Mürit Kefer

Mürit Kefer’in Hatıra Defteri

bahçeyi iki üç kere dolaşır. Onun çocukluğu tüccar olan amcasının yanında geçmiş ve kendisi de on beş yıl ticaretle uğraşmıştır. Tahmin edeceğiniz gibi o şimdi ağaç dallarından sarkan hurma salkımlarına bakmakta ve bahçedeki hurma miktarını hesaplamaya çalışmaktadır. Artık Ebu’ş Şahm’ın karşısında Cabir yoktur ve Peygamber Cabirin tecrübesizliği sebebiyle aldatılmak üzere olduğunu anlamıştır. Hâttâ öyle ki, bahçedeki hurma borcu rahatça ödediği gibi, bir o kadar da sahibine bırakmaktadır.
Cabire döner ve yapması gerekeni söyler,
- Hurmayı kes, cinsine göre ayrı ayrı yığ. Sonra da ölçerek borcunu öde!
Cabir söyleneni yaparken hâlâ şaşkın ve sonuçtan habersizdir. Sonuç Peygamberi doğrular. Bahçedeki hurma gerçekte kırk yedi vesk, yani dokuz tondur. Altı ton tutarındaki borç ödenmiş, üç ton da Cabire kalmıştır. Ve on yedi yaşındaki Cabir anlatılmaz bir sevinç içinde, bir mucize ile karşılaştığından öylesine emindir ki!
Cabirin sevinci karşısında Peygamberin sözüne bakınız;
“ - Sen bunu gidip Ömer’e anlat!”
Ters bir durum karşısında ödeme planları yapmakla görevli olan Ömer ise bakın ne demektedir; “ Ben bunun böyle olacağını, Peygamber bahçede dolaşırken anlamıştım.”
On yedi yaşındaki Haz. Cabir’in âfâkta, elli yaşındaki Haz. Ömer’in enfüste gördüğü bu mucize hadisin gerçeği işte buydu.
Belki bilmezsiniz diye söylemek isterim, hadisenin bizzat içinde olmasına rağmen Haz. Ömer’in bu olayla ilgili herhangi bir rivayeti yoktur.
Daha da doğrusu, Peygambere yakın olanlardan mucizelerle ilgili rivayet yoktur. Peki ama Cabir uzak mıdır? Bunu az sonra göreceğiz.
Ancak bu hadisi hâlâ anlamadığı mucizevi bir bereketle açıklamakta ısrar edenler varsa, Peygamberin şu sözleri onlar için yol gösterici olabilir;
“ Erzakınızı ölçünüz, bereketiniz artar.” 15
***
Benim bildiğim kadarıyla, Peygamberin kendisine ait bir mucize olarak bizzat kendisinin anlattığı hiçbir olay, hiçbir hadis yoktur. Mucizeleri hep başkaları görmekte, O ise bazı olayların kendisinden sonra mucize olarak anlatılacağını bilerek şöyle demektedir.
“ - Hıristiyanların İsa’ya yaptıkları gibi, siz de beni anlatırken aşırıya gitmeyiniz. Şüphesiz ki ben bir kulum. Bu nedenle sadece, Allah’ın kulu ve resulü deyiniz.” 16
Bu konuda Kuran da aynı görüştedir,
“ Kendilerine, okunan bir kitap indirmiş olmamız onlara yetmiyor mu? Ankebut 29/51”
“ De ki, - Allah’ı tenzih ederim! Ben peygamber olan bir insandan başka bir şey miyim? İsra 17/95”
Kuran’ın da bildirdiği gibi, Peygamber kendisine mucizeler isnat edilmesini gerçekten hiç istememiş görünüyor..
“ De ki, Mucizeler ancak Rabb’imin katındadır. Doğrusu ben sadece gerçeklerden haber veren bir uyarıcıyım. Ankebut 29/50”
Son Peygamber hangi gerçeklerden haber veriyordu dersiniz?
Şimdi Son Peygamberin Cabirle yaptığı başka bir konuşmayı aktarmak istiyorum.
Bazı rivayetlerde bu konuşmanın Mekke’nin fethinden dönerken yapıldığı bildiriliyorsa da, Peygamberin 627 yılındaki Hendek muhasarasında Cabirin evinde diğer arkadaşları ile birlikte yemeğe davetli olduğunu, o yemekte yeni mucizeler yarattığını ve Cabirin hanımı ile, - Bu kalandan sen de yersin, komşulara da verirsin, diyerek konuştuğunu biliyoruz. Bu nedenle bu konuşmanın Hendek savaşından önce olduğunu düşünüyorum. Muhtemelen de, ya 625 yılı sonlarındaki Nadir oğulları, ya da 626 yılı başlarındaki Mustalik oğulları seferinden dönüşte. Yani, Cabirin anlamadığı bir mucize ile borçtan kurtulduğu günlerin hemen ertesinde. Konuşmanın akışından, Cabirin yine o günlerde yakın aile büyükleri tarafından kendisinden büyük dul bir hanımla henüz evlendirildiği, Peygamberin bu evlilikten haberi olduğu, fakat yoğun sıkıntıları nedeni ile yakından ilgilenemediği anlaşılıyor.

Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13

Bu Yazıyı Paylaşın | Bu yazıyı yazdırın | PDF olarak kaydedin

Kapat
E-posta ile paylaş