“ Ant olsun ki, Yusuf ve kardeşlerinin bu hikayesinde arayış içinde olan kimseler için ibretler, işaretler vardır. Yusuf 12/7”
Kim ne arar, kime ne anlatır bilmem ama, bana anlattığı rüyaların nefsimizden gelen bir hayal, akıl tedbir ve çalışmanın en gerçek rüya olduğudur. Yusuf’un bu hikayesinden rüyaların önemli olduğu sonucunu çıkaranlara şaşıyorum. Böyle düşünenler ya okumuyor, ya da Kuran’ı düşünmüyor olmalıdır. Kuran’daki bu ayetler büyüklenme ve boş hayallerle dolu bir rüyaya inanmanın kölelik ve acıyla sonuçlandığını, kişinin ancak akıl ve gayretle maksadına ulaştığını anlatmıyor mu?
Eminim ki gören kim olursa olsun, tövbe edip gerçeğe dönmedikçe hiçbir rüya asla gerçekleşemez.
Nitekim Kuran da şöyle demiyor mu?
“Allah âlemi gerçekler üzerine yarattı. Enam 6/73”
Aslında, rüyaların gerçeği örten bir tehlike olduğu ve bunun çok eskiden beri bilindiği Tevrat’ta da yazılıdır.
“ Eğer aranızdan bir peygamber yahut rüya gören biri çıkarsa, ve bilmediğiniz ilahlara kulluk etmenizi isterse, o peygamberi yahut rüya göreni dinlemeyeceksin. Çünkü sizi Allah’ın emrettiği doğru yoldan ayırmaktadır. O peygamberi yahut rüya göreni mutlaka öldüreceksiniz, aranızdan kötülüğü atacaksınız. Tesniye 12/31”
***
Haz. Yusuf gençliğin hevesine mağlup olup da böyle bir rüya görmeseydi, baba Yakup duygusal davranarak diğer oğullarını tahrik etmeseydi bütün bunlar yine olur muydu? Yoksa bütün bu olup bitenler kaçınılmaz bir kader midir?
Kader konusu hakkında fazla bilgim yok ama, Kuran bu konuda şöyle der;
“ Sana gelen iyilikler Allah’tan, karşılaştığın kötülükler ise kendi nefsindendir. Nisa 4/79”
Haz. Yusuf , nefsine hoş gelen kötü bir rüyaya inanmanın bedelini ağır ödemiştir.
Fakat hangimiz hiç hata yapmadan yaşayabilir, kötülükten nereye kadar kaçabiliriz? Allah aynı surede, her şeyin kader kavramı içinde olup bittiğini bildirerek bizi teselli eder,
“ Allah kendi emrinin galibidir, fakat insanların çoğu bilmiyor. Yusuf 12/21”
Tedbir aldığımız halde önüne geçemediğimiz her şey, bizim mecbur olduğumuz kaderimizdir. Kuran bu kader anlayışını başka bir surede şöyle açıklar,
“ Yeryüzünde olan ve kendi başınıza gelen hiçbir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce bir kitapta belirlenmiş olmasın. Bu, Allah için çok kolaydır. Böyle yapılmıştır ki, elinizden çıkana üzülüp ümitsizliğe düşmeyesiniz ve Allah’ın size verdiğiyle sevinip şımarmayasınız. Çünkü Allah, kendini beğenip övünenlerin hiçbirini sevmez. Hadid 57/22”
Kader, ezeli ve ebedi sonsuzluğa ait bir bilinmezliktir. Yaşamın içinde bize düşen edepli ve tedbirli olmaya çalışmak, hayallerle gerçekleri ayırabilmektir.
Ekmekçinin kuşları, Haz. Yakup’un gözyaşları ve Haz. Yusuf’un çektiği eziyet, bize ibrettir.
***
Rüyalar konusuna Haz. İbrahim’le başlamıştım. Şimdi İbrahim’e tekrar geri dönüyorum.
İshak’ı gerçekten kurban etmek istemiş miydi?
Bu önemli soruya cevap aramadan önce, kurbanın tarihçesi hakkında bilgi toplamalıyım.
“ Kurban, hemen hemen bütün dinlerde canlılığın ve onun yok edilemez Tanrısal gücünün kutsanması anlamına gelir. Kurbanın canı canlılığın tanrısal kaynağına dönerken, kurbanı sunanla Tanrı arasında kutsal bir güce dönüşür ve yaşamın kaynağını yenileyip tazeler. Başka bir deyişle, yaşam yaşamla beslenir. Kurban ayinleri pek çok değişik biçim ve amaç taşımasına karşılık hepsinin temel anlamı Tanrı ile etkili bir ilişki kurmak, insanın kutsal düzendeki yerini pekiştirmektir. Kurban geleneğinin dinsel bilinçte derin kökleri vardır ve henüz tam olarak açıklanabilmiş değildir.
Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11
Bu Yazıyı Paylaşın | Bu yazıyı yazdırın | PDF olarak kaydedin