Mürit Kefer

Mürit Kefer’in Hatıra Defteri

1999’un sonlarındaki oruç ayına garip bir yalnızlık duygusu içinde girdim. Namaz yok ama, biraz oruç, biraz Kuran beni teselli eder mi?
“ Musa ile otuz gün için sözleştik. Sonra buna bir on gün daha ekledik. Araf 7/142”
“Ant olsun tan yerinin ağardığı vakte, on geceye, çifte ve teke, başladığı zaman geceye. Nasıl, bunlarda akıl sahibi olanlar için bir yemin var mı? Fecr 89/1-5”
Hadi buyurun bakalım, ne demek şimdi bunlar? Birkaç gün arayıp yorulduktan sonra aklıma geldi. Sahi, İsmet amcaya niye sormuyorum ki? Nasıl olsa onda yok yok! Cevabı çok kısa oldu,
- Bilmiyorum, ama senin için ararım.
Ne güzel bir cevap! Tam Peygamberin istediği gibi. Evet, bilmiyorum ilmin yarısıdır. Dönerken farkında olmaksızın Dedeyi hatırlamışım. O bilir miydi acaba? Aman boş ver, o zaten bilse de söylemez ki!
Sinirlendiğimi hissedip unutmaya çalışsam da o gece aklımda hep Dede var. Ve her nedense de kocaman sakalları. Gece geç vakit eşim sordu,
- Neler düşünüyorsun?
Hayalimde mermerden kocaman bir sakal, cevap verdim.
- Tanrı Zeus’u!
Ve ekledim,
- Sen Tanrılar tanrısı Zeus’u ve ateşi çalan Promete’nin hikayesini bilir misin?
***
“ Tanrı Zeus antik yunan mitolojisindeki en büyük tanrıdır. Kabartma ve heykel gibi sanat yapıtlarında sakallı, olgun, güçlü bir erkek olarak betimlenir. Sonradan Yunanlıların da benimsediği eski bir Girit efsanesine göre, Zeus Titanların kralı Kronos’un çocuklarından biridir. Kronos çocuklarından birinin ileride kendisini tahttan indireceğini öğrenince yeni doğan bütün çocuklarını yutmaya başlar. Ancak Zeus doğduğunda annesi onu Girit’te bir mağarada saklar ve Kronos’a Zeus diyerek bezlere sardığı iri bir taş parçasını yutturur. Zeus’u mağarada bulunduğu sırada Amaltheia emzirir ve Kuretalar da kalkanlarını birbirine çarparak Zeus’un ağlamasının duyulmasına engel olurlar. Zeus büyüyünce Titanlara karşı ayaklanma başlatır ve kardeşleri Hades ile Poseidon’un da yardımlarıyla babası Kronos’u tahttan indirir. Göklerin yöneticisi olan Zeus kral olduktan sonra önce dev Gigantlarla savaşır. Daha sonra kendisine baş kaldıran diğer tanrıları saf dışı bırakır ve kendisine boyun eğen bu tanrılarla birlikte Olimpos dağında yaşamaya başlar.
Ölümsüz olmasının dışında tıpkı bir insana benzeyen Zeus insanlar gibi yer içer, sevinir ve öfkelenirdi. Yine insanlar gibi aşklarıyla da ünlüydü. İstediği bir kadını elde edebilmek için bazen kılık değiştirdiği, hâttâ hayvan kılığına bile girdiği olurdu. Eşi Hera’ya guguk kuşu, Leda’ya kuğu kılığında tecavüz ettiği, Europa’yı ise bir boğa kılığında kaçırdığı söylenir. Kadınlarla olan bu ilişkileri eşi Hera’yla sık sık kavga etmesine neden olurdu. Çeşitli kadınlardan olan çocukları arasında en ünlüleri Apollon, Artemis, Athena ve Dionysos’tur.
Antik yunan şairi Hesiodos’un anlattığına göre bir gün insanlardan biri, kurbanın eti yerine kemik ve yağlarını vererek tanrı Zeus’u aldatmak ister. Ne kadar ayıp, ne kadar bencilce bir davranış! İnsana yakışıyor mu? Haklı olarak Zeus da çok kızar ve karşılık olarak ateşi saklar. Yıllar yılı!
Zeus başta olmak üzere tanrılar Olimpos’da günlerini gün ede dursunlar, insanlar yoksul ve hasta bir halde yerde kıvranmaktalar. Nasıl oh desinler ki kutsal ateş Zeus’un elinde ve insanlara vermiyor. Ateş olmayınca elbette ışık yok, sıcaklık da yok! Yeryüzü karanlık ve soğuk. Evet ama bu böyle sonsuza kadar gidebilir mi?
Bir gün Promete isimli genç bir adam yeryüzünde ayağa kalkar ve hayır, der.
- Böyle bir düzen tanrısal olamaz ve tanrıların buna hakkı yok!

Sayfalar: 1 2 3 4

Bu Yazıyı Paylaşın | Bu yazıyı yazdırın | PDF olarak kaydedin

Kapat
E-posta ile paylaş