Mürit Kefer

Mürit Kefer’in Hatıra Defteri

Var mıydınız? Hayır, yoktunuz. Turan Dursun’a verilen tek cevap öldürücü bir kurşun oldu.
Biliyorum deniz çok büyük ve dalgalar pek azgın. Bu nedenle, anladığımı zannettiğim sadece beş suret seçtim. Süslü bir kilim, hasta bir deve, dikenli bir ağaç, bir tutam saç ve eski bir mescit.
Süslü bir kilimin hikayesi yeter mi?
***
Yıl 622. Mısırdaki piramitler 3000 yıllık, Çin setti 1500 yıllık harabedirler ve İstanbul’da Ayasofya kilisesi bitmek üzeredir. Büyük Roma kesme taştan köprüler, su kemerleri ve yollar yaparak doğuya doğru yürümektedir. Roma lejyonları muhasara ettikleri kale surlarına artık ateşli mancınıklarla saldırmaktadırlar. Evrende her şeyin sürekli bir oluşum ve sürekli bir değişim içinde olduğunu savunan Efesli Heraklitos öleli 1000 yıl olmuş, eski Yunan tiyatrolarını çoktan otlar bürümüştür.
İşte o günlerde Son Peygamberin Medine’de oturacağı tek gözlü odacıklar çamurdan dökülen kerpiçlerle örüldü ve çamurla sıvandı. Damına hurma kütükleri uzatıp, ince hurma dallarıyla kapadılar. Biri kapının yanında ve biri karşı duvardaki iki küçük pencere tahta kepenklerle örtüldü.
Arap yarımadası, dünyanın dışında çöle terkedilmiş başka bir dünya gibiydi sanki. Gerçi şehirde zengin tüccarlara ait iki katlı taş konaklar yok değildi ve Araplar dünyada neler olup bittiğinden hepten habersiz değildiler ama, çölün ortasındaki bu şehirlerde hem ihtiyaç duymazlar, hem de gerekli ekonomik gücü ve teknolojiyi bulamazlardı.
İşte o günlerden birinde son Peygamberin eşi Haz. Ayşe, odasının duvarlarını süslemek veya pencerelere asmak üzere Medine pazarından iki kilim satın aldı. Birinde kuş resimleri, diğerinde kanatlı bir at resmi vardı ve onları pencerelere astı. Sonra?
Sonrasını Enes bin Malik anlatıyor,
“ Peygamber kısa bir süre sonra ona,
- Ya Ayşe, şu perdelerini karşımdan al. Namazda beni meşgul ediyor, gördükçe dünyayı hatırlıyorum! dedi.” 3
Bazı kaynaklarda yukarıdaki hadisin bir devamı olarak, bazı kaynaklarda ise ayrı bir hadis olarak anlatılan ve sonuçta bu kilimlerin minder yapıldığı anlaşılan başka bir hadiste Haz. Ayşe şöyle diyor,
“ Üzerinde hayvan resimleri olan ufak şilteler hazırlamıştım. Peygamber odaya girerken gördü ve kapıda durup,
- Bunlar da nedir? diye sordu. Ben,
- Oturursunuz veya yaslanırsınız diye sizin için hazırlamıştım, dedim. Bunun üzerine Peygamber,
- Bu suretleri yapanlara kıyamet gününde muhakkak azap olunur. Hadi bakalım, yaptığınız bu suretlere can verin denir. Bir ev ki içinde suretler vardır, artık o eve melekler girmez buyurdu.” 4
Galiba bu nedenle olmalı, bugün Müslümanlar içinde resim veya fotoğraf bulunan odalarda namaz kılmazlar. Kılmak zorunda kalırlarsa da, ya duvardan indirir veya üzerini örter öyle kılarlar.
Acaba gerçekten bu kadar basit, anlamsız ve ilkel midir bu anlatılanlar?
***
Yıl 630. Son Peygamber kederli terk ettiği Mekke şehrine geri dönmüştür. Birkaç kişi hariç genel af ilan edilmiş, tüm şehir halkı henüz tam olarak anlamasalar bile Müslümanlığı zoraki kabul etmişlerdir. İşte o günlerde Kureyşin ileri gelenlerinden Ebu Cehm Peygambere yeni bir cüppe hediye eder. Bu cüppe, ön kenarları sırmalı, damga desenleri olan ve yumuşak siyah yünden dokunmuş nadide bir Şam cüppesidir. Son Peygamber onu giyer. Sonra neler olduğunu eşi Haz. Ayşe anlatıyor,

Sayfalar: 1 2 3 4 5

Bu Yazıyı Paylaşın | Bu yazıyı yazdırın | PDF olarak kaydedin

Kapat
E-posta ile paylaş