Ameller ve niyetlerden şeytan ayetlerine! Ne ilgisi var?
Çok ilgisi var. Şimdi ameller ve niyetlerin karmakarışık olduğu, neyin doğru neyin yanlış olduğunun belli olmadığı, herkesin birbirini suçladığı bir kaos ortamına gidiyorum.
Türk yazar Turan Dursun’u belki tanımazsınız, ya da unutmuşsunuzdur. Ancak aynı şeyleri söyleyen Hintli yazar Salman Rüşdi’yi hatırlarsınız, Şeytan Ayetleri kitabının yazarı. İslam dini ve Son Peygamber Haz. Muhammet hakkında söylediklerinden ötürü İran İslam Cumhuriyeti tarafından ölüm cezasına çarptırıldı ve canını İngiltere’ye kaçarak kurtarabildi. Basından okuduğum kadarıyla hâlâ İngiltere’de yaşıyormuş ve sözlerini geri aldığı için hakkındaki ölüm cezası kaldırılmış.
Turan Dursun ise Salman Rüşdi kadar şanslı değildi. 1990 yılında İstanbul’da evinin önünde vurularak öldürüldü.
Bu insanlar ölümü hak edecek kadar ne yapmış olabilirler? Yoksa söylendiği gibi yalan ve iftiralarla dini yıkmak mı istiyorlar? Okumadığım için Salman Rüşdi hakkında fikrim yok. Ancak Turan Dursun’u okudum ve işin doğrusu yalan söylemediğini itiraf etmeliyim. Gösterdiği kaynaklar önce Kuran, sonra da İslam’ın Kuran’dan sonra en temel taşları olan hadisler ve yazılı İslam tarihidir. İşte Taberi Tarihi ve işte meşhur şeytan ayetleri!
“ Bize bunu Humeyd söyledi, Ona ve arkadaşlarına Seleme, Ona da Muhammed bin Kâb el-Kureşî’den naklen İbn İshak şöyle anlatmıştır.
Tanrı elçisi kavmini çok sever ve hep onların iyiliğini isterdi. Onlarla yakınlaşmanın yollarını arar, fırsat buldukça da onlarla bu yakınlığı artırmaya çalışırdı. Pek ağır olan yükünü, kavmine olan sevgisi ve onlara olan düşkünlüğü hafifletiyordu. Ancak davetini kabul etmeyerek kendisinden yüz çevirmeleri ona çok zor geldi. Kureyşliler, - Allah’ın her şeyi dirilttiğini, öldürdüğünü ve rızk verdiğini biliyoruz. İlahlarımız onun huzurunda bize şefaat eder. Bizim ilahlarımıza saygı duyarsan, biz de seninle bir oluruz, diyorlardı. Peygamber bu üzüntü ile Allah’tan, kavmi ile kendi arasını yakınlaştıracak bir sebep yaratmasını diledi. Bunu kalbi ona telkin etti. Bunu arzu etti ve sevdi. Bunun üzerine Allah ona Necm suresini indirdi ki, sure şöyle başlar.
(Batmak üzere bulunan yıldızın hakkı için, arkadaşınız yolunu şaşırmadı. Yanlış yola sapmadı. Nefsinin arzusu ile de söylemiyor. Kuran, kendisine gönderilen vahiyden başka bir şey değildir. Bu vahyi ona pek kuvvetli ve heybetli olan Cebrail öğretti. O, yapması gereken vazifeyi hakkıyla yapar. O en yüksektedir, sonradan yaklaşarak ona daha yakın bir yere geldi. Allah’ın kuluna vahiy ettiklerini bildirdi. Peygamberin gözü ile gördüklerini kalbi yalanlamadı. Siz, gözü ile gördüğü bir konuda onunla çekişiyor musunuz? Muhammet onu daha önce de Sidretü’l Müntehâ’da görmüştü. Allah’tan sakınanların girecekleri cennet bu makamın yanındadır. Sidre’yi neler neler örtmüştü! Peygamberin gözü bir tarafa kaymadı ve sağa sola sapmadı. Muhammet orada Rabb’inin harikalarını gördü. Gördünüz mü Lât, Uzza ve üçüncüleri olarak Menat’ı? Erkek size, dişi Allah’a öyle mi? Bu paylaşım, ne kadar da haksız bir paylaşım! Bunlar sizin ve atalarınızın taktığı isimlerden başka bir şey değil. Allah, onların gerçekliği hakkında hiçbir bilgi indirmemiştir. Onlar sadece nefislerine hoş gelen bir zanna uyuyorlar. Necm 53/1-23. )
Peygamber, ( gördünüz mü Lât, Uzza ve üçüncüleri olarak Menat’ı ) ayetine geldiğinde, gönlü kavmine meyletti ve söylemesi gerekenleri söyleyemedi. Şeytan bu sevgiyle onun kalbine iki cümle telkin etti ve O şöyle dedi,
( Gördünüz mü Lât, Uzza ve üçüncüleri olarak Menat’ı? Yükseklerden uçan turna kuşları gibidirler ki, bunların da şefaatleri umulur.) Kureyşliler, Peygamberin bu sözlerini işittiklerinde çok sevindiler. Peygamberin kendi ilahlarını bu şekilde anması hoşlarına gitti.
Bu Yazıyı Paylaşın | Bu yazıyı yazdırın | PDF olarak kaydedin