Sonra bir gün, efendisinin karısı Yusuf’a aşık olarak onu elde etmek ister. Ne var ki Yusuf artık olgunlaşmıştır ve ekmek yediği kapıya ihanet etmenin Allah’a ihanet etmek demek olduğunu bilmektedir. Kadına verdiği cevaplar Kuran’da ayettir,
“ Yusuf, - Allah’a sığınırım, Rabb’im beni güzel bir barınağa kavuşturmuştur. Zalimler iflah etmez, dedi. Yusuf 12/23”
“ Yusuf dedi, - Rabb’im! Benim için zindan, bunların beni çağırdığı şeyden daha iyidir. Eğer onların oyununu benden uzak tutmazsan, onlara meyleder de cahillerden olurum. Yusuf 12/33”
Reddedince, kadın tarafından iftiraya maruz kalır ve hapse atılır. Yedi yıl süren bu hapis hayatının, yine rüyaları anlatan bir hatırası daha vardır. Hapisteki arkadaşlarından biri firavunun şarapçısıdır ve bir gün bir rüya görür. Rüyasında, yine şarap yapmakta ve firavuna ikram etmektedir. Rüyasını anlatınca Yusuf şöyle der,
- Buradan kurtulacaksın ve eskisi gibi firavuna hizmet edeceksin. Diğeri de firavunun ekmekçisidir. Yusuf’un güzel sözler söylediğini duyunca bir tane de o anlatır. Anlattığına göre, başının üzerindeki tepside firavuna ekmek taşımakta ve kuşlar tepsiden ekmek yemektedir. Yusuf ekmekçiye bakarken düşünür; Firavunun ekmeklerinden mi sorumlu, yoksa Allah’ın kuşlarından mı? Galiba biraz hırslı, biraz da sorumsuz biri. Rüya görüp görmediği bir yana, baksana sorumlu olduğu ekmeklerin yağmalandığı aklına bile gelmiyor.
- Sen asılacaksın ve başına kuşlar üşüşecek!
Ekmekçi bu tabir üzerine, aslında böyle bir rüya görmediğini söyler ama Haz. Yusuf’un cevabı şudur;
- Artık tabir edildi!
Aslında rüyayı bencil davranışıyla ilk tabir eden, ekmekçi kendisidir. Gerçekten ekmekçi asılır, şarapçı kurtulur. Hapisten çıkarken Yusuf şarapçıya şöyle der,
- Çıkınca beni unutma! Firavuna suçsuz olduğumu söyle.
Ne var ki kuldan medet umarken Allah’ı hatırlamayı unutmuştur ve şarapçı unutur. Ta ki firavun, kimselerin tabir edemediği garip bir rüya görünceye kadar! Firavun rüyasında, yedisi zayıf yedisi dolgun buğday başakları ile, yedisi zayıf yedisi semiz inekler görmektedir ve zayıf inekler semiz inekleri yemektedir. Kuran, firavunun çevresinde bulunan akıllı danışmanlarının şöyle dediklerini bildirir,
“- Bunlar karışık hayallerden başka bir şey değil! Bizler hayallerin yorumu ile uğraşan kimseler değiliz. Yusuf 12/44”
Ancak firavun tatmin olmaz. Çünkü gerçekte böyle bir rüya görmemiştir ve ne söylediğini bilmektedir. Bu bir imtihandır ve o ne anlattığını anlayacak bir yardımcı aramaktadır. Kimseler tabir edemeyince şarapçı o vakit Yusuf’u hatırlar.
Yusuf ise artık büyüyüp olgunlaşmış, rüyaların tabii gerçekle açıklanmadıkları sürece hiçbir anlam ifade etmediklerini, aksine insanın başını belaya soktuklarını anlamıştır. Rüyayı değil, doğal yaşamın ezelden beri yaşanan kaçınılmaz çelişkisini tabir eder.
“- Yedi yıl bolluk, sonra da yedi yıl kıtlık olacak! Bu yedi kıtlık yılında, bolluk yıllarında saklananlar yenecek. Yusuf 12/47”
Kendi vezirlerinin dile getirdiği hayal gerçeğini reddeden firavun, Haz. Yusuf’un sözlerindeki doğal gerçekle aradığını bulduğunu anlar. Onu hapisten çıkarıp, maliye bakanı mertebesinde bir görevle Mısır’a vezir tayin eder.
Dediğim gibi hikaye uzundur. Kıtlık yılları gelince Yusuf’un kardeşleri Mısır’a buğday almaya gelirler. Haz. Yusuf, kendini beğenen ve kardeşlerini aşağılayan bir çocuk olarak ayrıldığı ailesine olgunlaşmış bir vezir olarak kavuşmuştur. Yaptığı hatadan sonra ağlamaktan gözleri kör olan babası Yakup’a sarılırken, hem kendisinin hem de kardeşlerinin vaktiyle hata yaptıklarını itiraf ederek şöyle der,
“ - İşte bu rüyamın tabiridir. Rabb’im onu gerçekleştirdi. Şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra, beni zindandan çıkardı sizi de çölden getirdi. Rabb’im muhakkak dilediğine ihsan edendir. Yusuf 12/100”
Haz. Yusuf’un hikayesi işte budur. Kuran bu hikaye için şöyle der,
Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11
Bu Yazıyı Paylaşın | Bu yazıyı yazdırın | PDF olarak kaydedin