- Taşla başı yarılan o ilk gördüğün adam, Kuran’ı atıp reddeden, farz namazlarda uyuyup kılmayan kimsedir. Yüzünün derisi soyulan adam, yalan söyleyen kimsedir. Fırın içinde gördüğün kadınlı erkekli çıplak kimseler, zina yapan erkek ve kadınlardır. Kan nehrinde yüzüp ağzına taş atılan adam hak yiyen adamdır. Ateşin yanında durup onu yakan ve etrafında dönen pis manzaralı adam, cehennem ateşinin bekçisidir. Bahçede gördüğün uzun boylu adam Haz. İbrahim’di. Onun etrafındaki çocuklar ise, buluğa ermeden ölen çocuklardır.
Cemaatten biri hemen atılarak,
- Ey Allah’ın Resulü! Müşrik çocukları da mı? diye sordu. Resulallah, - Evet, dedi, müşrik çocukları da! Ve anlatmaya devam etti,
- Yarısı güzel yarısı çirkin yaratılışlı olan adamlara gelince, bunlar iyi işlerle kötü işlerin her ikisini de yapan kimselerdir. Allah onları affetmiştir.” 8
Buhari’den bir hadis okumuştum ve uydurma olup olmadığını bilmiyorum. Eğer uydurma ise mesele yok, Peygamber abuk sabuk rüyalar görmüyor demektir. Eğer uydurma değil de Peygamber gerçekten böyle bir hikaye anlatmışsa, ki bana göre anlatmış olmalıdır, üzerinde durup düşünmem gerekir.
Rüyasında başını alıp gezene, şeytan seninle dalga geçiyor diyen bir peygamber böyle saçma bir rüyayı nasıl görür? Diyelim ki gördü, kötü bir rüya gördüğünüzde sol tarafınıza tükürüp unutun dediği halde nasıl olur da anlatır?
Hayır! Son Peygamber o gece rüyasında gördüğü korkunç bir kabusu değil, cennet ve cehennemi anlatmaktadır.
Kime? Felsefeden, akıldan ve anlayıştan uzak, rüyalar aleminde yaşayan biz cahillere! Biz cahiller ki, din zannettiğimiz kendi hayallerimiz ile insanlığın doğru din anlayışını berbat etmekteyizdir ve Peygamber uyarıyor,
“ - Her kim görmediği bir rüya için gördüm derse, kıyamet günü ona iki arpa tanesi verilir de onları düğümleyinceye kadar azaba uğrar.” 9
Abdullah bin Ömer’in duyduğu başka bir sözü ise daha serttir,
“ - Yalanların en büyüğü, rüyasında görmediği şeyi iki gözü ile görmek iddiasıdır.” 10
Siz hiç iki gözünüzle rüya gördünüz mü? Benim bildiğim uyurken insanın gözleri kapalıdır, ne demek bu? Yoksa Peygamber başka bir şey mi anlatmak istiyor?
Evet, tam anladığınız gibi. Bu sözler, insanları rüyalarla etkileyip yönlendirmeye çalışan sahtekarları uyarıyor.
Arapça bir kelime olan rüyet, bakıp görmek, idrak edip düşünmek, akıl yürüterek görür gibi bilmek demektir. Rüyet kelimesinden türetilmiş olan rüya ise, uyku halinde hissedilen hayal demektir. Sadece bir hayal olduğu halde, rüyaları bu denli önemsememiz ve Peygamberin bu uyarısı nedendir acaba? Bunun nedenini ancak şimdi anlıyorum.
Anlıyorum ki rüyet çalışmayı düşünmeyi ve bilgiyi gerektiriyor, halbuki rüya tembel işi. Oysa ki ister güzel olsun ister çirkin, rüya aslı olmayan bir hayaldir. Eğer rüyalar gerçek olsaydı, hiç tabire ihtiyaç olur muydu? Güneşin doğuşunu gören kimse onu yorumlamaya kalkar mı?
Güzel bir rüya gören kimse bilir ki, ne peygamber olmuş ne de uçmuştur! Sadece bir rüya görmüştür. Çirkin bir şey gören kimse ise soluna tükürüp, yani hayale boş verip sağduyuya ve gerçeğe kulak vermelidir.
“ Benim gözlerim uyur kalbim uyumaz.” 11 diyen Son Peygamber başka ne anlatmak istiyor olabilir ki?
Peygamber yine şöyle diyordu,
“ - Beni rüyada gören, gerçekten beni görmüştür. Çünkü şeytan benim suretime giremez.” 12
Kadın erkek, milyonlarca insan rüyasında peygamberleri görür. Zannediyor musunuz ki gördükleri yüz hep aynıdır? Peygamberi rüyada görmek demek, sözleri ve düşünceleriyle onu anlamak demek değil midir?
Galiba birileri bana Peygamberi yanlış anlatıyor.
Ya bana bir kasıtları var, ya Peygambere!
Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11
Bu Yazıyı Paylaşın | Bu yazıyı yazdırın | PDF olarak kaydedin