Mürit Kefer

Mürit Kefer’in Hatıra Defteri

Allah’ım, şu eskiler ne akıllı insanlarmış! Dünya gerçekten, güneşin üzerinde doğup battığı büyük bir mağara gibiydi ve insanların pek çoğu derin bir uykudaydılar. Tıpkı, Yedi Uyuyanlar! Hafta yedi gün, yıl on iki ay sürekli uyuyorlar! Uyanmak kendini bilmek, kendini bilmekse Allah’ı bilmek demekti. Düşünseler, sonsuz varlığın içinde bir insan nedir? Sadece bir hiç! Uyanıp Allah’ı bilmek hiç olduğunu anlamaktı ve buna yaşarken ölmek deniyordu.
Sonra Taif’i, Yalil oğullarını ve bağırıp çağırarak kendisine taş atan çocukları hatırladı. Gerçi çocuklar masumdur bilmezler ama, ya büyüklere ne demeli? Ne âlemin altı günde yaratıldığından haberleri var, nede yedinci gün yaratılan insandan. Allah’ım, bu uykuyu ne kadar da çok seviyorlar! Neyse ki Allah var ve uyuduklarını biliyor. Allah’ın onları bu uyku halinde bile seviyor olması onu rahatlatmıştı.
Sonra Nuh’u, gemisini ve tufanı hatırladı. Her hayvandan bir çiftin sığabildiği o koca geminin, boşlukta yüzen ve üzerinde yaşadıkları dünya olduğunu niçin anlayamıyorlar acaba? Bir bilseler ki Nuh’un, hadi bin de kurtul diyerek çağırdığı o biricik evlat kendileridir. Ah, bir bilseler büyük tufanın yaşadıkları dünya hayatı olduğunu ve hâlâ devam ettiğini! Bir bilseler geminin ambarında birbirine karışan buğday, nohut ve fasulyenin de kendilerini anlattığını ve her yıl pişirdikleri tatlı aşurenin bu tufandan sonra gelecek bir cennet olduğunu!
Kuru otla doldurulmuş yatağına uzandı. Artık kendisi de uyuyabilirdi. Sabah uyandığı vakit, dostu Ebu Bekir’e ne söyleyeceğini biliyordu.
“ İnsanlar uykudadır. Ölünce uyanırlar.” 7
***
Birkaç gün geçtikten sonra Peygamber yine derin düşüncelerdedir. Evet insanların uykuda olduğu doğru ama, biz gelemiyoruz sen bize yaklaş diyen bu insanlar için kendisi de bir şeyler yapamaz mı? Onları düşünürken, önce saygı göstermesini istedikleri putlar hatırına geldi. Sonra da Araplar arasında meşhur bir şiirin mısraları.
“Lat, Uzza ve üçüncüleri Menat, yüksekten uçan turnalar!”
Peygamber kendi kendine yine gülümsedi. Hiçbir şeyin hiçbir yerden uçtuğu yoktu. Çünkü hak olan gerçeğin kendisidir ve uçan anlayıştır. Putlara saygıdan söz edenler, gerçekte kendilerine saygı duyulmasını istiyorlardı.
Sahi, put nedir? Son Peygamber, put kavramının sadece taşlardan ağaçlardan oyulmuş heykellerden ibaret olmadığını biliyordu. Allah’ı görmek, Onun varlığını, gerçekten var olduğunu anlayıp inanmak demektir ve kolay değildir. Miraca çıkmak ve gözü gerek dünyanın, gerek cennetin nimetlerine takılı kalmadan huzurda durabilmek herkesin kolayca yapabileceği bir şey değildir. Bu nedenledir ki insanlar, anlayışlarının bittiği yerde ne gördülerse ona inanıp onu severler. Bu yüzdendir ki kiminin putu Lat Menat iken, kiminin para, kiminin şehvet, kiminin şöhrettir. Hâttâ insan ibadetlerini bile putlaştırmıyor mu?
Şu halde onları ayıplamaya hakkı yoktur. Hem sonra dinden maksat Allah’ı bilmek değil mi? İyi ahlak sahibi olmak değil mi? Evet, evet! Onlara yaklaşabilir ve onları kazanabilir. Gerçi Allah’ı emrettiği gibi vasıtasız bilmek daha doğru ama, ne çare? Belki zamanla onlar da anlarlar. İslam kolaylık dini değil mi?
İçinde geleceğin ayetleri uçuşuyor,
“ Allah her bir kimse için ayrı bir yol göstermiştir . Herkesin bir yönü vardır, ona döner. O halde hayırlarda yarışın. Bakara 2/148.”
“ Yüzünüzü nereye çevirirseniz, Allah’ın yüzü oradadır. Bakara 2/115”
“ Nerede olursanız olun, Allah sizinle beraberdir. Hadid 57/4”
Ertesi gün Kabe’ye doğru yürürken artık onları nasıl kazanacağını biliyordu ve Necm suresi ezberinde idi.
Kabe’nin gölgesinde konuşmakta olan küçük bir topluluğun yanında durup selam verdiğinde, oturanlar konuşmalarına ara verip selamı aldılar. Peygamber sohbete katılmak üzere izin istediğinde biraz tedirgin olmuşlardı ama belli etmediler. Kısa süren bir sessizlikten sonra sohbet yeniden açıldı. Kabe’nin yanında ne konuşulur? Elbette dinden imandan! Söz sırası kendisine geldiğinde Peygamber bir süre Allah’tan ve sıfatlarından bahsetti. Sonra da, söz ettiğimiz Necm suresini okumaya başladı. Surenin, ( Gördünüz mü Lât, Uzza ve üçüncüleri olarak Menat’ı? ) ayetine gelmişti ki, uzun bir süredir içinde uçuşan meşhur mısraları ağır ağır aktarmaya başladı.

Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 9

Bu Yazıyı Paylaşın | Bu yazıyı yazdırın | PDF olarak kaydedin

Kapat
E-posta ile paylaş