Çalışmanın bu bölümü içimde sakladığım ve anlatmayı hiç düşünmediğim hatıralardı. Ancak geçen zaman ve gelişen olaylar artık anlatmamı zorunlu kılıyor.
Tam olarak hatırlamıyorum ama galiba on iki yıl kadar önce olsa gerek, Peygamberin hatıralarını okumaya başladığım yıllar. Kendisini ziyarete gittiğim bir gün Dede hocasından söz açmıştı;
- Rahmetli şeyhim hafız ve büyük bir âlim idi. Buna rağmen kendisine bir şey sorulduğunda tevazu gösterir, biz hâlâ medreseden çıkamadık derdi.
Sonra konuyu Kuran’a taşıdı;
- Kuran Allah kelamıdır, en büyük bilgidir. Kendi ifadesiyle ağaçlar kalem, denizler mürekkep olup yazsa bitmeyecek bir bilgi. Hocam yıllarını vermiş bitirememişti, herhalde benim ömrüm de yetmez. Bakalım bu bilgideki senin payın ne kadar olur?
Kuran mı? Birden eski bir tehdidin öfkesi kımıldanıyor içimde,
“ Ey iman edenler! Allah’a, Peygamberine, Peygamberine indirdiği Kitaba ve daha önce indirdiği kitaplara iman ediniz. Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve kıyamet gününü inkar ederse tam manasıyla sapıtmıştır. Nisa, 4/136”
Sonra bir ümitle ürperdiğimi hissediyorum. Sakın aradığım o Allah Kuran’ın sayfaları içinde saklanıyor olmasın?
İyi de Kuran’ı anlamak büyük iş, başarabilir miyim ki?
Sonraki yıllarda okuduklarımın her kelimesine, hâttâ her harfine başka bir gözle bakar oldum. Çok istiyorum ama benim için o kadar zor ki! Arapça bilmem, artık unutulan kuş dilinden anlamam. Ama bırakmadım, Hece hece, kelime kelime yürüyorum ve Dede çalıştığımın farkında.
***
Yıl 1996, Haz. Cebrail ile yeni tanıştığım günler. Oldukça heyecanlıyım ve bu farklı anlayışı Dedeye açmak istiyorum. Ama kolay mı? Aylar süren bir kararsızlık döneminden sonra dayanamayıp açtım,
- Dede, biliyorsunuz uzun zamandır hadislerle meşguldüm. Hepsini tam olarak anladığımı söyleyemem ama, anlayabildiğim bazıları beni bilinenden farklı bir anlayışa götürdü ve ben de bunu size açmak istedim.
- Nedir o?
- Haz. Cebrail!
Dede başını önüne eğip sustu,
- Notları size okumamı ister misiniz?
Dede başını kaldırmadı,
- Hayır, şimdi yapacak başka işlerimiz var. Belki daha sonra.
Peki dedim, bir bildiği olmasa istemez mi!
***
Üç yıl sonra, 1999 yılı başlarında yıllardır beklediğim an geldi. Ramazan bayramı öncesi bir akşam, eşim Dedenin çağırdığını söyledi. Konuşacağı bazı özel şeyler varmış. Galiba Haz.Cebrail’den söz edecek?
Gittim, merakla bekliyorum. Kahvesini içerken beklediğim soruyu sordu,
- Bugünlerde nelerle meşgulsün?
- Gündelik işleri kastediyorsanız çok şükür iyi, gidip geliyorum.
- O kadar mı?
- Hayır, geceleri de çalışıyorum. Haz. Cebrail anlayışından sonra başka konuları anlamaya çalışmıştım, bu arada yeni başlıklar oluştu.
Bu Yazıyı Paylaşın | Bu yazıyı yazdırın | PDF olarak kaydedin