“Haz. Cabirin babası Abdullah, Uhud harbinde şehit düşmüş ve ardında Cabirden başka altı kız çocuğu ile birlikte bir hayli de borç bırakmıştı. Bir çoğu Yahudi olan bu alacaklılar Cabiri sürekli sıkıştırıyorlardı. Babası Abdullah’tan bir hurma bahçesinden başka bir miras kalmayan Cabir, Mahsulün olgunlaştığı zamanda bu hurmalığın bütün mahsulünü alacaklılara vermek istediği halde alacaklılar razı olmamışlardı. Cabir diyor ki, - Hurmanın kesim ve toplama zamanı geldiğinde Peygamberin huzuruna vardım ve , -Ya Resûlallah! Siz de pek iyi bilirsiniz ki , babam Abdullah Uhud günü şehit düştü. Bana da birçok borç bıraktı. Alacaklılara hurmalığın bütün mahsulünü vermeyi teklif ettiğim halde kabul etmediler. Bunları bir de siz görüp konuşsanız! diye rica ettim. Peygamber, - Haydi sen git hurmaları topla. Cinsine göre ayrı ayrı yığın yap. Sonra da gelip bana haber ver, buyurdu. Ben bu işleri yaptıktan sonra gidip haber verdim. Peygamber geldi, alacaklılar da geldi. Bu Yahudiler Peygamberi görünce taleplerini arttırdılar. Peygamber hurma yığınlarının en büyüğünün yanına vardı. Üç defa etrafını dolaşarak büyük bir harmanın yanına oturdu. Sonra bana, - Şu alacaklıları çağır! buyurdu. Ve bunlara alacaklarına mukabil ölçüp ölçüp vermeğe başladı. Nihayet babamın borçlarını tamamen ödedi. Vallahi borç ödensin de, ben kardeşlerime bir hurma tanesi bile götürmemeye razı idim. Halbuki görüyordum ki, Peygamber bu harmandan bütün borçları ödediği halde hurma hiç eksilmemiş gibiydi.” 8
Bitmedi. Buhari aynı hadisi başka birinin ağzından ödemeler başlığı altında bir kere daha rivayet ediyor;
“ Cabirin babası vefat etti. Vefat ettiğinde Yahudi birine otuz vesk hurma borcu vardı. Cabir o borcu ödemek için vade istedi. Fakat Yahudi borcun ertelenmesini kabul etmedi. Bunun üzerine Cabir Peygambere giderek borcun ertelenmesini bir kez de Onun teklif etmesini rica etti. Peygamber Yahudi’ye otuz vesk borcun karşılığı olarak hurma bahçesinin tüm mahsulünü almasını teklif etti. Fakat Yahudi reddetti. Bunun üzerine Peygamber hurmalığa girip içinde gezdi. Sonra Cabire, - Hurmayı kes , Yahudi’ye alacağı kadar hurma ver! buyurdu. Peygamber gittikten sonra Cabir mahsulü topladı. Yahudi’ye otuz vesk borcunu verdi. On yedi vesk de kendine kaldı. Daha sonra Cabir olup biteni arz etmek üzere Peygambere geldi. Peygamberi ikindi namazı kılar buldu. Peygamber namazdan çıktıktan sonra bu bereketi kendilerine arz etti. Peygamber de, - Sen bu hadiseyi gidip Ömer’e anlat! buyurdu. Cabir Haz. Ömer’e gidip anlattığında ise Ömer, - Peygamber senin hurmalığında dolaşırken böyle olacağını anlamıştım! demiştir.” 9
Yine bitmedi! Buhari aynı hadisi bir başka ağızdan yemek bahsinde bir kere daha anlatıyor;
“ Medine’de bir Yahudi vardı. O Yahudi bana her sene hurma zamanına kadar vade ile borç para verirdi. Rûme kuyusu yolundaki hurma bahçem, bir sene beklenen mahsulü vermedi. Borcun ödenmesi gecikti. Bunun üzerine Yahudi harman vaktinde geldi. Borcumdan bir şey veremeyeceğimi sanarak, gelecek harman zamanına kadar ertelemesini rica ettim. Fakat Yahudi kabul etmedi. Bunun üzerine bu müşkül durumum Peygambere arz olundu. O da bazı ashabına, - Haydi yürüyünüz, gidelim de Cabir için Yahudiden borcun geciktirilmesini isteyelim, buyurdu. Ve Peygamberle bazı ashabı hurmalığıma geldiler. Peygamber Yahudiye borcun ertelenmesini teklif etti ise de Yahudi, - Ya Ebe’l Kasım! Mühlet veremem, dedi. Peygamber Yahudinin ısrarını görünce kalktı ve hurmalıkta şöyle bir dolaştı. Sonra gelip, Yahudiye borcun ertelenmesini bir daha teklif etti ise de Yahudi yine kabul etmedi. Bende kalktım Peygambere bir miktar taze hurma getirdim ve karşısına koydum. Peygamber hurmayı yedi. Sonra, - Ya Cabir! Senin bostan çardağın nerede? diye sordu. Ben de, şurada diyerek cevap verdim. O , - Haydi orada bana bir yer döşe! diye emretti. Bende hemen döşedim. Peygamber çardağa girip biraz uyudu. Sonra uyandı. Ben gidip bir avuç hurma daha getirdim, ondan da yedi. Sonra kalktı ve Yahudiye borcu ertelemesini bir daha teklif etti. Yahudi yine kabul etmedi. Sonra Peygamber kalktı, hurmalığın içinde ikinci bir daha dolaştı. Sonra, - Ey Cabir! Ağaçtaki hurmaları toplayıp Yahudinin borcunu ver, buyurdu. Ben toplayıncaya kadar hurma harmanının başında durdu. İşte bu topladığım hurmadan Yahudiye borcumu verdim. Borca verdiğim kadarda bana kaldı. Sonra bostandan çıkıp doğruca Peygamberin huzuruna geldim ve bu bereketli vaziyeti müjdeledim. Bunun üzerine dişleri görününceye kadar gülümseyerek, - Şahâdet ederim ki, ben muhakkak Allah’ın Resulüyüm! buyurdu.” 10
Tek bir hadise, beş ayrı anlatım!
Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13
Bu Yazıyı Paylaşın | Bu yazıyı yazdırın | PDF olarak kaydedin