyunca söz verilen yardımı bekleyerek direnirse de beklenen yardım gelmez ve kale surlarının içinde bunalan Nadir oğulları teslim olmak zorunda kalır.
Tarihçi Taberi’nin bildirdiğine göre, teslim olduktan sonra götürebildikleri kadar malı da beraber götürmek üzere çıkıp gitmelerine müsaade edilir. İbn-i Sad, geride 50 zırh, 50 miğfer ve 340 kılıç bırakarak altı yüz deve yükü eşya ile sürgün edildiklerini, Suriye ve Filistin taraflarına doğru gitmek üzere Medine’den geçerlerken de, üzüntülerini göstermemek için def çalıp şarkı söyleyerek geçip gittiklerini anlatır.6
İşte Haz. Cabir’in anlattığı mucize tam bu aylarda meydana gelir. Uhud savaşından beş ay sonra ve hurmaların olgunlaştığı bir mevsimde. Peygamberin bir yandan Maune faciasına üzülürken, diğer yandan Nadir oğulları ile de uğraşmak zorunda kaldığı günlerde.
Bütün bu hatıraları, Peygamberin gösterdiği hurma mucizesini daha iyi anlayabilmek için okumuştum ve şimdi bu büyük mucizenin diğer anlatımlarını okuyabilirim.
“ Babam Abdullah Uhud günü şehit olarak vefat etmişti. Halbuki yalnız bir Yahudiye otuz vesk hurma olmak üzere bir takım borçları vardı. Alacaklılar haklarını talepte şiddet göstermeğe başladılar. Bunun üzerine Peygambere gelip vaziyeti arz ettim. Peygamber bunlara, alacaklarına mukabil hurmalıktaki mahsulü kabul etmelerini teklif etti. Fakat alacaklılar bu teklifi kabul etmekten kaçındılar ve Peygamber de ısrar etmedi. Bana dönüp, - Yarın kuşluk vakti sana gelirim, dedi. Ertesi sabah kuşluk vakti bana geldi. Hurmalıkta dolaştı. Mahsulün bereketi hakkında dua buyurdu. Sonra ben hurma mahsulünü kestim. Alacaklılara haklarını tamamen verdim. Bana da aslından hiçbir şey eksilmemiş gibi hurma kaldı.”7
Buhari aynı hadisi borçlar bahsinde bir kere daha anlatıyor ve sıkıcı olmak pahasına okumak isterim. Çünkü gerçeğin anlaşılması açısından çok gerekli!

Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13

Bu Yazıyı Paylaşın | Bu yazıyı yazdırın | PDF olarak kaydedin

Kapat
E-posta ile paylaş