“ Peygamber, üzerinde damgalar bulunan nadide bir siyah cüppe içinde namaza durmuşlardı. Namaz kılarken gözü bu damgalara takıldı. Namazı tamamlayınca cüppeyi çıkardı ve,
- Bu cüppeyi Ubu Cehm’e geri götürün de onun daha sade bir cüppesini bana getirin. Zira az önce, az kalsın namazda beni meşgul edecekti, buyurdu.” 5
Hadisin altında müellifin kısa bir açıklaması var ve şöyle diyor,
“ Bu hadisi okuduktan sonra, Peygamberin namazda iken olur olmaz şeyleri hatırına getirip ibadetin ruhundan uzaklaşabildiğini kabul etmek mümkün değildir. Çünkü bırakın kendisini, arkasından gelenlerin arasında bile öyle insanlar vardır ki hayret edilir. Nitekim tabiinden Müslim bin Yesar namazda iken tavan çöküp yanı başına düşmüş de haberi bile olmamış. Dolayısıyla Peygamberin bu davranış ve sözlerinde, henüz yeni Müslüman olmuş Mekkelileri ibadetin ruhuna yaklaştırmak amacı vardır.”
Hayır, bu açıklama yeterli değil. Peygamberin sözleri ile açıklamanın söz ettiği ibadet ruhu arasında hiçbir ilgi yok. Bence Peygamber başka bir şey anlatmak istiyor olmalı. Bakalım şu süslü perdelerin izleri nereye gidiyor?
“ Haz. Ömer bir gün, mescidin kapısında Utarid bin Hacib’e ait ipekli bir cüppe satıldığını görmüştü. Peygambere,
- Ey Allah’ın resulü! Bunu alsanız da cuma günleri veya yabancı heyetleri kabul ettiğiniz günlerde giyseniz, demişti.
Peygamber bu teklife şöyle cevap verdi,
- Bunu ahretten nasibi olmayanlar giyer.” 6
Yıl 626. Son Peygamber komutanlarından Halit bin Velid’i kuzeye, Cendel beyi Ukeydir üzerine gönderir. Çıkan çatışmada Cendel beyinin kardeşi öldürülürken kendisi de esir edilir. Anlaşmaya mecbur kalan Ukeydir, Peygambere sarı çubuk desenli ipek bir kaftan gönderir. Devamını Ukbe bin Âmir anlatıyor,
“ Peygambere sarı çubuk yollu ipekli bir kaftan hediye edilmiş ve Peygamber onu giydikten sonra namaza durmuştu. Namazdan çıktıktan sonra, onu giymiş olmak gücüne gitmiş gibi şiddetle çıkarıp atarak,
- Allah’tan korkanlara bunu giymek yakışmaz! buyurdu.” 7
Özel durumlar hariç hediyeleri geri çevirmek nezaket açısından doğru değildir ve Peygamber hediyeleri kabul ederdi. Peki, bu ipek kaftanı niçin çıkarıp atmış olabilir? Bakalım neden çıkarıp atmış?
“ Çölde elbiselik kumaş Şam’dan, yada Yemen yoluyla Hindistan ve Çin’den gelirdi. Kumaş ve elbise dışardan geldiği için pahalıydı ve Müslümanlar fakirdi. Fantezi elbiseler kenarda dursun, giyecek tek kat elbiseyi bile zorlukla bulabilirlerdi. Hâttâ öyle ki, mescitte namaz kılınırken erkekler eğildiğinde bacakları açılırdı da, arka sıralarda bulunan kadınlara, erkekler doğruluncaya kadar başınızı kaldırmayın denirdi.” 8
Cabir bin Abdullah o fakirlik günlerini şöyle anlatıyor,
“Buvat seferine giderken bir gece bir iş için peygamberin yanına gittim. Namaz kılıyordu. Ben de belime sarılı peştamalı vücuduma sarıp yanında namaza durdum. Namazdan sonra işimi arz edip görüştükten sonra, - Niçin böyle sarındın? diye sordu. (Muhtemeldir ki Cabir gövdesini örtmeye çalışırken bacakları açıkta kalmıştır.) Ben de,
- Biliyorsun bundan başka elbisem yok, dedim. Bunun üzerine bana,
- Elbisen büyük olursa ona sarın, ama böyle küçük olursa peştamal gibi beline bağla, dedi.” 9
İşte bir örnek daha. Habbab yıllar sonra Uhut savaşını anlatıyor,
“Musab bin Umeyr Uhut günü şehit olmuştu da, onu saracak bir kefen bulamamıştık. Bu aziz şehidi kendi elbisesine sarmağa çalışırken, başını kapasak ayakları, ayaklarını kapasak başı açılıyordu. Bu yoksulluk karşısında Peygamber bize şehidin başını örtmemizi ve ayak ucunu otlarla örtmemizi söyledi.” 10
Bu Yazıyı Paylaşın | Bu yazıyı yazdırın | PDF olarak kaydedin