Mürit Kefer

Mürit Kefer’in Hatıra Defteri

Mekkelilerin din zannettikleri anlamsız inanışlarını eleştirir, putlardan uzak kalır, çevresinde bulunanları daha insancıl ve iyi ahlaklı olmaya davet ederdi. Haz. Ebu Bekir’in büyük kızı Esma çocuk olmasına rağmen o günleri hatırladığını söylüyor;
- Zeyd bin Amr bin Nüfeyl’i çok yaşlı bir ihtiyarken gördüm. Ayakta durmuş ve sırtını Kabe’ye dayamış şöyle sesleniyordu ;
- Ey Kureyşliler! Vallahi siz hiçbiriniz İbrahim dini üzere değilsiniz!
Zeyd fakir ve yetim kızları himayesine alıp büyütür, kız büyüyüp serpilince de ailesine; Dilerseniz size teslim edeyim, dilerseniz yine ben bakayım deyip bakımına devam ederdi.
Bir rivayete göre, ömrünün sonlarına doğru Mekke’deki meşhur Hira dağında bir mağaraya kapanmış ve tefekkürle meşgul olmuştur.” 4
Bütün bu olumsuzluklara rağmen Zeyd’in o günlerde kendisinden daha genç, çok özel bir dostu oldu. Bu genç dost, daha sonraları yaşlı dostu gibi yine Hira dağında itikafa çekilecek ve Son Peygamber olduğunu söyleyecek olan Haz. Muhammet’tir!
Buhari bir hadiste Peygamberin o günlerden kalan bir hatırasından söz ediyor. Hadis, sözün önemini anlamayan ve kendi aklınca Peygamberi korumak isteyenlerce çarpıtılmak istenmiş olsa da gerçeği haykırıyor. İşte Peygamberin bizzat kendisinin anlattığı gerçek!
“Bir gün Zeyd bin Amr bin Nüfeyl ile birlikte Beldah mevkiinin aşağılarında bir bedevi çadırına misafir olmuştuk. Sofra kurup yemeğe davet ettiler. Sofrada et de vardı. Zeyd yemedi, ben de yemedim. Sonra Zeyd şöyle dedi ; Ben sizin putlar adına kestiğiniz etten yemem. Ben sadece Allah’ın ismiyle kesilenden yerim. Koyunu Allah yarattı. Onun için gökten yağmur indirdi, yerden de bitki çıkardı. Ama siz onu Allah’ın ismini anmadan kesiyorsunuz.” 5
Son Peygamber, yıllar sonra Medine’de Zeyd bin Amr bin Nüfeyl’i soranlara şöyle demektedir,
“ Ben son Peygamberim ve benden sonra peygamber gelmeyecektir. İsa ile benim aramda da başka peygamber yoktur. Lakin Zeyd kıyamet günü tek başına bir ümmet olarak diriltilecektir.” 6
Durdum, yoksa farkında olmadan başka bir şeytan ayetleri kitabı da ben mi yazıyorum? Hayır. Sadece bütün din kitaplarının yazdığı, Fatih medreselerinde dersiamlık yapan eski hocaların korkmadan okuttukları ders notlarını okuyorum.
Rahmetli Turan Dursun’un kendisine öğretilen temelsiz bir din anlayışını niye terk ettiğini, Dedenin geçmiş yıllarda okumamı niçin yasakladığını şimdi daha iyi anlıyorum. Vahiy ve Cebrail kavramlarını anlamadıkça bu hatıralardan söz etmek mümkün değildir. Oysa ki artık benim için ürkütücü değil. Çünkü bu okuduklarım Son Peygamberin görüp dinlediği gerçek bir Cebrail’i anlatıyor. Anlıyorum ki Zeyd bin Amr bin Nüfeyl, Peygamberin insan suretinde gördüğü Haz. Cebrail’in belki de ilk suretidir.
***
Ey Peygamber! Allah zaten görünmüyordu ama, artık şimdi sen de görünmüyorsun. Tahmin ettiğin gibi seni başta Müslümanlar inkar etti. Olmamış ve hiç olmayacak mucizelerle seni bir kez daha öldürdüler. Kabrimi tapınak yapmayın demiştin, yaptılar. Beni Allah’ın üzerine çıkarmayın demiştin, çıkardılar. Galiba yalan da çoğaldı. Söylediğin gibi dünya malını seviyor, kendilerinden istenmediği halde yemin edip, istenmediği halde şahitlik ediyorlar. Anlattığın doğruluk ve iyi ahlaktan bugün geriye kalan sadece derin bir bilgisizliktir.
“ Sana şüphe veren şeyi terk et, emin olduğun yere ulaşıncaya kadar git. Çünkü şüphe yalan, ancak kalbin tasdik ettiği doğrudur.” 7 diyordun ya, işte bütün şüphelileri terk edip yürüdüm ve ortada Allah’tan başka hiçbir şey kalmadı. Hâttâ sen bile yoksun!
Ben şimdi görmediğim bir Allah’ın birliğinde yapayalnızım. Yoksa senin de istediğin bu, Kuran’ın söz ettiği hanif bir inanç bu muydu?
Öyle ya! Peygamber de olsan, son da olsan, Allah’ın eşsiz varlığının yanında sen de ancak benim gibi bir kul değil misin?

Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7

Bu Yazıyı Paylaşın | Bu yazıyı yazdırın | PDF olarak kaydedin

Kapat
E-posta ile paylaş