- Neler mesela?
- Mesela miraç, kıyamet.
Dede başını öne eğip sustu, birini anlatmamı isteyecek mi? Yanılmışım, kısa süren derin bir sessizlikten sonra elimdeki çayı yutkunurken tekrar sordu,
- Senin namazın ne halde?
Ne ilgisi var? Yirmi yıldır bir iki hatırlatma hariç ısrar etmediği bir konuyu bu ortamda dile getirmenin anlamı ne?
- Bildiğiniz gibi, cumalara gitmeye çalışıyorum.
- Hayır olmaz, namaz kılmadıkça olmaz!
Bir an sarsıldım, ne demek olmaz?
Son bir umutla atıldım,
- Ama Kuran!..
Hayır cevap vermiyor, anladım bu konuyu kapatacağız. Ben de sustum.
Döndükten sonra olanları eşime anlatıp sordum,
- Dede ne yapmak istiyor olabilir?
- Doğrusu ben de anlamadım.
Meğer o gece anlamamışım, gün geçtikçe daha çok içime oturmaya başladı. Dede beni namaza zorluyor öyle mi?
Materyalizm haklıymış, idealizm nihayet karanlık dişlerini gösterdi.
Dedeyle tanıştığım yıllar ve ona verdiğim söz geliyor aklıma. Hayır, asla! Yıllarca ona verdiğim söze ihanet etmediğim gibi, bilimsel gerçeğe verdiğim söze de ihanet etmeyeceğim. Namazı bilmiyorum ve hiçbir şey için de bilmediğimi yapacak değilim.
Eşim çok öfkelendiğimin farkında teselli etmeye çalışıyor,
- Boş ver, aldırma. Dede oldukça yaşlandı ve hâlâ kendi zamanında yaşıyor.
- Hayır yaşlılık değil, bu başka bir şey. Ama ne olursa olsun bana bunu yaptıramaz. Sadece namaz kıl dese alınmayacağım, fakat bunu Kuran’a bağlaması gücüme gidiyor.
Sonraki aylarda Dedeyle aramıza görünmez bir mesafe girdi. Çalışmayı bıraktım. Bitti öyle mi? Evet bitti. Esasen her şeyin bir sonu yok mu? İçimde tarif edilmez bir gariplik, bir yalnızlık.
Allah mı? Hayır, çok yoruldum ve artık aramaktan vazgeçtim. Bana yürüyerek gelene ben koşarak gelirim diyordu ya (1), madem öyle şimdi biraz da o arasın.
***
Gün battı, vakit akşam. Soğuk ve karanlık sokaklara terk edilmiş bir kedi yavrusu gibi yalnızım. Din yok, kitap yok, hiçbir şey yok.
Hâttâ yeni yeni tanıyıp sevmeye başladığım Peygamber bile yok. Vakit kederli bir Hayyam vaktidir.
“ Nerdesin? Sana baş kaldırmışım işte,
Karanlıklar içindeyim, ışığın nerde?
Cenneti ibadetle kazanacaksam eğer
Senin ne cömertliğin kalır bu işte? ” 2
Vakit akşam, hava karardı. Artık gidemem. Yoksa geri mi dönsem? Hayır çok geç, dönersem kaybolurum. Söyle ey Cebrail ne yapayım, kimin yanına gideyim?
Akşam yemeği sonrası kapı çalındı, gelen Enişte ve abla.
- Hoş geldiniz, geçin.
- Kaç gündür görüşemedik, özledik. Hadi bir çaya gidelim dedik.
Çaylar gelir gelmez ikimiz birden sigara paketlerine saldırdık, o bana ikram ediyor ben ona. Abla araya girdi,
- Ramazanda bütün gün içmeden ne güzel durabiliyorsunuz, ne olur daha sonra da içmeseniz.
Sohbet sigaradan ramazana, ramazandan dine tırmandı. Enişte şahit olduğu bir olayı anlatıyor;
- İnsanların inanışları anlaşılır gibi değil. Bizim orda bir avukat var, orta yaşı geçmiş beyefendi biri. Ne Allah var ne kitap, ne namaz var ne niyaz. Ancak bu ramazanda ne yaptı biliyor musun? Bizim bürodaki sekreter kız hastalanmış, bütün ramazan ilaç alması
Bu Yazıyı Paylaşın | Bu yazıyı yazdırın | PDF olarak kaydedin