İşte eskilerden bir görüş daha,
“ Ayette kullanılan Garanik, gurnuk kelimesinin çoğulu olup kürklüler familyasından bir su kuşunun adıdır. Beyaz tenli güzel delikanlı veya bitki köklerindeki yumuşak tüy anlamına da gelir. Bu anlamların hiç biri putlara uygun değildir ki garanik densin! Bu ancak, Arap dilini iyi bilmeyen ve inceliğinden anlamayan acemlerin uydurmasıdır.”
Ve işte sayın Süleyman Ateş’in karşı görüşü,
“ Biz Kasımi’nin bu görüşüne katılmıyor ve olayın tamamen uydurma olduğunu sanmıyoruz. Kuş veya delikanlı anlamları da pekala putlara uyar. Çünkü Araplar putlarını, meleklerin sembolleri olarak biliyorlardı ve melekleri de kuş veya beyaz tenli gençler olarak düşünüyorlardı. Bize göre olayın bir aslı vardır.”
Şimdi, böyle bir hadise olmamıştır diyenleri bir yana bırakıyor, olmuştur veya olabilir diyenlerin görüşlerini almaya devam ediyorum.
“Katade’nin Mukatil’den rivayetine göreyse, Peygamber sureyi okurken uyuklamış ve bu sözler o sırada dilinden çıkıvermiş.” 2
Müslümanlar, “Namazda uykusu gelen yatıp uyusun, ta ki ne okuduğunu bilsin.” 3 diyen Peygamberlerinin, Kuran okurken uyuklamış olmasını nasıl akıllarına getirebilirler?
Görünen o ki, Müslümanların bazısı bilgisizliğin getirdiği inanılmaz bir şaşkınlık içindedir.
Geri kalan büyük bir çoğunluğu ise, olayın gerçekliğini kabul etmekle birlikte bu sözleri Peygamberin söylediğine inanamazlar. Çünkü ayetten bu sözleri şeytanın söylediğini çıkarmaktadırlar. Süleyman Ateş bu büyük çoğunluğun düşüncelerini şu cümlelerle dile getiriyor.
“ Kuran’ın ayetlerinden, rivayet edilene benzer bir olay yaşandığı anlaşılıyor. Ancak kanaatimize göre bu olaydaki ilave cümleyi Peygamber kendisi söylememiştir. Bu cümle, onun anlatmaya çalıştığı ve uğruna türlü cefalara katlandığı tevhit prensibine aykırıdır.
Bilindiği gibi Peygamber her fırsatta inanamayanlara Kuran okumaya çalışır, bazıları da onun çevresinde toplanıp dinlerlerdi. Peygamberin söylediklerini merak ederek gelenler olduğu gibi, gürültü yaparak sohbeti bozmak veya alay etmek maksadı ile gelenler de olurdu. İhtimaldir ki, Peygamber Kabe’nin yanında Necm suresini okurken, ( Gördünüz mü Lât, Uzza ve üçüncüleri olarak Menat’ı) ayetine gelmiş ve kötü maksatla dinleyen müşriklerden biri Araplar arasında çok bilinen bir şiirin devamını mırıldanıvermiştir. Veya o adam halk arasında, Peygamberin böyle söylediğini yaymıştır. Nitekim El-Bakıllani de şöyle diyor, - Peygamber Kuran’ı dura dura okurdu. Şeytan işte bu duraklarda araya girmiş ve onun okuyuşunu taklit ederek bu sözü söylemiştir.”
Şimdi bir örnek daha. Pakistanlı Ebu’l Alâ Mevdûdi’nin Türkçe’ye de çevrilen Tefhimu’l Kuran isimli tefsirinden kısa bir özet,
“ Hafız İbn Hacer gibi hadis alimleri, Ebu Bekir el-Cessas gibi fakihler, Zemahşeri ve İbn Cerir gibi akılcı müfessirler bu hikayeyi doğru kabul ederler. İbn Hacer şöyle der,
- Bu hadisin senetleri, bir tanesi hariç ya zayıf yada kesik olmasına rağmen, hadisin bu kadar çok kimseden rivayet edilmesi hikayede bir doğruluk payı bulunduğunu gösterir. Senedi sağlam olan hadis Said ibn Cübeyr hadisidir ki, İbn Abbas’tan rivayet edilmiştir. Taberi’nin zikrettiği diğer iki hadisin ravileri de Buhari ve Müslim tarafından güvenilir bulunmuşlardır.
Diğer taraftan bu hikayenin tamamen asılsız olduğunu söyleyen bir çok alim de vardır. İbn Kesir der ki,
- Bu hadisin hiçbir isnadı sahih değildir ve sahih bir yolunu bulamadım.
Beyhaki der ki,
- Bu hikaye, rivayet kurallarına göre doğruluğu ispatlanmamış bir hikayedir.
Kadı Iyaz der ki,
- Bu hadisin altı sahih kitabından hiç birinde yer almaması ve ravilerinin güvenilir olmaması, onun zayıflığını gösterir.
Bu Yazıyı Paylaşın | Bu yazıyı yazdırın | PDF olarak kaydedin